Post – Truth Döneminde İnsan ve Lider Olmak

Tarih

Aralık ayında katıldığım koçluk konferansının kayıtlarından Prof. Dr. Türker Işık’ın sunumunu tekrar izledim. Sunumu dinlerken o kadar etkilenmiştim ki, sakin sakin tekrar dinleyip üzerine düşünmek istedim. Pek çok bilimsel ve bakış açısı değiştirecek bilgiyle büyülenmiş şekilde sunumu izlediğimden, muhakkak kaçırdığım şeyler vardır diye düşünüyordum, yanılmamışım. Türker Hoca’nın “Post-truth” kavramı üzerine tespitlerini uzun uzun düşündüm.
Rönesans sonrası bilimle dönüşen dünya, günümüzde, bilgiye yani veriye boğulmuş bir hale geldi; bilgi direksiyondan kenara itilmiş, özellikle erdemlerin-değerlerin de kenara park edilmesi ile, tamamen manipülatif, duygusal anlatılar, korku, öfke, aidiyet hissi direksiyona geçti. Sosyal medya ve algoritmalar bu sürecin en güçlü kaldıraçları. Post-truth çağında insanlar kandırıldıkları için değil, inanmak istedikleri için inanır hale geldiler. Bir anlamda kendi kendimizi kandırıyoruz.
Yaşamımızın her alanında, farkında olsak da olmasak da bu yoğun girdabın içinde savruluyoruz. Veriler, gerçekliği netleştirilemeden her yerden içimize sızıyor, onları algılamak, tasnif etmekten yorgun düşüyor, bazan olduğu gibi, bazen yüzeysel olarak araştırıyor, bazan da yok sayarak karar verme yolunu seçiyoruz. Siyasette, yanlış olduğu kanıtlanmış söylemler, güçlü duygular uyandırdığı için hâlâ destek bulabiliyor. Medyada haberin doğruluğundan çok “tıklanabilirliği” önem kazanıyor. İnsanlar fikirlerini kanıtlarla değil, kimlikleriyle savunur hale geliyor
Yarının kuralları henüz yazılmadı. İçinde bulunduğumuz bu geçiş döneminde, Post-truth gerçekliği içinde yaşarken, doğru kararları vermek mümkün mü? Bugün, yarını inşa edebilmek için neler yapıyoruz, yapmalıyız? Gerçeğin önemsizleştirilmesi ve/veya manipülatif bir şekilde çarpıtılması bizim için, bireysel ve iş hayatımızda nasıl karşılık buluyor?
Bireysel hayatımızda, eş, arkadaş, sevgili, çocuk gibi önceliğimizde olan ve sorumluluk hissettiğimiz insanlarla ilişkilerimizde, iletişimimiz halka halka genişledikçe post-truth koşullarla ister istemez yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Çocuğun okulunda yaşanan “felaketten” tutunda, arkadaşınızın tanışma uygulamasından tanışıp organize ettiği tuhaf buluşmaya, aslında hiç ihtiyacı olmadığı halde vitamin & mineral gibi takviye besinlere ciddi bütçe yatıran annenize, tüm veliler yaptırıyor diye kişilik testi ile çocuğunuza meslek seçmek zorunda hissetmeye kadar, yumuşak karnımız olan her noktada manipülasyona açık bir şekilde yaşıyoruz. Bu kadar fazla veriyi işleyemediğimizde, bilgiye değil, inancımızla, sezgilerimizle yol alıyoruz.
Peki, İş dünyasında post-truth ne demek?
Veri vardır; ancak kararlar veriyi değil, hikâyeyi takip eder. Raporlar, dashboard’lar, KPI’lar hazırlanır ama toplantıda kazanan; en iyi hikâyeyi anlatan, en güçlü duyguyu uyandıran ya da en yüksek statüye sahip olan olur. Liderlikte “Ben sahayı biliyorum” inancı, veriyi kolayca devre dışı bırakabilir. Geri bildirimler gerçeklere değil, liderin anlık duygusal durumuna dayanabilir. Başarısızlıklar bağlama yüklenirken, başarılar sahiplenilir. Böylece öğrenen organizasyonlar değil, kendini haklı çıkaran yapılar oluşur.
Performans ve KPI ölçümlerinde , KPI’lar ölçüm yapmak için değil, yapılanları meşrulaştırmak için kullanılır. Hedef tutmadığında reel sebeplerle netleştirmeden, Pazar zor, global durumlar, ülke şartları gibi faktörler ön plana çıkarılır. Faktörler kısmen doğru olabilir ancak, gerçeğin tanımı olmaktan uzaktır. Değişim & Dönüşüm projelerinde “Agile’a geçtik”, “Data-driven olduk”, “Müşteri odaklıyız” söylemleri kullanılır, öte yandan karar süreçleri değişmez, yetki devri yoktur ve hata hâlâ cezalandırılır. Dil değişir, gerçeklik değişmez. Toplantı kültüründe ise, en çok katkı sağlayan değil, en çok konuşan etkili olur. Çelişen veriler derinlemesine incelenmez. “Şimdi bunu açmayalım” cümlesi, post-truth’un kurumsal alarmıdır. olur. Çelişen veriler derinlemesine incelenmez.
Post-truth çağında bireysel seviyede en kritik ihtiyaç, doğru bilgiye ulaşmaktan çok, doğruyla temas edebilme becerisini geliştirmektir. Maruz kaldığımız veri ve içerik yoğunluğu, kararlarımızı çoğu zaman bilgiden değil, duygulardan, inançlardan ve sezgilerden besler. Bu nedenle birey olarak yapabileceğimiz en önemli aksiyon; hızdan bilinçli olarak yavaşlamayı seçmek, bizi güçlü duygulara sürükleyen bilgileri durup sorgulamak ve “buna inanmak istiyor muyum, yoksa bu gerçekten doğru mu?” ayrımını yapabilmektir. Erdemlerimizi hangi noktalarda devreye sokuyoruz? Araçsallaştırılmış bir akıl ile veriyi değerlendirmenin bizi ileriye taşımayacağı aşikar. Yanılıyor olabileceğimizi kabul etmek, kaynaklarımızı sınırlamak ve duygularımızı bastırmadan ama direksiyon başına da geçirmeden karar almak, post-truth koşullarında bireysel dayanıklılığımızı artırır.
Liderlik seviyesinde ise post-truth, yalnızca yanlış karar riski değil, gerçeğin konuşulamadığı kültürlerin oluşması anlamına gelir. Liderler, verinin rahatsız edici olduğu için değil, öğretici olduğu için dinlendiği; çelişen görüşlerin susturulmadığı psikolojik güven alanları yaratmakla sorumludur. Hikâye anlatımı tamamen reddedilmemeli, ancak veriyle hizalanmalıdır. KPI’lar sonuçları meşrulaştıran araçlar olmaktan çıkıp, öğrenmeyi mümkün kılan aynalara dönüşmelidir. Liderin kendi kör noktalarını görünür kılması ve “ben sahayı biliyorum” yerine “saha bana ne söylüyor olabilir?” sorusunu sorması, geleceği inşa eden en güçlü liderlik davranışlarından biridir.
Peki biz bugün, bireysel ve liderlik rollerimizde, gerçeğe yaklaşmak için mi yoksa bizi rahatlatan hikâyelere tutunmak için mi karar veriyoruz?
Bu soruya nasıl cevap verdiğimiz, yarın ne yaşayacağımızı belirleyecek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Yan masadaki adam senden ne kadar fazla alıyor?

Uzun yıllardır Türk iş dünyasını içindeyim farklı görevlerde, yazıyorum,...

Yorgun İnsan İçin Gerçekçi Bir Hayat

Bazı insanlar hayattan vazgeçmez; sadece hayata yetişemez hale gelir....

İnsan Kaynağında Bütünsel Gelişim Nasıl Olur?

Şirketlerde uzun yıllardır uygulanan kişisel gelişim eğitimleri; iletişim, liderlik,...

Giyinmenin Maliyeti ve Moda Harcama Kültürü

Giyinmek, günlük hayatımızın en doğal parçalarından biri. Sabah dolabın...