Bu ve bir sonraki sayımızda Afrika kıtasına değineceğim. 2050’de dünyada yaşayan her 4 kişiden biri Afrikalı olacak. Kıta aynı yıla kadar küresel işgücüne 796 milyon kişi katacak tam da Çin ve Avrupa’nın işgücü kaybettiği dönemde. Buna karşın Afrika’ya giden kişi başına doğrudan yabancı yatırım 707 dolar! Latin Amerika’da bu rakam 4.603 dolar. Kıtanın altyapı borcunda temerrüt oranı %2’lerde. Bu durum Asya (%5) ve Latin Amerika’dan (%10) daha güvenilir bir borçlu olduğunu gösteriyor. Ama dikkat edilmeli ki sermaye maliyeti %13 ile OECD ortalamasının (%8) neredeyse 2 katı. Kritik mineral rezervleri, altyapı ihtiyacı ve AfCFTA üzerinden şekillenen bir “yeni yarış”, önümüzdeki 10 yılın dış ticaret ve yatırım haritasını belirliyor. Gelin daha yakından bakalım.
- Afrika’nın Küresel Konumu
Afrika, 54 ülkeden oluşan ve her biri farklı dinamiklere sahip beş ekonomik bölgeye (Kuzey, Güney, Doğu, Batı, Orta) ayrılan bir kıta olup bölgeyi homojen bir pazar sanmak uluslararası iş dünyasının en büyük stratejik yanılgısıdır.
Kıtanın nüfusu bugün yaklaşık 1,5 milyar iken 2050’de 2,5 milyara ulaşması ve 2030 yılına kadar dünyadaki her 10 gençten 4’ünün (%42) Afrikalı olacağı tahmin edilmektedir. Bu demografik büyüme tahmini, 2050’ye kadar küresel işgücüne 796 milyon kişi eklenmesi anlamına gelirken, aynı dönemde Hindistan’da 183 milyon işçi artışı gerçekleşeceği, Çin ve Avrupa’da ise işgücü daralması yaşanacağı öngörülmektedir.
Büyüme bağlamında kıtanın gelecek 30 yıllık projeksiyonda yıllık %5-7 büyüme ve 2050’de bugünkü ekonomik hacmin 4-7 katına ulaşması beklenmektedir.
Doğal kaynaklar açısından kıta, dünya güneş enerjisi potansiyelinin %60’ına ve dünyanın işlenmemiş ekilebilir arazilerinin %60’ına sahiptir. Dünya Bankası verilerine göre kıtada 1.888 önemli maden yatağı bulunsa da bu zenginlik küresel yatırım akışına orantılı yansımamaktadır: Afrika’nın kişi başına doğrudan yabancı yatırım (DYY) stoku sadece 707 dolardır. - Dış Ticaret ve Stratejik Yatırım
2.1 AfCFTA ve Kıtasal Ticaret Entegrasyonu
Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA), 54-55 parçalanmış ulusal pazarı yaklaşık 1,5 milyar tüketicilik tek bir bloka dönüştürmeyi hedeflemektedir. Anlaşmanın Afrika içi ticareti 2 katına kadar artırma potansiyeli taşıdığı belirtilmektedir. AfCFTA yalnızca gümrük tarifelerini indirmekle kalmayıp bölgesel uzmanlaşmayı da teşvik etmektedir.
2.2 Bölgesel Ticaret ve Yatırım Profilleri
Beş bölgenin temel parametreleri karşılaştırmalı olarak aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.
Kuzey Afrika (Fas, Mısır çıpa ülkeleri), Akdeniz ticaret rotalarına doğrudan erişimi ve Avrupa ile kurumsal bağları sayesinde kıtanın en gelişmiş sanayi merkezi özelliğini taşımaktadır: otomotiv (Fas) ve ilaç (Mısır) kümelenmesi öne çıkmaktadır. İnternet penetrasyonu %64 oranı ile kıtada en yüksek orana sahiptir. Buna rağmen yaklaşık %21 seviyesindeki enflasyon makroekonomik istikrar riski taşımaktadır.
Güney Afrika bölgesi, Johannesburg Borsası (JSE) ile kıtanın en gelişmiş finans piyasasına ve kurumsal varlığın %75’ine ev sahipliği yapmaktadır. Fakat %2 seviyelerindeki büyüme hızı diğer bölgelere göre daha yavaştır ve enerji krizi sanayi üretimini kısıtlamaktadır.
Doğu Afrika (Kenya, Etiyopya, Ruanda), %6’lık oranıyla kıtanın en çok büyüyen bölgesidir. M-Pesa ile başlayan mobil para devriminde dünya lideridir, Mombasa limanı ve demiryolu projeleri bölgeyi Asya ticaretine açmaktadır. Sudan’ın aşırı enflasyonu kur riskini artırmaktadır.
Batı Afrika (Nijerya, Gana), 400 milyonu aşan nüfusuyla kıtanın en büyük tüketicisidir. Buna karşın düşük alım gücü nedeniyle “sachet” (küçük paket) modeli en etkili ürün adaptasyonudur. Ekonominin %65’i kayıt dışı olması en büyük handikaptır. Nijerya petrolü ile Gana altın/kakaosu bölgeyi emtia şoklarına açık bırakmaktadır.
Orta Afrika, küresel enerji dönüşümünün kalbidir; dünya kobaltının %77’si Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndedir. Elektriğe erişimi olmayan 640 milyon insanın büyük kısmı burada yoğunlaşmıştır, %70 kayıt dışılığa rağmen PPP modelleriyle çalışan firmalar %20’lere varan getiri elde etmektedir.
Tarım, kıta açısından kritik bir. sektördür: Afrika dünyanın işlenmemiş ekilebilir arazilerinin %60’ına sahip olup tarım işletmeciliği (agro-business) sektörünün 2030’a kadar 1 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir.
Küçük ölçekli çiftlikler gıda üretiminin %70’ini gerçekleştirmektedir. Tarımsal teknoloji (AgriTech) yatırımları verimliliği artırmada kilit rol oynamaktadır. Dijital ticaret açısından ele alındığında kıta, dijital hizmet ihracatı küresel ortalamanın iki katı hızla büyümektedir ve Afrika’daki e-ticaret işletmelerinin ¾’ü kadınlara aittir.
2.3 Jeopolitik Yatırım Rekabeti: “Yeni Yarış”
Avrupa Birliği, bazı kaynaklarda 257 bazı kaynaklara göre ise 315 milyar dolarlık DYY stokuyla kıtanın en büyük yatırımcısı ve yapısal ortağıdır. Maalesef “kurumsal parçalanmışlık” ve Draghi Raporu’nda vurgulanan karar alma hantallığı etkisini sınırlamaktadır.
Çin, yaklaşık 200 milyar dolarlık kredi stokuyla altyapı hızlandırıcısı rolündedir ve “koşulsuz” kredi yaklaşımıyla Batı’nın normatif baskısına alternatif gibi görünse de Afrika dış borcunun 1/5’ini elinde tutması ve zayıf yerel bakım kapasitesiyle eşleşen “beyaz fil” proje riski (bir yatırımın veya projenin maliyetinin, özellikle de bakım ve işletme giderlerinin, sağladığı fayda veya kardan çok daha fazla olması), borç tuzağı eleştirilerine neden olmaktadır.
ABD, risk sermayesi, USAID ve stratejik koridor finansmanı üzerinden dijital ticaret, teknoloji ve savunma odaklı konumlanmakta olup doğrudan sermaye akışı sınırlıdır.
Rusya, silah ticareti ve askeri danışmanlık üzerinden “güvenlik karşılığı maden” modeliyle işlemsel ilişki kurmaktadır. Bu, kısa vadeli rejim güvenliği sağlasa da kurumsal yatırımcı algısında istikrarsızlık riski yaratmaktadır. 
Dört küresel aktörün karşılaştırması aşağıdaki tabloda özetlenmektedir:
2.4 Kritik Mineraller ve “Beneficiation” (Yerel Değer Katma) Zorunluluğu
Kıta, kobalt (%77 üretim payı), platin grubu elementler (%76), manganez (%66), fosfat (%60) ve grafitte (%57) dünya rezervlerinde/üretiminde hakim konumda olsa da bu kaynaklardan elde edilebilecek potansiyel gelirin sadece %40’ını yakalayabilmekte, kalan %60’lık değer yerel işleme (beneficiation) tesislerinin eksikliği nedeniyle kaybedilmektedir.
Yatırımcı ilgisi geleneksel altından, temiz enerji geçişinin anahtarı olan lityum, bakır ve nikele kaymaktadır. Çin son 8 yılda yıllık ortalama 9,4 milyar dolar yatırımla lityum ve kobalt işleme kapasitesinde kritik hisseler elde etmiştir; buna karşı Batılı güçler (AB, ABD) “eşit ortaklık” temelli alternatif tedarik koridorları inşa etmektedir.
Stratejik sonuç: Hammaddenin ham haliyle ihracı yerine kıta içinde işlenmesi, sanayileşmenin yeni motoru olarak tanımlanmaktadır.
Beş kritik mineralin kullanım alanı ve Afrika payı aşağıda özetlenmektedir:
2.5 Altyapı Açığı ve Finansman Paradoksu
Kıtanın tam potansiyeline ulaşması için yıllık 155 milyar dolar (GSYİH’nin %5,6’sı) altyapı yatırımı gerektiği, 2040’a kadar toplam ihtiyacın yaklaşık 2,5 trilyon dolar olduğu belirtilmektedir.
Bu ihtiyacın sektörel dağılımı yollarda %32, demiryollarında %24, fiber optikte %23 ve güneş enerjisinde %17’olarak, ihtiyacın %42’si ise yeni inşaat değil mevcut altyapının bakım ve yenilenmesi için olduğu ortaya konulmaktadır. Bu yatırımların gerçekleşmesi durumunda kıtanın 2040’a kadar GSYİH’sini 2’ye katlamasını ve yıllık büyümeye 4,5 puan eklemesi öngörülmektedir.
2016-2020 döneminde yıllık altyapı harcaması ortalama sadece 83 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşmiştir. Finansmanın %48’i kalkınma finans kuruluşlarından, %41’i Afrika hükümetlerinden, yalnızca %11’i özel sektörden gelmektedir. Özel sektör payının düşüklüğü, “risk-gerçeklik boşluğu” ile doğrudan ilişkilidir: Afrika’da sermaye maliyeti (WACC) %13 iken bu oran OECD’de %8, gelişmekte olan Asya’da %10’dur. Buna karşı altyapı borç temerrüt oranı Afrika’da %2’nin altında olup Asya (%5) ve Latin Amerika’dan (%10) daha düşüktür. Afrika hükümetleri 2019-2023 döneminde borç servisine altyapı yatırımlarının 7 katı kaynak ayırmıştır ve 15 ülkede faiz ödemeleri tüm altyapı bütçesini aşmaktadır.
Dijital altyapıda da benzer bir maliyet açığı vardır: Afrika’da geniş bant internetin aylık maliyeti 56 dolar iken Asya’da 17 dolardır.
