XYZ Tekstil A.Ş.’nin yönetim katındaki toplantı odasında, masadaki düzen ve sessizlik, ele alınan finansal gerçekliğin ciddiyetini vurguluyordu. Metin Bey, elindeki raporlarda Cari Oran’ın 0.9’a gerilemesi ve Asit-Test Oranı’nın 0.50 olmasıyla beliren likidite krizinin bulgularını zihninde tartıyordu. Bugünün gündemi, likidite sıkışıklığı, özellikle ticari alacakların ve tahsilat hızının incelenmesini zorunlu kılmıştı.
Selin, değerlendirmeye doğrudan girerek önceki analizleri hatırlattı:
•Stokların düşük devir hızı
•154 günlük nakit dönüşüm süreci
•Tahsilat gecikmelerinin likiditeyi zayıflatması
Bugünün ana sorusu:
“Yüksek ciro neden kasaya geç giriyor ve bu gecikme şirkete ne maliyet yüklüyor?”
I. Alacak Devir Hızı: Sermayenin Hızı ve Verimliliği

Selin ilk olarak Alacak Devir Hızı formülünü ekrana yansıttı. Bu oran, şirketin alacaklarını bir yılda kaç kez başarıyla nakde çevirdiğini gösterir.
Alacak Devir Hızı = Net Kredili Satışlar /Ortalama Ticari Alacaklar
Selin: “Bu oran, sermayenin iş döngüsü içindeki verimliliğini ölçer. XYZ Tekstil’in Alacak Devir Hızı, son üç yılda 6,2’den 3,8’e gerilemiş. Bu düşüş, agresif satış stratejisinin bir sonucu olarak, yönetimi zorlaşan uzun vadelerle satış yaptığımızı gösteriyor. Şirket, satışları artırırken tahsilat disiplininden taviz vermiş olduğunu gösteriyor”
II. Ortalama Tahsilat Süresi (DSO): 96 Günlük Finansman Yükünün Süresi
Devir hızını somut bir likidite süresine çevirmek için, Selin bu hızı Ortalama Tahsilat Süresine (DSO) dönüştürür.
Ortalama Tahsilat Süresi = 360 Gün / Alacak Devir Hızı
Yıl Alacak Devir Hızı Ortalama Tahsilat Süresi (DSO)
Birinci Yıl 6,2 defa 58 gün
Üçüncü Yıl 3,8 defa 96 gün
Metin Bey; “96 gün… Bu, yaptığımız her satış için bankadan çektiğimiz işletme kredisinin faiz yükünü neredeyse üç ay boyunca şirketin üstlendiği anlamına geliyor.”
Selin: “Doğru tespit. Sektör ortalamasının belirgin şekilde üzerinde seyreden bu süre, müşterilerinize fazladan 36 gün finansman sağladığınızı gösterir. Bu durum, yalnızca faiz ve risk maliyeti yaratmakla kalmaz, aynı zamanda 0.50 olan Asit-Test Oranımızın pay kısmındaki likit varlıkların kasaya giriş hızını da yavaşlatarak, kısa vadeli likidite sıkışıklığınızın ana nedenini oluşturur. Müşterileriniz aslında sizin sermayenizle büyümekte. Bir bakıma müşterinizi siz finanse eder duruma gelmişsiniz”.
III. Alacak Kalitesi: “Donuk” Alacak Riski ve Asit-Test Oranına Etkisi
Selin, bu 96 günlük ortalamanın içindeki kalite sorununa dikkat çeker. Yüksek Tahsilat Süresi, alacakların tahsil edilememe (batık) riskini de beraberinde getirir. Bu konu önemli biraz daha açıklık getirelim; “Bir işletmenin ticari alacaklarının vadesi uzadıkça, bu durum beraberinde riskler getirir. Alacakların uzayan sürede ödenmeme olasılığı (batık riski), müşterinin olumsuz iş koşullarıyla karşılaşması veya finansal zorluklar ile karşılaşması nedeniyle artar. Satıcının alacaklarını zamanında tahsil edememesi, işletmenin nakit akışını beklenen seviyenin altında tutar ve likidite sıkışıklığı yaratır. İşin sonunda, işletme temel operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak ve büyümeyi finanse etmek için kullanabileceği verimli sermayeden mahrum kalır. Likitide sıkışıklığı ile beraber banka kredilerine yoğunlaşır. Bu durum, yalnızca bilançodaki riski artırmakla kalmaz, aynı zamanda işletmenin büyüme potansiyelini de kısıtlar.” Diyerek devam etti; “Finansal raporda vadesi 90 günü aşmış 28 milyon TL’lik alacak stoku bulunuyor. Bu, alacakların ‘donuklaşma’ sınırında olduğunu gösterir. Bu gecikmeli alacakların büyük bir kısmı, tahsil edilse bile önemli gecikmelerle veya müşteriye tanınacak ekstra uygun vadeler ile realize edilecektir. Teknik olarak bu tutarın bir kısmı, bilanço üzerinde Şüpheli Ticari Alacaklar’a ayrılarak Asit-Test Oranı hesaplamasından düşülmesi gerekecektir. Bu da 0.50 olan likidite oranımızın gerçekte daha düşük olduğunu gösterir.”
Operasyonel Disiplin ve Eylem Planı
Metin Bey’in yüzünde, kaçınmadan çok kararlılık okunuyordu ve sözü alarak devam etti;
“Anlıyorum. Asit-Test Oranımızı yükseltmenin yolu, sadece stok devir hızını artırmaktan değil, aynı zamanda müşteri kredilendirme politikamızı ve tahsilat disiplinimizi kökten değiştirmekten geçiyor.”
Selin: “Kesinlikle. Şirketinizin likidite direnci, alacaklarınızın kasaya girdiği günün hızıyla doğru orantılıdır. Bu döngü yavaşladıkça, borçlanma ihtiyacınız artar ve kârlılığınız erir”
Selin, bu durumu düzeltmek için üç kritik adımı özetler:
1.Risk Tabanlı Kredilendirme: Yeni müşterilere yönelik kredi limitlerinin ve vadelerin, risk analizine dayalı olarak titizlikle belirlenmesi.
2.Erken Ödeme Teşvikleri: Ortalama tahsilat süresini kısaltmak amacıyla erken ödemelere yönelik iskonto (indirim) sistemlerinin aktif kullanımı.
3.Proaktif Tahsilat Yönetimi: Vadesi geçen alacaklar için yasal süreçlerin hızlandırılması ve tahsilat ekibinin performansının sıkılaştırılması.
Metin Bey: “Öyleyse gelecek toplantıda, bu kadar yüksek borç yüküyle şirketin uzun vadeli dayanıklılığını incelemeliyiz.”
Selin: “Tam olarak planımız bu. Bir sonraki perde, Kaldıraç Oranları ve Borç/Özkaynak Analizi ile şirketin finansman yapısını ve uzun vadeli sürdürülebilirliğini masaya yatıracağız.”
Gelecek Analiz: Serinin dördüncü yazısında, finansal yapıyı ve uzun vadeli sürdürülebilirliği analiz eden Kaldıraç Oranları ile devam edeceğiz.
