İşleri devretmek yürek işidir

Tarih

Delegasyon, günümüz iş hayatının en steril kelimelerinden biri. Yönetim sunumlarında, eğitim salonlarında, LinkedIn paylaşımlarında durmadan tekrarlanıyor. Her kullanıldığında, bir tür modern erdem gibi parlıyor: “Etkili delegasyon.” Söylendiği anda her şey düzenli, ölçülü ve akılcı görünüyor. İnsan, bu kelimenin bir ofis masasında değil de bir laboratuvarda üretildiğini sanabilir.
Bu sözcüğün işaret ettiği dünya, kontrollü bir dünyadır. Herkesin rolü belirli, herkesin güçlü yönleri analiz edilmiştir. Yetki devredilir, güç paylaşılır, ekipler güçlenir. Teoride. Gerçekte ise delegasyon, bir tür görünmez el değiştirme işlemidir: sorumluluk aşağı iner, karar gücü yukarıda kalır.
Bu farkı çoğu zaman kimse dile getirmez. Çünkü dile getirmek, “ekip ruhuna” zarar verir. Bu nedenle yöneticiler “ben güveniyorum” der, çalışanlar da “bana güveniliyor” sanır. Bu, ofislerin sessiz bir ritüelidir. Herkes aynı oyunu oynar, kimse kuralı sorgulamaz.
Delegasyon, çoğu kurumda güvenin değil, kontrolün inceltilmiş biçimidir. Açık emirlerin yerini kibar e-postalar almıştır. “Bunu senin liderliğine bırakıyorum” cümlesi, neredeyse romantik bir nezaket taşır. Oysa bu cümlenin arkasında, sorumluluk zincirinin bir halkası daha aşağıya bağlanmıştır.
Bir toplantı odasında oturup konuşmaları dinlediğinizde bunu fark edersiniz. “Ekipleri güçlendirmekten” söz edilir; ama o sırada güç gerçekten kimde, kimse bilmez. İnsanlar kendi işlerinin patronuymuş gibi konuşur, ama hangi kararların kendi iradelerinden çıktığını hatırlamaz.
Delegasyonun dili, belirsizlikle beslenir. “Sorumluluk almak” ile “suçu üstlenmek” arasındaki farkı bulanıklaştırır. “Yetki devri” dendiğinde herkes daha özgür hisseder; ta ki bir şeyler ters gidene kadar. O an, bu özgürlüğün aslında yalnızlık olduğunu fark ederler.
Çünkü delegasyon, bireyi güçlendirmekten çok, bireyi görünmezleştirir. Herkesin kendi küçük alanı vardır; o alanın dışında olup bitenler için kimse sorumluluk almaz. Bu, çağdaş kurumların düzenli kaosudur. Her şey birinin sorumluluğundadır ama kimsenin hatası değildir.
Bir yönetici, çalışanına “bunu senin inisiyatifine bırakıyorum” dediğinde, aslında kendini olası bir hatadan soyutlamaktadır. O an, üst düzey nezaketin içinde ince bir mesafe doğar. Ve o mesafe, hiyerarşinin en güvenli zırhıdır.
Delegasyonun asıl ironisi, “güçlendirme” söyleminde gizlidir. İnsanlar güçlendirilmekten söz ettiklerinde, çoğu zaman kendi güçsüzlüklerini de onaylamış olurlar. Güç, yukarıdan verilmez; ama modern yönetim dilleri, bu yanılsamayı özenle sürdürür. “Sana güveniyorum” cümlesi, aynı anda hem bir iltifat hem bir tembih gibidir.
Bu yüzden delegasyon, yalnızca görev paylaşımı değildir; aynı zamanda duygusal bir mimaridir. Kurumlar, insanlara bir tür profesyonel sessizlik öğretir. Şikâyet etmek amatörlüktür, duygusal tepki vermek zayıflıktır. En makbul çalışan, devredilen yükü şikâyetsiz taşıyandır.
Belki de delegasyonun en büyük başarısı budur: Çalışanları yöneticilerine benzetecek kadar etkili bir ideolojiye dönüşmesi. Herkes bir üst basamağın davranışlarını taklit eder, çünkü “liderlik” böyle öğrenilir. Sonunda herkes aynı dili konuşur. Aynı cümlelerle, aynı inançla: “Biz bir ekibiz.”
Ama bu birlik duygusu, çoğu zaman boş bir dekor gibidir. Arka planda, bireysel yorgunluklar, sessiz hayal kırıklıkları birikir. İnsanlar işten değil, kendilerinden soğurlar. Çünkü sürekli “güçlendirilmek” zorunda kalmak, insana kendi gücünü unutturur.
Delegasyon, modern kurumların en zarif maskesidir. Emir komuta zincirinin üzerini bir kat ince psikolojiyle örter. Yönetmek artık buyurmak değil, “yetki devretmek”tir. Ancak sonuç aynıdır: kontrol tepede kalır, yük tabana yayılır.
İyi bir yönetici, yükü paylaşır derler. Ama çoğu zaman bu paylaşım, eşit bir bölüşüm değil, yalnızca daha estetik bir tahliyedir. Delegasyon, bu tahliyenin yeni adı.
Günün sonunda, ofis ışıkları sönüp bilgisayar ekranları karardığında, kimse “yetki devri”ni düşünmez. Herkes kendi içinden aynı soruyu geçirir:
“Gerçekten bana güveniliyor mu, yoksa sadece sorumluluk mu devrediliyor?”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Yeni Elitler: Veri Sahipleri

Sanayi çağında güç görünürdü. Şehirlerin ufkunu kesen bacalar, geceyi...

Bulut musun? Gökyüzü mü?

Bu yazı kimliklerinin ötesinde gerçek benliğini hatırlayan özümün farkındalık...

Plansız Alışverişin Bütçeye Etkisi

Hepimizin başına gelmiştir. Markete sadece ekmek almaya girersin ama...