Saat gece yarısı, yatağımda uzanmış tavana doğru bakıyorum ve az önce karşıma çıkan şahane bir metaforu derinlemesine düşünüyorum. Şöyle diyordu “ portakalı sıktığınızda içinden ne çıkar? Veya limonu ya da üzümü ezdiğinizde dışarı verdiği şey nedir? Elbette içinde kendinden taşıdığı özünü bırakır. İnsan olarak stres altında verdiğimiz tepkiler, beklentilerimizin karşılanmadığı zamanlar ya da hiç hoşlanmadığımız zamanlarda yönetmek zorunda kaldığımız iletişimler aslında bizim içimizde ne barındırdığını gösteren güzel kesitlerdir.”
Oldum olası metaforların gücüne derinden inanmışımdır. Gerek kendi idrak noktalarımı öyle güzel uyarması, gerekse de anlaşılması kolay olmayan konuları metaforize etmenin keyfi beni daima kendisine hayran bırakmıştır.
İnsan zihni, soyut kavramları anlamlandırmak için genellikle metaforlara ihtiyaç duyar. Duygular, düşünceler, ilişkiler, hatta tüm yaşam… Hepsi bir şekilde temsil edilir, bir benzetme ile tanımlanabilir. Ancak asıl mesele şudur: Seçtiğimiz metafor, bizi özgürleştirir mi yoksa sınırlandırır mı?
Bir düşünelim, bir insan “Hayat bir savaş” dediğinde nasıl bir tablo canlanıyor zihnimizde? Sürekli mücadele, kazananlar ve kaybedenler, kurbanlar, silahlar ve stratejiler… Aynı kişi “Hayat bir dans” dese ne değişir? Akış, ritim, uyum, denge…
İki metafor, aynı yaşamı tarif ediyor ama içindeki duygusal deneyim bambaşka.
Metaforlar yalnızca iletişim aracı değildir. Onlar zihinsel altyapıdır. Hangi metaforu seçtiğimiz, hayata nereden baktığımızı gösterir. Bu yüzden, tercih edilen metaforların derin farkındalıklar yaratma potansiyeli vardır.
Bir terapist düşünün. Danışanlarından biri ilişkilerini “bataklık gibi” tanımlıyor. Diğeri, kariyerini “bir kafes” olarak görüyor. Bu metaforlar, yaşanan deneyimlerin yükünü artırır. Bataklığa saplanan biri kurtulmak için çırpındıkça daha da batar. Kafeste olan biri özgürlüğü düşünmeyi bırakır.
Oysa bu metaforlar gerçek değildir. Sadece kişinin kendi tarafından tercih edilmiş düşünce kalıplarıdır. Ve kişi onları değiştirmeye başladığında, deneyimlediği dünya da değişir.
Bir örnek: Yıllarca “Zamanın kendisine karşı yarıştığı bir düşman” düşüncesiyle yaşayan biri, hayatını sürekli aceleyle ve kaygıyla geçirir. Ancak zamanla bu metaforu “Zaman, bana eşlik eden bir öğretmen” şeklinde dönüştürdüğünde, o kişi artık her anı bir öğrenme ve gelişme alanı olarak görmeye başlar.
Metafor değişir, duygu değişir, davranış değişir, hayat değişir.
Bazı metaforlar ise büyütür. “Hayat bir yolculuk” metaforu örneğin. Her yolculukta duraklar, yön değişimleri ve öğrenilen dersler vardır. Bu bakış, başarısızlıkları “yolun bir parçası” olarak algılamayı sağlar.
Benzer şekilde, “Zihnim bir bahçe” metaforu kullanan biri, olumsuz düşünceleri “yabani otlar” olarak görüp onları temizlemek gerektiğini bilir. Korkularını, yetersizlik hislerini, kıskançlıklarını söküp atmak ve yerlerine farkındalık, sabır ve merak tohumları ekmek…
Kendimize dürüstçe şu soruyu soralım: Şu anda hayatlarımızı nasıl tanımlıyoruz? Bir yük mü taşıyoruz yoksa bir dağa mı tırmanıyoruz? Bir oyun mu oynuyoruz yoksa bir labirentte yolumuzu bulmaya mı çalışıyoruz?
Bu sorular, zihnimizdeki temel metaforu fark etmemizi sağlar. Ve unutmamamız gerekense: Her metafor değiştirilebilir.
Bir başka örnek: “Kendimi boş bir sayfa gibi hissediyorum” diyen biri, kendisini silinmiş ve yönsüz hissedebilir. Ama eğer bu metaforu “Kendimi yeni bir başlangıç için temiz bir tuval gibi hissediyorum” şeklinde dönüştürürse, o boşluk bir fırsata dönüşür. Anlam, yalnızca kelimelerde değil, kelimelerin içeriğinde saklıdır.
Kendi zihnimizin yazarı olmak, kullandığımız metaforları bilinçli seçmekle başlar. Başımıza gelenler değil, onlara verdiğimiz anlam belirleyici olur. Ve o anlamı şekillendiren en temel araçlardan biri metaforlardır.
Eğer hayatımızı bir savaş olarak tanımlarsak, sürekli cephede koşturacağız. Ama eğer bir bahçe olarak tanımlarsak, onu sevgiyle besleyebiliriz.
Belki de metaforları bir kaldıraç gibi görebiliriz, etkisini mümkün olan en üst seviyede hissedebilmek için, çünkü seçtiğimiz metafor, yaşayacağımız deneyimi belirleyecek kadar güçlüdür.
Dilin Kurduğu Hapishaneler
Tarih
