Neye Evet Dediğimizi Biliyor Muyuz?

Tarih

Yakın zamanda Google iki toplu davada sulh yapmak için yaklaşık 200 milyon dolarlık ödeme yaptı. Davalardan bir tanesi Android işletim sistemi kullanan telefonlardan izinsiz bir şekilde ihtiyaç duyulmayan verilerin toplanması ile ilgiliydi. Bu verilerin ürün geliştirme ve reklamcılık aktivitelerinde kullanıldığı iddia edildi. Diğer davada ise Google’ın sesli asistanlarının sesli aktivasyon komutları dışında da aktif hale gelip ses kaydı aldığı ve bu konuşmaların içeriklerine göre kullanıcılara reklam gösterildiği iddia edildi. Google iki dava için de sulh ödemesi yaptı ama tüm kabahati reddetti.
Şirket, ürünlerinin kullanımı için hüküm ve koşullarında bazı değişikliklere gidecek ve veri aktarımı ile ilgili de yeni izin ayarları eklenecek. Peki pratikte bu değişiklikler ne anlama gelecek? Elbette gerekli izinleri bulup etkisiz hale getirmek veri aktarımının önünü kapatabilir. Ama kaçımız kullandığımız ürünlerin hüküm ve koşullarında nelerin geçtiğini gerçekten biliyoruz? Ve belki de daha önemlisi bilsek de bu sonucu değiştirir mi?
Bazı ürünleri kullanmaktan kaçınmak çok da kolay değil ama her zaman alabileceğimiz önlemler var. Sadece gizliliğimizi de aynı zamanda güvenliğimizi gözetmek için en azından uygulamalarımıza vermeyi reddedebileceğimiz izinlerin her zaman farkında olmamızda büyük fayda var. Çünkü bir uygulamanın bir izni istiyor olması o izne ihtiyacı olduğu anlamına gelmiyor.
Akıllı telefonlarımızın ayarlarından hangi uygulamaların hangi izinlere sahip olduğunu rahatlıkla görüntüleyebiliriz. Bu noktada kendimize sormamız gereken şey, bu uygulama neden bu izne ihtiyaç duyuyor ve ben bu izni vermek istiyor muyum? Bir izin gerçekten gerekliyse bile o izni vermek zorunda değiliz, sadece uygulama çalışırken izin verme opsiyonumuz var. Kritik izinler için uygulamanın arka planda çalışıp izin kullanmasını istemiyorsak da birkaç gün boyunca kullanılan izinlerin takibini yaparak bunu teyit edebiliriz. Eğer izin kullanımından rahatsızsak, izni vermeyip sadece ihtiyaç anında bu ayarı değiştirip sonra geri almak da mümkün.
Bir uygulama size bu izni kaldırırsanız fonksiyon etkilenir dese bile yine de söz konusu izni kaldırıp gerçekten bir değişme var mı deneyebilirsiniz. Bazen bir değişiklik olmadığını göreceksiniz, bazen de sırf alakasız görünen bir uygulamanın yakındaki cihazları görme iznini kaldırdığınız için telefonunuz akıllı saatinize bağlanamayabilir. Önemli olan bu ayarların değiştirilebileceğini hatırlamak ve neye razı olduğumuzu kendimize sormak. Örneğin sistem ayarlarını değiştirebilme iznini sadece gerçekten fonksiyonu bu izne bağlı uygulamalara vermek.
Güvenlik ve kişisel verilerin korunması çok yönlü bir problem ve aktif çabamızı gerektiriyor, sadece cihazımızda değil aynı zamanda internette de. Bir web sitesini ziyaret ettiğimizde sırf çerez bildiriminden kurtulmak için tüm çerezleri kabul etmek yerine hangi üçüncü parti çerezlerine evet dediğimize bakmak büyük önem arz edebilir, özellikle cihazımızı internet bankacılığı gibi hassas amaçlar için kullanıyorsak. Eğer site çerezleri reddetme butonu sunmuyorsa bu bir tehlike işareti olabilir. Bu sitenin bir taklit olduğunun ya da düzenli güncellenmeyen bir site olduğuna işaret edebilir. Siber tehditler de dolandırıcılar da uyumuyorlar, bu sebeple her internete girişimizde dikkatli olmalıyız.
Bilgi çağında yaptığımız hemen hemen her şey bir noktada kaydediliyor. Bu verilerin büyük bir kısmı da yeterince uğraşıldığı takdirde elde edilebiliyor. İsim soy isimle birlikte olmasa bile bir kişisel tanımlayıcı ile. Durum ürkütücü olsa da yönetilebilir. Fakat bu farkındalık ve kişisel çaba gerektiriyor. Öncelikle kendimiz isteyerek dünya ile paylaştığımız şeyleri düşünmeliyiz. Her biri bizim seçimimizle paylaşıldı ve her biri erişilebilir. (Evet bu doğum günlerini şifre olarak kullanmamak için bir hatırlatma.) İkincisi ise bir ürünü sadece kolaylık sağladığı için kullanmak yerine kullanım koşullarına dikkat etmek. Eğer vermek istemediğimiz bir izin ya da bilgiyi istiyorsa doğru seçim bir alternatif aramak. Sonuncusu ise karşılaştığımız unsurların gerçekliğine dikkat etmek. Dijital ayak izlerimizi tamamen silmek mümkün olmasa da, hangi izleri bırakacağımızı seçme gücü hâlâ bizim elimizde.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Stratejik derinliğin düşmanı, Bir modern çağ halüsinasyonu olarak “Multitasking”

Modern iş dünyasının plazalarında, asansörlerinde veya ardı arkası kesilmeyen...

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Davos 2026: Öne Çıkan Konular-1

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından 19-23 Ocak tarihleri arasında...

Geleceği yönetmek çocukluktan başlar

Gelecek çoğu zaman teknolojiyle, yapay zekâyla ya da ekonomik...

Mülakatta asıl sorulması gereken soru “Bu insan kim?”

Yıllardır işe alım süreçlerinde aynı ritüeli tekrarlıyoruz. Özgeçmiş masaya...