Sabah kalktığınızda aynaya bakıyorsunuz. Gözlerinizde biraz uyku mahmurluğu, yüzünüzde alışıldık çizgiler… Tanıdık bir yüz bu. Peki ya içindeki kişi? O gün kim olacak? İşe...
Anıların Dijitalleşmesi ve Kaybolan SessizlikGeçenlerde evde, yıllardır dokunmadığımız eski bir fotoğraf albümünü buldum. Kaplamalı sayfaları çevirdikçe hem parmaklarımda, hem içimde bir şeyler kıpırdadı. Orada...
Bir zamanlar, insan toprağı elleriyle eşeler, yediği her lokmanın hikâyesini bilirdi. Bir zeytinin hangi daldan koparıldığını, bir buğday tanesinin hangi tarlada baş verdiğini… Şimdi...
Her dönemin bir karabasanı vardır. Bir zamanlar savaşlardı bu; sonra atom bombaları. Şimdiyse, cebimizde taşıdığımız, parmaklarımızla kaydırdığımız o parlak, soğuk ekranlar. Charlie Brooker, kültleşen...
Koşar adımlarla kendini kalabalık banka şubesinden içeri attı orta yaşlı adam. Ağır bir hava vardı içeride. Gerçekten buradaki herkesin bankada bir işi mi var...
Hatırlıyor musun o devasa otel salonlarını? Hani o yüksek tavanlı, ağır parfümlü, her köşesi "başarı" kokan atmosferi… Masanda ismine özel hazırlanmış, henüz mürekkebi kağıtla...
Plaza dünyasında kahve makinesi, yazıcıdan daha çok çalışır.Her sabah aynı sesler yankılanır: “Günaydın!”, “Mail attım, bakar mısın?”, “Toplantıya beş dakikan var mı?”Bu sıradan cümlelerin...