Festival Gibisin

Tarih

Yıllar önce Barış MANÇO’nun bir şarkısı vardı. “Gibi Gibi”.

Türkçe’de cümle içinde kullanıldığında benzetme anlamında olumlu olarak kullanılan “Gibi”, “Gibi Gibi” olduğunda olumsuzluk, belirsizlik anlamı taşır.

Bizi ülkemizde de her şey “Gibi Gibi”dir. Neden mi? Anlatayım.

Bina gibi bina yapmayız mesela.

Kapısına “Müteahhit” yazısı asan herkes inşaat yapar, darda kalmış insanlardan veya paranın kokusunu alınca iştahlanan kişilerden alınan arazilere, tarlalara zemine bakılmadan çok katlı, allı güllü binalar dikilip çuvalla paraya satılır. Dıştan bakınca süperdir bina. Dışı önünden geçeni, içi içinde oturanı yakar. Ucuz, plansız, malzeme ve işçilik ile göz boyanarak çuvalla paraya satılır. Müteahhit köşeyi döner. Sonra, bina ilk depremde yıkılır. Sürüyle kişi altında ölür.

Bina gibi bina değildir yani. “Gibi Gibi”dir.

Yönetimimiz de “Gibi Gibi”dir.

Sırf hemşehri, parası var, partiden diye şehircilik konusunda eğitimsiz adamı bazen belediye başkanı yaparız. Şehir ve bölge planlama bilmez, vizyonsuzdur, toplum önünde konuşamaz, ekibi, projesi yoktur. Proje deyince aklına sadece inşaat gelir. Yurt dışı görmediğinden kendini kimse ile kıyaslayamaz. Öyle bir derdi de yoktur zaten. İnsanları belediyeye işe alarak koltuğunu sağlamlaştırır. Cebine para, partisine oy gelmeyecekse iş yapmaz. İnsanları araç gibi görüp beraber boy boy resimler çektirir, göbek atar. Tribüne oynar.

Sonunda o cebini doldurur, makam arabalarında gezer. İnsanlarda yönetildiğini zanneder.

Organizasyonlar da yöneticiler deseniz ayrı bir komedi. Strateji, bilim, araştırma yoktur. Yöneticiler sistemin kuklalarıdır.

Vesaire, vesaire…

Pek çok sektör için sayabiliriz bunları. Hepsi birbirinden beter. Eğitim, sağlık ve diğerleri.

Sanat kurumlarımıza ne demeli peki?

Nereden tutsanız elinizde kalırlar. Yaptıkları sanat ne sanat için ne de toplum içindir. Sadece maaş içindir. Söz konusu para ise gerisi teferruattır. Senfonide insanlara hava atıp pavyonda bile çalarlar.Sanatsal sorumluluğun bilincinde olmadan maaş alırlar. Bale’de göbeklerini zor taşırlar. Projenin ne olduğunu zerre bilmedikleri gibi proje üretmek akıllarının ucundan bile geçmez. Kendileri proje üretmedikleri gibi TV’de Viyana Senfoni’nin yılbaşı konserini ağızları sulanarak izlerler. Sanat gibi sanat, kurum gibi kurum yoktur.

Şimdi de gelelim festivallerimize.

Öncelikle şunu belirteyim ki ülkemizdeki dünya standartlarına uygun “Uluslararası” festival sayısı bir elin parmaklarını bulmaz. Bu, belli standartlar ve kurallara bağlıdır. İşin komiği, festival düzenleyen belediyelerin bu kurallardan haberi yoktur. Çünkü, ilgili müdürlerin kültürel vizyondan haberi yoktur. Hoş, bu müdürlerin kültürün ne olduğu hakkında bir fikri de yoktur. Oysa ki her şehir veya ilçe belediyesi yaptığı festivalin başına “Uluslararası” kelimesini yazar. Hiçbir ülkenin haberinde ve umurunda olmayan bu etkinlikler tamamen tribüne oynamak veya oy kapmak amacı ile yapılır. Gözler boyanır. Ağızlara bir parmak bal çalınır. Kalite, hedef, sonuç yoktur. Herkesin her işi yaptığı ülkemizde pek çok sektörde olduğu gibi alakası olmayan adamın festival koordinatörü olduğu toplamı dört saat süren festivaller de görülmüştür.

“Gibi Gibi”dir.

Eh, sadece birkaç örnek sunduğum böyle bir ülkede insanların yapılan işlerin kalitesizliğinden hayatını, zamanını, parasını kaybetmesi sizce de normal değil mi?

Ne diyelim?

Festival gibisin be ülkem, gibi gibisin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Ev gençleri hakkında kimsenin söylemediği şey

Türkiye'de 4,7 milyon genç ne okuyor ne çalışıyor ne...

İşe Gitmediğin Gün, Kendinle Karşılaşırsın

Emeklilik sanıldığı gibi bir dinlenme hâli değil; modern insanın...

Uyanıştaki Gizli Kibir: Uyumlanamama Hali

Son yıllarda uyanış, farkındalık ve bilinçlenme kavramları sadece bireysel...

Alışverişin şifresi yaş ve cinsiyet ne söylüyor?

Alışveriş, günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görünse de...