Bana Bir Masal Anlat Baba

Tarih

Küçükken çok hareketli, sürekli sorular soran ve yaramazlık yapmayı seven bir çocuktum. Hala bayramlarda büyüklerle bir araya gelindiğinde yaptığım muziplikler anlatılır ve beraberce güleriz. Gece yatma vakti geldiğinde de yine şirinler, uyumamak için ne gerekiyorsa yapardım. O zamanda görev yine anneye, halaya düşer bana masallar anlatıp uykuya dalmamı sağlarlardı. En çokta halamın masallarını severdim. Ayağına diken batan horozun maceraları, Keloğlanlar, Kırk Haramiler ve daha niceleri….
İlkokula başladığımda ise kahvaltı yaparken radyodan bin bir gece masallarını dinler ve hiç bitmediği içinde her hafta merakla devamını beklerdim. Büyüdükçe masallardan hikayelere geçtim ve gerçek hayatta da aslında hikayeleştirebilmenin ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha da fazla fark etmeye başladım.
Her hikaye kendine özgüdür. Karakterler, nerede ve nasıl geçtiği, kendine ait kurgusu, başlangıcı ve bitişi farklıdır. Ancak nihayetinde verilmek istenen mesaj ya da mesajlar vardır. Bir olaydan, anlatılan hikayeden ders çıkarmak anlamına gelen kıssadan hisse deyimi de buradan gelmektedir.
Mukaddes kitabımız Kur-an’ı Kerim 604 sayfadır, ancak yapılması ve yapılmaması gerekenler sadece maddeler halinde yazılsaydı herhalde 20-25 sayfalık bir kitaptan ibaret olacaktı. İnsan doğası gereği yapması ve yapmaması gerekenlerin nedenini arar, sorgular ve böylece daha kolay bir şekilde kabullenip içselleştirebilir. Bu nedenle yaradan da bizim mizacımıza uygun, anlayabileceğimiz bir şekilde Mukaddes kitabımızı peygamberimiz vasıtasıyla içinde kıssadan hisseler çıkarılacak hikayelerle bezenmiş bir şekilde indirmiştir.
İnsanoğlu yapılanı, yapma nedeniyle anladığı her şeyi daha kolay bir şekilde kabul eder. Tamda bu sebepten hikayeleştirme ve bunun nasıl yapılacağı önem kazanır. İyi bir konuşma veya güzel bir hikaye anlatma sanatı, dinleyenlerde heyecan uyandırır, ilham verip motive eder ve onları içine alıp keyifli bir yolculuğa çıkarır. Bunun farkında olup planlı bir şekilde kullanan liderler tarihin her döneminde büyük kitleleri peşlerine takıp efsaneleşmişlerdir.
Günümüzde de şirket amaçları, hedefler, kişisel başarılar, markaların zihinlere kazınması veya karşı tarafa etkilemek ve aktarmak istediğiniz her konuyu hikayeleştirerek çok etkili bir şekilde aktarabilirsiniz.
Bazı insanlar zeki ancak başarısız olabilirler. Bunun ana sebebi, yüksek IQ seviyesine sahip olmasına rağmen EQ seviyesinin düşük olmasıdır. (EQ = Duygusal zeka, insanın duyguları anlama, kontrol etme, değerlendirme ve ifade etmesinin bütünüdür.) Duyguları anlayan, empati kurabilen ve bunu yansıtan insanlar bunu bir de güzel bir şekilde hikayeleştirebilirlerse en yüksek mertebelere kadar çıkabilirler.
Dünyanın en büyük ve bilinen şirketleri, onlarca hatta yüzlerce ülkede çalışanlarını aynı hedefler doğrultusunda ve büyük bir şirket aidiyetiyle çalıştırabilmektedir. Bunun yolu ise en üst yönetimden en alt kadrolara kadar tüm çalışanlara şirketin vizyon, misyon ve stratejilerini net bir şekilde aktarabilmeleridir. Büyük lansmanlar, eğitimler, şirket dışı aktivitelerin hepsinin odağında ve içinde bu öncelikler vardır. Şirketlerin yol haritalarını çalışanlarına aktarabilmelerinin en etkili yolu yine tüm bunları hikayeleştirebilmeleridir. Şirketlerin başarılı tarihçeleri, ödüllü çalışanları, değişik markaların aldığı ödüller… Bunların hepsi hikayenin bir parçasıdır ve iyi harmanlandığı zaman muazzam bir birleştirici etkisi vardır.
Her güçlü markanın kendine has özel bir hikayesi vardır. Tüketicilere ulaşmak, onların akıllarında kalıp ilk tercihleri olmak içinde bu hikayeleri destekleyen reklamları kullanırlar. Her meraklı insan hikayeleri bilmek ve onların bir parçası olmak ister. Şampuan reklamlarındaki prenseslere layık özenilesi saçlara sahip olmak, kullandığı koku ile karşı cinsi bir anda cezbetmek, çocuklarına en iyi ve kaliteli gıdaları sunmak, o özel kıyafetleri giydiğinde çevresinin gözdesi olmak ve daha niceleri…
Doğru hikayeleri samimi bir şekilde yazan, kahramanlarını yaratan reklam departmanları ve bunları en uzak noktalara ulaştıran satış ekipleri her zaman rakiplerinin bir adım önünde olacaktır. Yeter ki önce ekipler, hikayelere inanıp sahiplensinler sonra da müşteri ve tüketicilerine aktarsınlar.
Ne demişler, bir varmış bir yokmuş….

3 YORUMLAR

  1. Sanki sayfalarca yazılan bir kitabın özeti gibi. Çok beğendim. Annemin vişne şurubu gibi. Bir kavanoz şuruptan 10 kavanoz meyve suyu içer gibi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

El İşi Üretiminin Bugünü ve Geleceği

Türkiye, zengin kültürel mirası ve el sanatları geleneği ile...

Yapay Zeka Dönüşümlerine Liderlik Etmek

Yapay zeka (YZ) teknolojileri iş dünyasını hızla dönüştürürken, kurumsal...

Duygusal Emek

Günümüz çalışma hayatında, fiziksel ve zihinsel emeğin yanı sıra,...

Satış Ekibi Önceliklerini Doğru Belirlemek

Satış stratejisi belirlenirken satış ekibinin önceliklerini doğru tasarlamak, başarılı...