Görünmeyeni Güçlendirmek

Tarih

İkinci Dünya Savaşı yıllarında müttefik hava kuvvetleri ilginç bir problemle karşı karşıya kalmıştı. Bombardıman görevinden dönebilen uçaklar hangarlara alınıyor ve gövdelerindeki kurşun izleri tek tek inceleniyordu. Mühendisler doğal olarak, en çok hasar alan bölgeleri güçlendirme fikrine yöneldiler. Kanatlar delinmişti, gövde çizilmişti, bazı bölgeler adeta bir elek gibi görünüyordu. Tahmin edileceği gibi basit mantık ile şöyle düşündüler: “Mermi nerede iz bırakıyorsa, orayı kalınlaştıralım.”
Fakat içlerinden biri farklı bir soru sordu.
“Geri dönemeyen uçaklar nereden vuruldu?”
İşte bu soru, bakış açısını tamamen değiştirdi. Çünkü hangara dönebilen uçaklar, aslında vuruldukları yerlerden geri dönebilecek kadar dayanıklı olduklarını kanıtlamışlardı. Asıl sorun, hiç işaretlenmemiş bölgelerdeydi. O görünmeyen yerler, uçağın düşmesine neden olan kritik zayıf noktalardı. Dolayısıyla güçlendirilmesi gereken, kurşun izleriyle dolu bölgeler değil; hiç iz olmayan, sessiz ve görünmeyen alanlardı.
Bu hikayenin sadece askeri bir strateji dersi olmadığını, aynı zamanda içerisinde derin bir bakış açısı taşıdığını düşünüyorum. İnsan zihnine, gelişimine ve kişisel dönüşümüne dair güçlü bir metafor. Çünkü biz de hayatımızda çoğu zaman yalnızca “gördüğümüz yaraları” onarmaya çalışıyoruz. Oysa bizi gerçekten geride tutan şey, çoğu zaman hiç fark etmediğimiz, hiç sorgulamadığımız, görünmeyen zayıflıklarımız.
Hayat da aslında buna benzer. Hepimiz kendi “kurşun deliklerimizi” görür ve bunları onarmaya çalışırız. Oysa asıl fark etmediğimiz, hiç sorgulamadığımız, görünmez zayıflıklarımız ve kör noktalarımız var.
Peki biz, kendi yaşamımızda “görünmeyen” zayıflıklarımızı nasıl fark ederiz?
İnsan olarak genellikle zaten iyi olduğumuz alanlara odaklanma, onları daha da parlatmak üzerine hareket ediyoruz. Ancak asıl dönüşümün, belki de hiç bakmadığımız, hiç güçlendirmediğimiz yönlerimizde yattığını düşünüyorum. Kendimize şu soruyu sormalıyız: “Görmediğim, görmezden geldiğim zayıf yönlerim nerede?”
Hangi deneyimlerden kaçıyorum? Veya benzer olaylar örgüsünde başıma beklenilmeyen hangi sonuçlar gelip duruyor?
Hayatta geri dönebilen “uçaklar” gibi, belki de kendimizi hep aynı yerlerden hasar almış hissediyoruz. Fakat bizi gerçekten ileri götürecek olan, henüz incinmediğimiz ve bu yüzden hiç geliştirmediğimiz taraflarımızı güçlendirmek.
Bunu yaparken, güçlü yanlarımızı da anlamlı kılmalıyız. Çünkü sadece güçlü yanlarımızla yetinmek, kör noktalarımızı ihmal etmek demektir. Bizi gerçekten ileri taşıyan, konfor alanımızın dışında kalan, belki de hiç el atmadığımız becerileri ve perspektifleri geliştirmektir. Bu, bir risk gibi görünebilir, ancak en büyük potansiyel de tam burada yatar. Performansı ile ün kazanmış bir arabanın güvenlik donanımının göz ardı edilerek üretilmesinin anlamsız oluşu gibi, kendimizin de zayıf alanlarımızın ve kör noktalarımızın keşfedilmeden bu yolculukta güvenli bir sürüşe maruz kalması pek olası gelmiyor bana. Elbette her şeyin kontrolümüzün altında olduğunu iddia etmiyorum, lakin bu yolculuğun güvenli geçmesi adına kendimize düşen büyük bir sorumluluk var ise bunu göz ardı edemeyiz.
Sonuçta, hayatta hangi yanlarımızı güçlendireceğimiz üzerine düşünürken, hem göz önündeki hem de gözden kaçırdığımız yönlerimizi aynı anda ele almalıyız. Yalnızca görünen hasarları onarmak yetmez; asıl dönüşüm, o hasar oluşsa dahi yola devam edebilme adına görünmeyeni güçlendirmekten geçer.
Ve belki de bu yazıda geçen soruların en kapsamlısını sormak istersek kendimize:
Hayatımızdaki hangi “vurulmamış”, hangi “ vurulunca devam edilememiş “ bölgeyi fark edip güçlendirsek daha güvenli uçabiliriz?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Ev gençleri hakkında kimsenin söylemediği şey

Türkiye'de 4,7 milyon genç ne okuyor ne çalışıyor ne...

İşe Gitmediğin Gün, Kendinle Karşılaşırsın

Emeklilik sanıldığı gibi bir dinlenme hâli değil; modern insanın...

Uyanıştaki Gizli Kibir: Uyumlanamama Hali

Son yıllarda uyanış, farkındalık ve bilinçlenme kavramları sadece bireysel...

Alışverişin şifresi yaş ve cinsiyet ne söylüyor?

Alışveriş, günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görünse de...