Zihinsel intiharın eşiğinde olmak!

Tarih

Bizi daha akıllı hale getireceğini vaat eden teknoloji, beynimizin düşünmek için esas olan ve gerçekten ihtiyaç duyduğu tek şeyi engelliyor…
“Yıllardır zihinsel intiharın eşiğinde” olduğunuzu söyleseler hemen itiraz edenler çoğunluğu oluşturacaktır. Yıllardır ezberletilen, öğretilen, öğütlenen programlar ve bunları destekleyen araçların gerçek ihtiyaçlarımızı karşılama konusunda bizi engellediğini hiç düşündünüz mü? Büyük olasılıkla yanıtınız “hayır” olacaktır, belki de “haydi canım” türünden net bir itiraz değil ama zayıf da olsa direniş sergileyeceksiniz.

  1. Yüzyıl’ın büyük bir bölümünde, insanlık kanıtlanabilir şekilde “daha akıllı” hale geldi. Flynn Etkisi olarak bilinen bu durum, pek çok ülkede ortalama IQ seviyesinin son on yılda belirgin yükselmesi sonucunu getirdi. Ancak 1970’lerin ortasından yani Antroposen Çağ’ın daha belirgin hale geldiği dönemde doğanlarla bu durum değişti. 1990’ların sonlarına gelindiğinde, onlarca yıldır yükselen IQ puanları, birkaç Kuzey Yarımküre ülkesinde sabitlenmeye ve hatta tersine dönmeye başladı. 2023 yılında yapılan çeşitli araştırmalar ile bu durum doğrulandı. En çarpıcı sonuç ise Norveçten geldi; 730 binden fazla kişiyi kapsayan araştırma bu durmun DNA’mızdan kaynaklanmadığını ve bilişsel gerilemenin çevresel olduğunu ortaya koydu. Uzmanların “bilişsel boşaltma” adını verdiği süreç, gelişmiş ülkelerdeki insanları “Google’da arayabileceğim veya ChatGPT’ye sorabileceğim bir şeyi neden hatırlayayım?” noktasına getirdi…
    Bilgi olmayan beyin kasları olmayan bir beden gibi(mi?)
    Daha iyi anlamak için; bir sporcu düşünün. Yapacağı her hareketi ince ince düşünen, bunları seri şekilde yapma becerisi edinen be giderek hızlanan… Sonuç; başarıdır elbette. Düşünme eylemi de bundan farksızdır. Edinilen bilgi ister matematik denklemi olsun ister tarihsel bir argüman, onu kompakt bir parçaya dönüştürürsünüz. Bu, tüm etkili öğrenme yöntemidir. “Kolaylık” etiketi ile pazarlanan teknoloji burada beyin kaslarını kemirmeye başlar. Uzun geçmişte saate bakmazdık, sabah oldu kalkardık akşam olduğunda yatardık. Telefon numaraları ezberimizdeydi, ilk öğretilen ev telefonuydu. Bugün bu işleri teknoloji ürünleri olmadan yapamıyoruz. Ne gün, hangi saatte, kiminle görüşeceğimiz ya da ne yapacağımızı hatırlayanımız hemen hemen hiç kalmadı…
    Beynimiz kısa devre yapıyor!
    Bu istenmeyen durumu bilerek ve isteyerek biz yapıyoruz. Düşünme sürecini bir takım cihazlara devretmek, beynin en önemli gereksinimiz olan “derin öğrenme” becerisini baltalar. Nedir bunlar; otomatiklik, şema oluşturmak ve tahmin hatalarıdır. İnsan bu kadar vahim bir durum için daha karmaşık hatta sofistike bir tespit bekliyor ama bu kadar basit bir durum söz konusu.
    Otomatikleştirme; bu cümleyi okumak gibi, bilinçli düşünmeden bir beceriyi gerçekleştirme yeteneği, yalnızca tekrardan gelir. Temel hesaplamaları veya hatırlamayı dış kaynaklara devrettiğinizde, çalışan ama öğrenemeyen insan profili giderek belirginleşir.
    Şemalaştırma; bilgileri düzenleyen zihinsel bir çerçevedir. Nörolojik olarak bakıldığında beyinde iyi organize edilmiş bir dosyalama sistemi olduğu ve verimli bir model oluşturduğu düşünülür. Uzman ile acemiyi ayıran budur, bir şeyi aramak size tek bir dosya verirken derin öğrenme ise o arşivin tamamını oluşturur.
    Tahmin hataları ise beynin şaşırması, daha farklı bir ifade ile beklenti ve sonuç arasındaki uyumsuzluk olarak ortaya çıkar, tespit edildiğinde en iyi öğrenme yöntemidir. Ancak başlangıçta öngörü ya da tahmin varsa işe yarar. Söz gelişi 2×20 işlemi için hesap makinesine güveniyorsanız ve küçük bir yazım hatası bile size 400 sonucunu verirse, beyniniz hiçbir tahmin yapmadığı için o hatayı fark etmez, temel bilgileri de yine atlarsınız.
    Bu bilişsel gerileme, şu anda kitlesel yapay zekâ ki bunun “yapay bilinç” olması gerektiğini düşünüyorum, geleceği bulanıklaştırıyor. Kimilerine göre de bu bir gerileme değil, yeni bir zeka türüne geçiş olduğunu savunuyor. Oysa insanlığın onbinlerce yıllık düşünme sisteminin çökmesi gibi çok ciddi bir tehdit oluşturduğu da ortada…
    İnsanın gelişim sürecinde en önemli rol oynayan “yaratıcılık”, öğrenilen bilgiler ile bir araya gelmenin sonucudur. Bu temel olmadan, yapay zekâ iş birliği basit bir emir verme-alma haline gelir. İnsanın bilgisini pekiştiren “deneyim” yapay zekada yoktur!
    Pek de hayırlı olmayan yeni konfor alanı…
    Beynimize kısa devre yaptıran, dengemizi bozan ve insanları zihinsel intiharın eşiğine getiren bu durumdan çıkmak mümkün mü? Bu sorgulamam ile dijital çağ öncesine özlem duyduğum ya da hafıza egzersizlerine duyduğum bir nostalji sanılmasın, değil çünkü! Bu basit bir stratejik bakış açısıdır. Yeni bir konfor alanı daha yaratma veyahut konfor alanını genişletme yolunda atılan adımlardır.
    Bilgiyi tek başına anlamını yitirebilir, nasıl kullanılacağı yani nasıl şekillendirileceği önemlidir. Amacı da düşünmek yerine ezberlemek değil, düşünmek için ezberlemek olmalıdır…
    Bunun için kişiler aktif hatırlamayı yaşamlarına yeniden sokmayı öğrenmelidir. Yılları geri bırakanlara bulmaca çözmeleri önerisinin sebebi de budur, bunamayı engellemek ya da en azından ötelemek. Her şeyi makinelere bırakmak; akıllı buzdolabı ile yiyecek-içecek tedariğini yönetmek, akıllı otomobil ile lastik havasından yağ seviyene kadar her şeyi makine beynine bırakmak, kitapçıya gidip raflar arasında keşif yapmak yerine ekranda tıklayarak alış-veriş yapmak ve sayılamayacak kadar çok örneği sıraladığınızda zihinsel intiharın eşiğinde olduğunuzu fark edeceksiniz.
    Bilginin elektronik destekle edinilmesine itirazım yok ama biyolojik olarak işlenmesinin önemi de büyük. Hesap makinesinden çeviri yapan uygulamalara uzanan bir yelpazenin sizi göz göre göre gömmesine izin vermeyin!
    Beynimizin çaba sarf etmeden öğrenemeyeceği matematik, fen ve yabancı dil gibi konuları öğrenmeye odaklanmak değerli. Temel bilgileri daha nitelikli işlemek için tekrarlamak yararlı. Bilgi haznenizi daha üst düzey bir kavrayışa ulaştırmak kıymetli. Bütün bunları bir tür sıçrama tahtası haline getirmek ise paha biçilmez…
    Adım adım ilerleyin. Bir çırak gibi öğrenin. Rapor ya da konuşma metninizi yazmak için yapay zekayı kullanmadan önce, ilk taslağı kendiniz yazın. Özetle önce bilişsel kaslarınızı geliştirin, ardından hızlanmak için gereğini yaparsınız. Unutmayın ki teknolojiyi tamamlayıcıdır ve öyle kullanıldığı zaman bir gelecek sunar. Ötesi ise tam anlamıyla tükeniştir. Konuları önce zihninizle çözmeye çalışmak bir ilerleme, yapay zekâ ile çözmeye çalışmak sizi daha güçlü kılacak bir ittifaktır sadece.
    Toplum insanı mutlu edecek tatmini yakalayacağı derin bilişsel çalışmalardan ziyade, anlık cevaplar alabileceği kolay dopamin etkisini tercih ediyor. Bu alandaki hiper hızda ilerleyiş endişe veren seviyeyi aştı, tehdit edici aşamaya ulaştı.
    Herkesin bildiğinin aksine; yaşam tercihlerden çok vazgeçilenler ile biçimlenir! Yeni seçenek verimli görünse de bilişsel sermayenizin tükenmesine de sebep olur, olacaktır…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Ev gençleri hakkında kimsenin söylemediği şey

Türkiye'de 4,7 milyon genç ne okuyor ne çalışıyor ne...

İşe Gitmediğin Gün, Kendinle Karşılaşırsın

Emeklilik sanıldığı gibi bir dinlenme hâli değil; modern insanın...

Uyanıştaki Gizli Kibir: Uyumlanamama Hali

Son yıllarda uyanış, farkındalık ve bilinçlenme kavramları sadece bireysel...

Alışverişin şifresi yaş ve cinsiyet ne söylüyor?

Alışveriş, günlük hayatın sıradan bir parçası gibi görünse de...