Hesap verebilirliğin görünmez gücü

Tarih

Sabah kahvenizden ilk yudumu aldığınızda, o günün nasıl geçeceğine dair içinizde bir his oluşur. Bazen işe gitmek, bitmek bilmeyen bir maratonun ilk metresi gibi yorucu gelir; bazen de bir orkestranın parçasıymışsınız gibi heyecan verici. Peki, bu farkı yaratan nedir? Masanızdaki kağıt yığınları mı, yoksa o kağıtların sorumluluğunu kimin, nasıl taşıdığı mı?
Bu sayıdaki yazımda, modern iş dünyasının en çok konuşulan ama belki de en az hissedilen kavramlarından birine, hesap verebilirliğe daha yakından bakalım istiyorum.
Bir Kaçış Değil, Bir Kucaklayış
Hepimiz insanız. Bir hata yaptığımızda, ilk refleksimiz genellikle etrafımıza bakınıp suçlayacak bir “dış etken” aramak olur. “Sistem yavaştı”, “Müşteri çok zordu”, “E-posta gelmemiş…” Oysa hesap verebilirlik dediğimiz o sihirli değnek, aslında parmağımızı başkasına değil, kendimize doğrultma cesaretidir.
Düşünsenize, bir ekipte olduğunuzu ve bir aksaklık yaşandığını… Herkesin birbirini suçladığı bir ortamda nefes alabilir misiniz? İşte tam burada, hesap verebilirlik devreye girdiğinde o boğucu hava dağılır. Bir çalışma arkadaşınızın çıkıp, “Evet, burayı ben gözden kaçırmışım ama telafi etmek için ne yapabiliriz?” dediğini duymak, sadece bir sorunu çözmez; aynı zamanda aranızdaki güven köprüsünü beton gibi sağlamlaştırır.
Hesap verebilirlik sisteme yerleştiğinde üretkenlik artıyor. Ama gelin, biz bu verinin ruhuna inelim. Üretkenlik neden artar? Çünkü çalışan, yaptığı işin bir anlamı olduğunu ve sonucun doğrudan kendi imzası olduğunu bilir. İnsan, kendi imzasını taşıdığı bir eserin kötü olmasını ister mi hiç?
Gerçek hesap verebilirlik, bir ceza mekanizması değildir. Aksine, bir büyüme iklimidir. Hataların “başarısızlık” olarak değil, “öğrenme durağı” olarak görüldüğü bir ofis hayal edin. Orada korku yoktur, merak vardır. Orada saklanmak yoktur, elini taşın altına koymak vardır.
Şöyle bir sahne canlandıralım: Yeni bir ürün geliştiren bir grup mühendis… Teslim tarihine günler kalmış ama beklenmedik bir teknik arıza çıkıyor. Hesap verebilirliğin olmadığı bir yerde, suçlu aranırken vakit kaybedilir. Ancak bizim örneğimizdeki ekipte durum farklı. Lider, “Kim yaptı?” diye bağırmak yerine, “Nerede tıkandık?” diye soruyor. Mühendislerden biri, kendi modülündeki hatayı açıkça paylaşıyor. Diğerleri onu yermek yerine, sorunu çözmek için masanın etrafına toplanıyor.
Bu ekip sadece bir ürün üretmiyor; onlar birbirlerine olan saygılarını ve sadakatlerini de inşa ediyorlar. Sonuç? Sadece zamanında biten bir proje değil, aynı zamanda akşam eve huzurla giden insanlar…
Siz Direksiyonun Neresindesiniz?
Peki ya siz? Bir lider olarak ekibinize bu güvenli limanı sağlayabiliyor musunuz? Yoksa sadece “hedefler” ve “KPI”lar üzerinden mi konuşuyorsunuz? Unutmayın, bir İK lideri veya bir yönetici olarak en büyük göreviniz, insanlara hata yapabilecekleri ama o hatayı düzeltecek gücü de kendilerinde bulabilecekleri bir alan açmaktır.
Hesap verebilirlik zihniyeti, tepeden tırnağa yayılan bir kokudur. Eğer siz kendi hatalarınızda aynaya bakabiliyorsanız, ekibiniz de aynısını yapacaktır. Onlara sadece kaynak ve yazılım vermeyin; onlara inancınızı ve açık sözlülüğünüzü verin.
Kendi Hikayenizin Yazarı Olun
İş hayatı sadece bitirilmesi gereken görevlerden ibaret değil; paylaşılan bir yaşam yolculuğudur. Hesap verebilirlik, bu yolculukta sırtımızdaki bir yük değil, yolumuzu aydınlatan bir fenerdir. Kendimizi ve birbirimizi sorumlu tuttuğumuz her an, aslında birbirimize “Sana ve işine değer veriyorum” diyoruz.
Gelecek yönetiminde, otomasyonlar ve yapay zekalar ne kadar artarsa artsın, “ben buradayım ve bu işin arkasındayım” diyen o insani sese her zamankinden daha çok ihtiyacımız olacak.
Şimdi size sormak istiyorum: Bugün, bir çalışma arkadaşınıza veya kendinize, samimiyetle “Bu benim sorumluluğumda ve elimden geleni yapacağım” demeye hazır mısınız?
İnanın bana, bu cümle her şeyi değiştirecek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Eyvah, mülakatta robot var! Yapay zekâ devrinde fark yaratmanın formülü: Entegratör zekâ

Hani o klasik, avuç içlerimizin terlediği, karşımızdaki İK yöneticisinin...

Yılbaşı ritüellerinde mitler, Görüşler ve ilginç bilgiler

Yılbaşı Ritüellerinde Mitler, Görüşler ve İlginç BilgilerSizler bu yazıyı...

İnsan kaynaklarında sessiz devrim

Bir zamanlar insan kaynakları denildiğinde akla bordro, izin formları...

Yeni yıl, yeni beklentiler

İlk sayımızdan beri Gelecek Yönetim Gazetesi’nin bu sayfasında yapay...