Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından 19-23 Ocak tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında bu yıl 56’ncısı gerçekleştirilen zirve, artan jeopolitik gerilimler ve yapay zeka devriminin ortasında dünyayı yeniden bir araya getirmeyi hedefleyen “Diyalog Ruhu” (A Spirit of Dialogue) temasıyla düzenlendi. Davos 2026, 56 yıl içinde, 130 ülkeden 3.000’den fazla delege ile en fazla katılımcıya sahip, en yüksek gerilimli ve diplomatik protokollerin en alt seviyede olduğu Dünya Ekonomik Forumu olarak tarihe geçti. Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger’in forumu “Günde on kez şaşırtıcı olayların yaşandığı bir ‘Sirk Haftası’” olarak tanımlaması, Trump’ın Avrupa’yı kastederek “Çin çok akıllı. Onları (rüzgar güllerini) yapıyorlar, bir servet karşılığında satıyorlar. Onları alan aptal insanlara satıyorlar….” veya “Şu anda biz olmasaydık, hepiniz Almanca ve biraz Japonca konuşuyor olurdunuz belki.” demesi, Fransa Cumhurbaşkanı E. Macron’un güneş gözlükleri ile konuşma yapması geleneksel diplomatik protokollerin nasıl yerle bir olduğunun göstergesi oldu. Zirvenin diğer bir dikkat çekici yanı, Başkan Donald Trump liderliğindeki G7 ülkelerinden 6’sının devlet ve hükümet başkanı (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya) nezdinde olmak üzere toplam 65 devlet ve hükümet başkanının, 400’den fazla üst düzey devlet/NGO liderlerinin, 800’ün üstünde üst düzey şirket yöneticisinin zirvede bulunması ve de Elon Musk’ın ilk katılımı olması ve zirvede soğuk rüzgarlar estiren Peace or Piece (Barış mı? Parça mı?) sözü/esprisiydi. Bir başka ilk de WEF kurucusu Klaus Schwab’ın bu zirvede yer almamasıydı.
2 sayı boyunca konumuz Davos Zirvesi’de öne çıkan başlıklar/konular olacak. Sizler için Davos’ta öne çıkan konuları 6 başlık halinde topladım:
1.Jeopolitik ve Siyasetin Yeni Denklemi
2.Teknoloji ve Yapay Zekanın Yeni Gerçekliği
3.Ekonomi, Finans ve Ticaretin Yeni Dengeleri
4.Enerji ve Emtianın Stratejik Geleceği
5.Sürdürülebilirlik ve Toplumun Yeni Sınavları
6.Türkiye’nin Stratejik Rotası
Bu sayımızda ilk 3 bölüm aşağıda. İyi okumalar dilerim. E-mailimi biliyorsunuz. Yorum ve önerilerinizi bekliyorum.
1-JEOPOLİTİK VE SİYASETİN YENİ DENKLEMİ
Davos 2026, küresel sistemin iş birliği döneminden sert ve stratejik bir rekabet çağına geçtiği, kural bazlı düzenin yerini reelpolitiğin aldığını açıkça dillendirmektedir. Kanada Başbakanı Mark Carney’nin zirveye damga vuran “Dünyayı olduğu gibi kabul etmeliyiz, olmasını dilediğimiz gibi değil” ve “Geçiş döneminde değil ‘kopuş’ içinde olduğumuz” ifadeleri, bir bakıma yeni dünya düzeninden yepyeni bir dünya düzenine geçişi işaret etmektedir.
1.1-Trump Etkisi
Zirve, ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleri ve öngörülemez hamleleri tarafından domine edilmiştir.
Grönland ve Toprak Talebi: Diplomatik Bir Kriz
Başkan Trump’ın Grönland hakkındaki görüşleri Davos’un ilk günlerinde diplomatik bir gerginliğe yol açmıştı. Trump’ın tutumunu yumuşatması ve ardından gelen “Barış Kurulu (Peace Board)” girişimi bir rahatlama sağlasa da, bu durum jeopolitiğin önemini ve belki de BM’nin yerini ya da bazı fonksiyonlarını üstlenebilecek yeni bir kuruluşun doğduğunun habercisidir.
Tarifeler
Trump, Grönland teklifine direnen sekiz Avrupa ülkesine karşı gümrük tarifelerini bir silah olarak kullanma tehdidinde bulunması küreselleşme, serbest ticaret ve liberalizm ile taban tabana zıt durumun devam edeceğini, tarifelerin yeni ekonomik silah olarak kullanımının tıpkı soğuk savaş dönemindeki rampasında hazır bekleyen nükleer başlıklı kıtalararası füzeler misali hazırda beklediğini ortaya bir kez daha çıkardı.
Enerji Politikalarında Sert Dönüş
ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın, küresel petrol üretiminin “iki katına çıkması gerektiğini” savunması ve Avrupa’nın yeşil enerji yatırımlarını “çok fazla para israf ediyorlar” şeklinde nitelemesi Davos’un yeşil enerji vurgusunu yerle bir etmiştir. Wright ayrıca, Avrupa ve ABD’nin Kaliforniya eyaletinin yeşil enerji yatırımlarına çok fazla para harcadığını da söyledi. Trump da nükleer enerjiyi tercih edip yeni reaktörlerin kurulmasını onayladığını belirtti.
Avrupa’nın Durumu
Avrupa liderleri, Trump’ın Grönland taleplerine karşı sert bir direnç göstermiştir. Jeopolitik belirsizlikler, Avrupa’yı savunma harcamalarını daha da artırmaya itecektir. Davos’ta “Mavi Davos (Blue Davos)” olarak tanımlanan yaklaşımla su güvenliği ve enerji dönüşümü stratejik öncelik haline gelirken, savunma sanayisi de artık “bir tercih değil zorunluluk” olarak kabul edilen büyüme odaklı bir yatırım alanına dönüşmüştür.
1.2-KÜRESEL AKTÖRLER VE GÜÇ KAYMASI
Hindistan: “Mother of All Deals” ve Yeni Ekonomik Motor
Jeopolitik karmaşıklık ticaret anlaşmalarını hızlandırmaktadır. Yeni imzalanan AB-Mercosur ticaret anlaşması ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, AB ile Hindistan arasında yakında “tüm anlaşmaların anası” olarak nitelendirilebilecek bir anlaşmanın yapılacağına işaret etmesi – ki zirve bitiminden daha 1 hafta bile geçmeden anlaşma imzalandı- ekonomilerin yeni işbirlikleri arayışında olduğunun göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Çin, Rusya ve “Gizli Silah” Rekabeti
Trump’ın Venezuela’da Maduro Operasyonu’nda “gizli bir sonik silah” kullanıldığını iddia edip Rusya ile Çin’in yeniden başlaması gerektiğini açıkladı. Buna karşın Rusya konunun araştırıldığını belirtti.
- TEKNOLOJİ VE YAPAY ZEKANIN YENİ GERÇEKLİĞİ
Davos 2026, yapay zekanın sadece bir yazılım tartışması olmaktan çıkıp, fiziksel altyapı, işgücü dönüşümü ve kurumsal dayanıklılığın temel taşı haline geldiği yıl olarak tarihe geçti.
2.1- YAPAY ZEKA ALTYAPISI
Jane Harman, “İki Davos var: biri jeopolitik konulara, diğeri ise özel sektör öncülüğündeki teknoloji ve yapay zekaya odaklanmış durumda” diye belirtti. Nitekim DeepMind’dan Demis Hassabis, Anthropic’ten Dario Amodei, xAI’den Elon Musk, Microsoft’tan Satya Nadella ve Apple’dan Tim Cook da dahil olmak üzere sektörün devleri etkinlikte hazır bulundu.
Yazılım Değil Fiziksel Altyapı
Zirveden çıkan en net mesaj, yapay zeka yatırımlarında paradigmanın değiştiğidir. Yapay zeka, artık sadece bulutta yaşayan bir algoritma değil, devasa enerji tüketen ve özel donanım gerektiren fiziksel bir varlıktır.
Enerji İhtiyacı ve Veri Merkezleri
Yapay zekanın yaygınlaşması, veri merkezlerinin enerji talebini daha önce görülmemiş seviyelere çıkarmıştır. Yenilenebilir enerji konusunda Trump’tan tamamen farklı düşünen Elon Musk, ABD’nin, Big Tech’in enerji tüketen veri merkezlerinin yaygınlaşmasından kaynaklanan artan talep de dahil olmak üzere, tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar güneş enerjisi üretebileceğini belirtirken “Utah, Nevada veya New Mexico’nun küçük bir köşesini, yani ABD’nin yüzölçümünün çok küçük bir bölümünü kullanarak ABD’nin kullandığı tüm elektriği üretebilirsiniz. Ne yazık ki, güneş enerjisi için gümrük vergileri çok yüksek ve bu da güneş enerjisi kullanımının maliyetini yapay olarak artırıyor” şeklinde açıklamalarda bulunarak tarifeler hakkındaki görüşlerini de bir şekilde açıklamış oldu. Elon Musk, ayrıca, “Uzayda güneş enerjili veri merkezleri kurmak son derece mantıklı. Yapay zeka için en düşük maliyetli yer uzay olacak. Bunun iki ya da en geç üç yıl içinde geçerli olacağına inanıyorum” diyerek veri merkezlerinin enerji tabanlı yeni kuruluş yeri hedeflerini de ortaya koydu.
Davos 2026’da Nükleer enerji (Uranyum) ve elektrifikasyon (Bakır), yapay zekanın sürdürülebilirliği için stratejik yatırım alanları olarak tanımlanmıştır.
Çipler ve Donanım Savaşları
Yapay zeka yetkinliği, artık bir kurumun veya ülkenin sahip olduğu işlemci gücüyle ölçülmektedir. Çip üretimi ve tedariki, jeopolitik bir silah haline gelmiştir. Bu bağlamda, donanım tedarik zincirindeki herhangi bir aksama, küresel teknoloji ekosistemini felç etme potansiyeline sahiptir.
2.2- İŞGÜCÜ VE EĞİTİM
IMF Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zekanın işgücü piyasalarını “tsunami” gibi vuracağını, gelişmiş ekonomilerdeki işlerin %60’ını ve küresel olarak işlerin %40’ını etkileyeceği uyarısını yaparken Anthropic’ten Amodei ise daha da ileri giderek, yapay zekanın giriş seviyesi beyaz yakalı işlerin %50’sine kadarını ortadan kaldırabileceğini öngördünü belirtti. Buna karşı Recruit CEO’su Hisayuki Idekoba, ise yapay zekanın görevleri otomatikleştirmesine rağmen tüm işleri yapamayacağını vurguladı. İşe alım firmaları da iş ilanlarında herhangi bir düşüşün olmadığını hatta yapay zeka ile ilgili roller için talebin arttığını ortaya koyarken hizmet firmaları yöneticileri, yapay zekanın yetenek gelişimini hızlandırdığını ve giriş seviyesi işe alımlarını %20 oranında genişletme planlarını olduğunu açıkladı.
Sheba Medical Center’dan Eyal Zimlichman ve WEF Sağlık Merkezi’nden Andy Moose, dijital çözümlerin başarısı için “kültürel değişim, şeffaf liderlik ve girişimcilik eğitimi” gibi faktörlerin kritik olduğunu belirtmiştir. Teknolojinin tek başına yeterli olmadığı, bu teknolojiyi kullanacak işgücünün zihniyet dönüşümünün şart olduğu vurgulamıştır.
Eğitim alanında, özellikle de üniversiteye kadar, yapay zekanın anında cevaplar vermesi, çocukları/öğrencileri derinlemesine/analitik düşünmeden, çabalamaktan uzaklaştırdığı ve bu nedenle de özellikle ilk ve ortaokulda öğrenciler tarafından kullanılmamasının çok daha iyi olacağı vurgusu pek çok katılımcı tarafından kabul gören bir gerçek olarak karşımıza çıktı.
2.3- KARLILIK
Şirketler için yapay zeka ve dijitalleşme, artık bir verimlilik aracı olmaktan çıkıp, bir itibar ve stratejik hayatta kalma meselesine dönüşmüş durumdadır. Ama ya karlılık hakkında rakamlar ne diyor?
Birçok CEO, uygulama maliyetleri artarken karların artmadığını belirtmiştir. PwC Başkanı Mohamed Kande, bu durumu verilerle destekleyerek, şirketlerin %56’sının büyük ölçüde uyumsuz stratejiler ve organizasyonel yapılar nedeniyle somut getiriler elde edemediğini bildirdi. Buna karşı potansiyelin hala çok büyük olduğunu savunan McKinsey CEO’su Bob Sternfels, yapay zekanın değerinin %70’inin verimlilik artışından, kalan %30’unun ise yeni iş modelleri aracılığıyla büyümeyi sağladığını belirtti.
3.EKONOMİ, FİNANS ve TİCARETİN YENİ DENGELERİ
3.1. MAKRO GÖRÜNÜM
Enflasyon Endişeleri ve Faizler
Davos 2026’da enflasyonun hala en kritik makroekonomik endişe kaynağı olduğu teyit edildi. Finans liderleri, piyasalardaki hızlı değişimlere rağmen yatırımcıların “uzun vadeli bir bakış açısı korumasının” hayati olduğunu savunurken, faizlerin de bu jeopolitik dalgalanmalara göre şekilleneceği öngörülmekte ve altının güvenli tarafsız liman olduğu ve 2026’da yükselişine devam edeceği öne çıktı.
JP Morgan Küresel Bankacılık Bölümü Eş Başkanı Filippo Gori, “Enflasyonun geri döneceğine dair süregelen bir korku var” dedi. Katılımcıların da belirttiği gibi, bu durum 2026’da faiz indirimleri olasılığı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.
3.2. TRENDLER
Finansal hizmet şirketleri, ABD politikası, jeopolitik, yapay zeka ve finansal teknolojinin yol açabileceği olası aksaklıklarla mücadele ederken, 2026 yılı faaliyetlerinde artış ve büyüme umudunu taşıyordu.
Kripto endüstrisi yöneticileri, stabilcoinlerin ve blok zinciri teknolojisinin finans sektörünü altüst etme potansiyelinden bahsetti. Bazı bankacılar yeni teknolojiyi denediklerini söylerken, diğerleri temkinli kalmaya devam etti.
Geleneksel devlet destekli finansmanın yetersiz kalması üzerine, JP Morgan Kalkınma Finansmanı Küresel Başkanı Faheen Allibhoy gibi liderleri yeni arayışlara itmiştir: “Geniş ölçekte etki yaratmak için özel sermayenin ve daha iyi kamu-özel sektör ortaklıklarının ne kadar önemli olduğunu” vurgulayarak, hayırsever kuruluşlar ve özel sermaye ile sürekli etkileşimin bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
3.3. KÜRESEL TİCARETİN DÖNÜŞÜMÜ
IMF Başkanı Kristalina Georgieva “Biz her zaman ticaret yaptık ve her zaman ticaret yapacağız. Ticaret nehir gibidir, su gibidir. Önüne bir engel koyarsanız, onu aşar.” diyerek ticaretin hiçbir şekilde engellenemeyeceğine vurgu yaptı.
Ticaret Anlaşmaları ve Jeopolitik Karmaşıklık
AB-Mercosur ticaret anlaşması ve AB-Hindistan arasındaki “Mother of All Deals (Tüm Anlaşmaların Anası)” jeopolitik gerilimlerin ticaret bloklarını nasıl yeniden şekillendirdiğinin en büyük örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlaşmalar küresel sistemdeki tıkanıklıkları aşmak için birer stratejik araç olarak kullanılmaktadır ve şirketlerin yeni fırsatları belirlemesi ve yeni ticaret koşullarında yol alabilmek için kapasite geliştirmesi gerekecektir. Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, adil bir şekilde yapıldığında ticaret entegrasyonunun ulusal güvenliğe bir tehdit değil, aksine refah için bir araç olduğunu vurgulamıştır.
Teknoloji-Ticaret Paradoksu ve Hizmetler
Dijital araçlar ticareti daha hızlı ve ucuz hale getirirken, ticaret politikalarının karmaşıklığı bu süreci zorlaştırmaktadır. Gümrük vergileri mallar üzerinde baskı kursa da, dijital ekonomi, turizm ve online hizmetleri kapsayan hizmet ticareti bu gerilimlerden büyük ölçüde etkilenmemiştir. AI ve dijitalleşme, orta ölçekli ekonomiler için ticarete erişimi demokratikleştiren bir güç olarak görülmektedir.
Sürdürülebilirlik ve Tedarik Zinciri Güvenliği
Güvenlik planlaması artık tüm ticaret tartışmalarının kalbindedir. Şirketler, tedarik zinciri şoklarına karşı senaryo analizi ve risk yönetimini en üst önceliğe taşımada karar kılmıştır. Sürdürülebilirlik kriterlerini ticaret stratejileriyle tam uyumlu hale getiren şirketler, uluslararası değer zincirlerindeki yerlerini sağlamlaştıracaklardır.
