Yeni Elitler: Veri Sahipleri

Tarih

Sanayi çağında güç görünürdü. Şehirlerin ufkunu kesen bacalar, geceyi aydınlatan dökümhaneler, rayların üzerinde kilometrelerce uzanan tren hatları… Gücün sesi vardı; çekiç darbeleri gibi yankılanırdı. Kimin güçlü olduğu belliydi: Toprağı, kömürü, demiri ve petrolü kontrol edenler. Fabrika kapıları açıldığında şehir uyanır, kapandığında hayat dururdu. Güç somuttu; elle tutulur, gözle görülürdü.
19.cu yüzyılın büyük sanayi baronları yalnızca şirket sahipleri değildi; çağın ritmini belirleyen aktörlerdi. John D. Rockefeller petrolü, Andrew Carnegie çeliği, Henry Ford üretim bandını kontrol ederken aslında toplumun çalışma biçimini, zaman algısını ve hatta şehirlerin mimarisini yeniden tanımlıyorlardı. Güç, üretim kapasitesiyle ölçülüyordu. Daha fazla fabrika, daha fazla işçi, daha fazla çıktı… Denklem buydu.
Sanayi elitizmi sertti ama netti. Patron yukarıdaydı, işçi aşağıda.
Hiyerarşi açıktı. Çatışma da öyle. Sendikalar doğdu, grevler yapıldı, sosyal devlet kavramı gelişti. Çünkü karşı taraf görünürdü. Güç yereldi; toprağa bağlıydı. Devletler düzenleyici rol üstlenebiliyor, yasalarla sınırlar çizebiliyordu. Sanayi çağının elitleri denetlenebilirdi. En azından teorik olarak.
Bugün ise başka bir çağın içindeyiz. Bacalar sönük, fabrikalar otomasyonla sessiz. Ama güç ortadan kaybolmadı; sadece biçim değiştirdi.
Yeni ham madde petrol değil; Veri.
Ne yer altından çıkarılıyor ne de yüksek fırınlarda eritiliyor. Her gün, her saniye biz üretiyoruz.
Aramalarımızla, beğenilerimizle, konum bilgilerimizle, kaydırma hareketlerimizle.
Yeni elitler çelik baronları değil; Veri baronları. Google, X, Apple, Microsoft ve Meta Platforms gibi teknoloji devleri yalnızca ürün sunmuyor; davranış kalıplarını analiz ediyor, dikkat akışını yönlendiriyor, dijital altyapıyı kuruyor. Sanayi çağında makineyi kontrol eden güçlüydü; bugün algoritmayı kontrol eden güçlü.
Aradaki fark yalnızca teknik değil, niteliksel. Sanayi elitleri beden gücünü organize ediyordu. Veri elitleri zihin akışını organize ediyor. Kaynakta biziz, üründe. Bir zamanlar işçinin emeği sömürülürdü; bugün kullanıcının dikkati ekonomik değere dönüştürülüyor. Üstelik çoğu zaman gönüllü bir katılımla. Telefonu biz açıyoruz, uygulamaya biz giriyoruz, veriyi biz bırakıyoruz. Güç, zorlamadan çok alışkanlık üzerinden işliyor.
Sanayi çağında bir fabrikanın kapanması bir kenti sarsardı. Bugün bir algoritma değişikliği küresel ölçekte etkiler yaratabiliyor. Bir içerik sıralama güncellemesi, bir ülkenin gündemini değiştirebiliyor. Bir öneri sistemi, hangi fikrin büyüyeceğini, hangisinin görünmez kalacağını belirleyebiliyor. Bu görünmez güç, klasik otoriteden daha sofistike. Emir vermiyor; yönlendiriyor. Yasaklamıyor; filtreliyor. Algoritma hesapları devreye giriyor.
Sanayi elitleri eleştirilebilirdi çünkü ortadaydılar. Grevler fabrikaların önünde yapılırdı. Bugün ise altyapı dağıtık, güç küresel, karar mekanizması kod satırlarının içinde. Üstelik bu güç ulusal sınırları aşıyor. Bir devlet lideri seçimle değişebilir; ama küresel bir dijital platformun altyapısı kolay değişmez. Bu durum denetim mekanizmalarını zorlaştırıyor. Güç merkezileşirken hesap verebilirlik aynı hızda artmıyor.
Daha da çarpıcı olan şu: Sanayi çağında üretim fiziksel sınırlara tabiydi. Hammadde tükenebilirdi. Fabrika kapasitesi sınırlıydı. Veri çağında ise ham madde neredeyse sonsuz. Her yeni kullanıcı, her yeni cihaz, her yeni sensör veri akışını büyütüyor. Petrol bir kez yakıldığında biter; veri işlendiğinde çoğalır. Bu, güç birikiminin hızını artırıyor.
Bir diğer fark da kontrol alanında ortaya çıkıyor.
Sanayi elitleri ekonomiyi şekillendirdi.
Veri elitleri ise ekonomik alanın ötesinde bilişsel alanı etkiliyor.
Ne göreceğimizi, hangi haberin önümüze düşeceğini, hangi ürünün önerileceğini, hatta hangi konunun “trend” olacağını belirleyen sistemler artık hayatın merkezinde. Bu durum yalnızca tüketim alışkanlıklarını değil, düşünce akışını da etkiliyor.
Sanayi çağında işçi, makinenin bir dişlisi gibi görülürdü. Bugün kullanıcı, algoritmanın girdisi haline gelmiş olabilir. Fark şu: O dönemki sömürü görünür ve kolektif tepkiye açıktı. Bugünkü sistem daha bireysel, daha parçalı ve daha görünmez. Hesabını silmek teorik bir seçenek olabilir; ama sosyal, ekonomik ve kültürel ağların bu platformlar üzerinden aktığı bir dünyada tamamen çıkmak gerçekten mümkün mü?
Tarih bize şunu gösteriyor:
Elitler değişir, ama elitizm biçim değiştirerek devam eder.
Sanayi baronları başlangıçta yenilikçi girişimcilerdi; zamanla tekelleştiler. Bugünün veri sahipleri de inovasyonun motoru olarak görülüyor.
Fakat güç yoğunlaştıkça merkezileşme eğilimi artıyor. Sorun niyet değil; yapının doğası. Güç, denetlenmediğinde birikir
Bu noktada asıl soru şu: Veri çağının denge mekanizması ne olacak? Sanayi çağında sendikalar, düzenleyici kurumlar ve sosyal politikalar vardı. Veri çağında benzer denge araçları henüz oluşum aşamasında. Dijital okuryazarlık, veri hakları, algoritmik şeffaflık gibi kavramlar yeni yeni gündeme geliyor. Ama güç çoktan küresel ölçekte örgütlenmiş durumda.
Belki de asıl devrim teknolojiyle değil;
Bilinçle gelecek.
Çünkü veri çağında özgürlük, sistemin dışında yaşamakla değil; sistemin nasıl çalıştığını bilmekle mümkün olabilir. Sanayi çağında insanlar makinelerin ritmine uyum sağladı. Bugün insanlar algoritmaların ritmine uyuyor. Fakat ritmi fark etmek, ona tamamen teslim olmamak için ilk adım olabilir.
Yeni elitler veri sahipleri. Güçleri görünmez ama etkileri derin. Sanayi çağının dumanlı gökyüzünden, veri çağının sessiz ekranlarına geldik. Değişmeyen tek şey ise şu:
Güç her zaman birikir. Ve her çağ, kendi denge arayışını üretmek zorundadır.
Belki de bugünün en kritik meselesi teknoloji değil; güçle kurduğumuz ilişki. Çünkü çağ değişir, araç değişir, elit değişir. Ama soru hep aynı kalır: Güç kimde ve nasıl denetleniyor? Ve biz kendimizi bu değişim içerisinde nerede görüyor ve bilicimizi açık tutarak yaşıyoruz.?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Bulut musun? Gökyüzü mü?

Bu yazı kimliklerinin ötesinde gerçek benliğini hatırlayan özümün farkındalık...

Plansız Alışverişin Bütçeye Etkisi

Hepimizin başına gelmiştir. Markete sadece ekmek almaya girersin ama...

Koltuğunu mu koruyorsun, yoksa geleceği mi çürütüyorsun?” Ben çektim, onlar da çeksin” hastalığı

Bu yazıya iş dünyasının karanlık dehlizlerinde sıkça yankılanan o...