İlk sayımızdan beri Gelecek Yönetim Gazetesi’nin bu sayfasında yapay zekanın tarihi, mevcut durumu ve yapay zekadan beklentilerimiz ile ilgili yazılar yazdım. Bu sayımızda ise 2026 yılında yapay zeka alanında daha önce yoğunlaşmadığım konularda olabilicek gelişmelere yer vermek istiyorum.
Blockchain üzerinde yapay zeka: güven ve şeffaflık
Yapay zeka sistemleri milyarlarca insanı etkileyen kararlar alırken, bu kararların alan yapay zekaların birer kapalı kutu olması gün geçtikçe daha da çok tepki topluyor. İşte blockchain teknolojisinin yapay zekaya etkisi de bu noktada önem kazanıyor. Yapay zekanın hangi verileri kullandığını, nasıl akıl yürüttüğünü ve neden belirli sonuçlara ulaştığını değiştirilemez bir şekilde kaydeden blockchain teknolojileri, otonom sistemlere güvenilirlik kazandırıyor. Yöneticilerin %78’i yapay zekanın güvenilir ve şeffaflığına dair şüphelerin en büyük kullanım engellerinden biri olduğunu söylüyor. Blockchain destekli yapay zeka yönetişiminin 2030’a kadar 4 kat yaygınlaşması bekleniyor. Bu yaklaşım denetim sürelerini %70’e kadar kısaltabiliyor ve yetkisiz değişiklik riskini ise %50 azaltabiliyor.
Kuantum-AI yakınsaması: günlerden dakikalara
Kuantum teknolojileri uzun zamandır ilgi çeken ama çeşitli teknik kısıtlamalar sebebiyle yaygınlaşamamış teknolojiler. Kuantum bilgisayarlar ve yapay zekanın birleşimi ise, belki de en heyecan verici gelişmelerden biri. Normal bilgisayarlar problemleri sırayla çözerken, kuantum bilgisayarlar milyonlarca olasılığı aynı anda değerlendirebiliyor. Bu da yapay zeka modellerinin eğitim süresini günlerden dakikalara indirebilecek bir potansiyel anlamına geliyor.
Kuantum bilgisayar pazarının 2030’a kadar 9,1 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Şu anda 140’tan fazla küresel şirket erken dönem kuantum projeleri yürütüyor. Erken kuantum destekli simülasyonlarda ilaç keşfi %80 hızlandırıldı, bankalar risk analizini 5-10 kat daha hızlı yapabilir hale geldi.
Günlük yaşantımızı pek de etkilemeyecekmiş gibi mi geldi? Katılmıyorum. Bir yakınınız kanser tedavisi görüyorsa, kuantum-AI teknolojisi kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerini çok daha hızlı bir şekilde belirleyebilir. Yeni ilaçların piyasaya çıkış süresi de kısalacak, bu da tek formülle milyonlarca hatta milyarlarca kişiye ulaşabilecek bir ilerleme. Finansal hizmetler tarafında ise dolandırıcılık tespiti anlık hale gelecek, yatırım kararları daha sağlıklı verilerle desteklenecek.
Kuantum-AI, iklim değişikliğiyle mücadelede bile daha doğru simülasyonlar ve enerji optimizasyonu sağlayarak kritik bir rol oynayabilir.
Fiziksel yapay zeka: Robotlar yakında aramızda dolaşabilir
Yıllardır yapay zekayı ekranlarımızın arkasında, dijital bir varlık olarak tanıdık. Siri’ye sorular sorduk, ChatGPT ile sohbet ettik, Netflix’in önerilerini takip ettik. Ancak 2026, yapay zekanın dijital dünyadan fiziksel dünyaya adım attığı yıl olabilir. Yakın gelecekte insansı robotlar, otonom araçlar, dronlar ve akıllı cihazlar hastanelerde, mağazalarda, hatta evlerimizde bile boy göstermeye başlayacak.
Bu dönüşümün inanılmaz yatırımlarla hayalden gerçeğe dönüşüyor. 2025’te yaklaşık 50 milyar dolar olan küresel robotik pazarının 2032’ye kadar 283 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Daha da önemlisi, insansı robot payının 2025-2030 arasında %35-50 oranında olabileceği öngörülüyor. Bu ne anlama geliyor? Bugün sadece büyük şirketlerin erişebildiği teknolojiler, birkaç yıl içinde orta ölçekli işletmelerin ve hatta küçük girişimlerin de ulaşabileceği bir noktaya gelecek.
Peki günlük hayatımızda ne değişecek? Bir markete girdiğinizde sizi karşılayan, ürünleri bulmanıza yardımcı olan robotlar görebilirsiniz. Hastanelerde ameliyat sonrası bakımınızı takip eden, ilaçlarınızı zamanında getiren robotik asistanlar olabilir. Depolarda siparişlerinizi hazırlayan, kargonuzu kapınıza kadar getiren otonom sistemler yaygınlaşacak. Fortune 500 şirketlerinin 10’da 7’si 2027’ye kadar robotik yatırımlarını artırmayı planlıyor.
İnsan-Yapay Zeka işbirliği: düşüncelerinizin uzantısı
Belki de en kişisel ve heyecan verici trend bu. Yapay zeka artık sadece kullandığımız bir araç değil, birlikte çalıştığımız bir partner haline geliyor. YZ gözlükleri, giyilebilir asistanlar ve erken dönem nöral arayüz teknolojileri, insan-YZ işbirliğini tamamen yeni bir boyuta taşıyor. Giyilebilir YZ cihaz pazarı 2030’a kadar 60 milyar doları aşacak. 2028’e kadar çalışanların %70’inden fazlası bir tür YZ yardımcı aracı kullanacak. YZ destekli çalışanlar görevlerini %30-50 daha hızlı tamamlıyor.
Peki bu trend günlük hayatımıza nasıl dokunacak? Yabancı bir ülkede seyahat ederken, gördüğünüz tabelaları ve duyduğunuz konuşmaları YZ gözlükler anında çevirebilir. Bir tamirci olarak çalışıyorsanız, karmaşık bir makineyi tamir ederken adım adım görsel rehberlik alabilirsiniz.
Uzun vadede bu cihazların akıllı telefonların yerini alması ve hatta düşüncelerimize bağlanması bekleniyor. Bir şey düşünmeniz, YZ asistanınızın bunu anlaması ve harekete geçmesi… Kulağa bilim kurgu filmi gibi geliyorsa, ilk akıllı telefonların çıktığı 2007’yi hatırlayın. O zaman da kimse bugünkü dünyayı hayal edemezdi.
Yeni yıl, yeni beklentiler
Tarih
