“ Dikkat “ Hiç Olmadığı Kadar Dağınık

Tarih

Kuşaklar arasında her daim kıyaslanmaya müsait derin gelişmeler veya farklılaşmalar olmuştur. Eğer konuya finansal açıdan baktığımızı farz edersek sanırım birbirinin benzeri olan bir dönem olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bununla birlikte bugün ele almak istediğim durum aslında ne finansal ne eğitimsel ne de ruhani gelişmeyle ilgisi olmayan “ Dikkat “ durumu.
Odağımızın neredeyse enerjimizin o tarafa harcanmaya meyil gösterdiğini çok daha iyi anladığımız bir zamanda ironi olarak odaklanmanın bu kadar zorlaştığı ve elbette ki dikkat dağınıklığına vesile olan hatta hiç olmadığı kadar dikkat çekme yarışmalarının adeta birbirini ortadan kaldırma arzusu ile savaşa girdiği bir dönem içinde olduğumuzu gözlemliyorum.
Dikkat, zihnin en değerli kaynaklarından biri, ancak bu kaynak artık kıt ve kırılgan. Nesiller arasında dikkat süresi giderek azalırken, odaklanmak bir beceriden çok bir mücadele halini alıyor. Eskiden tek bir işe uzun süre odaklanabilmek bir meziyet değil, olağan bir haldi. Şimdiyse zihnimiz, sürekli uyarıcı bombardımanı altında yönünü kaybediyor.
Bir zamanlar bir kitabın başına oturmak demek, saatler süren bir dikkat yolculuğu demekti. Şimdi ise bir sayfada üç defa bölünmeden durabilmek başarı sayılıyor. Peki, bu nasıl oldu? Ve daha da önemlisi: bu zihinsel dağınıklıkla nasıl baş edeceğiz?
Bugünün çocukları, gençleri ve hatta yetişkinleri sürekli bildirimlerle, dikkat çekici içeriklerle, kısa videolarla kuşatılmış durumda. Beyin, doğası gereği yenilik arıyor fakat bu kadar sık uyarılmak, onu kendi odağından uzaklaştırıyor. Tik Tok’ta birkaç saniyede bir video değişiyor, Instagram’da parmak yukarı doğru kayıyor, YouTube artık 15 dakikalık videoları bile “uzun” buluyor.
1990’larda doğan bir çocuk için “sıkılmak” olağandı. Bu sıkılma hali, hayal gücünü tetiklerdi. Bugün ise sıkılmak hemen bir şey izlemekle, oyalamakla bastırılıyor. Dikkatin bu şekilde sürekli dışa bağımlı hale gelmesi, içsel derinliği de zedeliyor düşüncesindeyim.
Nesiller Arası Fark: Dikkatin Zaman İçindeki Değişimi
Bu bir genetik farklılık değil, kültürel bir değişim. Büyük olasılıkla 1970’lerde doğan bir birey, televizyonun sınırlı saatlerinde yayın izlerken sabretmeyi, beklemeyi, bir şeyi bitirmeyi öğreniyordu. 2000 sonrası doğan gençler içinse her şey “anlık”. Bu da “tahammül süresini” kısaltıyor ve odaklanarak derinleşebilme durumundan gittikçe uzaklaşıyorlar. Dikkat sadece bir bilişsel yeti değil, zamana ve kültüre göre şekillenen bir davranış kalıbı.
Yaşları genç olan yeğenlerim ve kuzenlerim ile kitap okuma rutinimiz var. Rutinimize sadık kalamadığımız zamanlar olsa da genel anlamda aksatmamaya çalışırız. Etkinlik içinde onları gözlemlerken ne kadar süre odaklı şekilde okuyabildiklerini hem merak ederim hem dikkatlerini koruyabilme anlamında mücadelelerini gözlemlemek hoşuma gider. Tahmin edeceğiniz gibi ortalama 15 dakika sonra zihin farklı bir arayışa girmek için can atar adeta. Bunun, bireysel bir eksiklik olduğunu düşünmüyorum. Daha çok sistemik bir uyarıcı yüklemesi sonucu gelişen bir dikkat dağılması. Beyin, kısa dopamin döngülerine alıştıktan sonra derin okumalarda sabırsızlaşıyor.
Artık dikkatini yönetebilen kişi, güçlü kabul ediliyor. Bu çağda zihinsel dayanıklılık; bilgiye sahip olmaktan çok, dikkatini seçici kullanabilme becerisiyle ölçülüyor. Konsantre kalabilen zihin, daha üretken, daha yaratıcı ve daha özgür.
Tamamda, bu konuda neler yapılabilir? Nasıl daha konsantre ve dikkati koruyarak eylemlerin içinde kalıcı odağımızı koruyabiliriz?
Bilinçli Uyarıcı Diyeti: Sosyal medyada geçirilen süreye sınır koymak, bildirimleri kapatmak, dijital oruçlar uygulamak.
Derin Okuma Disiplini: Günde 20 dakikayla başlayarak, ekran dışı kitap okuma alışkanlığını geri kazanmak.
Tek İşe Odaklanma: Aynı anda birden fazla iş yapmak yerine tek işe dikkat vermeyi yeniden öğrenmek.
Zihinsel Antrenman: Meditasyon, nefes çalışmaları, yazma pratikleri gibi zihni merkeze çeken egzersizlerle dikkat kasını güçlendirmek.
Dikkatini neye verdiğin, hayatını neyle inşa ettiğindir. Bana kalırsa dikkat dağınıklığı modern zamanın salgınıysa, odaklanmak da bu çağın devrimidir. Yeni nesillerin öğrenmesi gereken şeylerin başlarında, bilgiden çok “neye kulak vereceklerini” seçebilmeleri olmalı.
Daha önce bahsedildiği üzere odağımız neredeyse enerji orada harcanıyor.Gerçekten harcanan bu enerji bizi gelecekte neye hazırlıyor?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Yan masadaki adam senden ne kadar fazla alıyor?

Uzun yıllardır Türk iş dünyasını içindeyim farklı görevlerde, yazıyorum,...

Yorgun İnsan İçin Gerçekçi Bir Hayat

Bazı insanlar hayattan vazgeçmez; sadece hayata yetişemez hale gelir....

İnsan Kaynağında Bütünsel Gelişim Nasıl Olur?

Şirketlerde uzun yıllardır uygulanan kişisel gelişim eğitimleri; iletişim, liderlik,...

Giyinmenin Maliyeti ve Moda Harcama Kültürü

Giyinmek, günlük hayatımızın en doğal parçalarından biri. Sabah dolabın...