CEO’nun Son Görevi: Baş (!) Çim Biçme Operatörlüğü

Tarih

Bir CEO’yu tanımak istiyorsanız onu yönetim kurulu toplantısında değil, şirket aracına inerken ya da binerken izleyin derler. Çünkü bazı insanlar kartvizitlerini ceplerinde değil, karakterlerinin yerine taşırlar.
CEO…Üç harf. Ama bazıları için bu üç harf, adından, soyadından hatta nüfus cüzdanından bile daha önemlidir. Telefonuna “Sayın CEO’m” diye başlanmasını ister. Asistanı olmadan tuvaletin yerini bulamaz. Kahvesini yanlış getiren personele dünyanın ekonomik dengelerini bozmuş gibi bakar. Toplantıda sözü kesildiğinde bunu kişisel hak ihlali sayar. Sanki şirketi kendisi kurmuş, elektriği kendisi icat etmiş, parayı da ilk kez kendisi kazanmış gibidir. Oysa hayatın çok sevdiğim bir huyu var. Kimseye makamını mezara kadar taşıtmaz. Ani kalp krizleri hariç.!!!!!
İnsan ellili yaşlarda hâlâ güçlü hisseder. Altmışlara yaklaşınca ise hayat yavaşça fısıldamaya başlar. “Birader … biraz sakin.”
İşte tam o dönemin başında çok ilginç bir dönüşüm yaşanır. Yıllarca sayısız kişiye emir veren adam/kadın, yapacak bir işi kalmadığı için bocalayan ve adapte olmakta zorlanan zihnini sakinleştirmek için sabahın yedisinde bahçeye çıkar. Elinin altında ise dünyanın en demokrat makinesi vardır. Çim biçme makinesi. Artık kimse ona “Efendim, uygun mudur?” diye sormayacaktır. Makineye benzin koyar ya da elektrikli ise falanca metrelik kabloyu fişe takar. İpi çeker, ya da düğmeye basar. Motor çalışmaz. Bir daha, bir daha…
İlk defa hayatında birisi ki o bir makine de olsa ona itaat etmez. Yıllarca beraber çalıştığı insanlar ona hep “Tamam efendim.” demişti oysa ki. Şimdiyse en yüksek fiyata kazıklandığı falanca markalı çim makinesi motoru kendine şöyle der:
“Bugün canım çalışmak istemiyor..” (Not: Çalışırken çok kazanıp işsiz kalsam da bahçıvan çalıştırıyorum diyerek egosunu yarıştıran bir gösteriş meraklısı değilseniz konudan burada uzaklaşmayıp özünü anlamak için okumaya devam edebilirsiniz ya da …. )
İşte gerçek liderlik sınavı tam burada başlar. Kurumsal hayatta “stratejik dönüşüm” dediği şeyin yerini artık bahçedeki stratejik yabani ot istilası almıştır. Eskiden KPI takip ederdi şimdi karahindibalarını. Eskiden performans değerlendirmesi yapardı şimdi çimlerin boyunu ölçüyor olacaktır. Eskiden bütçe toplantısı vardı şimdi gübre fiyatları mukayesesi. Eskiden milyon dolarlık satın almalar şimdi internetten indirimde eve teslim kaliteli çim tohumu.
Hayat bazen insanı çok nazik bir yerine oturtuyor. En ironik tarafı da şu. Yıllarca kimseyi beğenmeyen adam, sonunda komşunun çimlerine imrenmeye başlıyor. “Hasan Bey bu sene iyi bakım yapmış. “İşte rekabetin en saf hali bu. Borsa değil. Holding değil. Çim.
Çünkü insan rekabet etmeyi bırakmıyor. Sadece alan değiştiriyor. Bir zamanlar toplantıya geç kalan yöneticiye hesap soran adam şimdi yağmur yağmadan çimleri biçmeyi bitirmeye çalışıyor. Çünkü doğanın gündemi Outlook takviminden bağımsızdır. Bulutlar toplantı daveti kabul etmez. Rüzgâr yönetim kurulu sunumunu dinlemez. Toprak ise unvanınızı takmaz.
En komik sahne ise torunların gözündeki durumdur. Onlar sizi bir CEO olarak değil…”Çim kesen sevimli büyükanne veya büyükbabaları ” olarak bilir.
Hiçbiri “büyükbabam veya büyükannem bir dönem Fortune 500 şirketi yönetmiş.” demez. Ama şunu söyler. İhtiyar çim biçerken hayatın en mutlu insanı oluyor.” İnsan ömrünün bütün kariyeri bazen işte böyle tek bir cümleye sığar. Aslında çim biçmek çok öğretici bir iştir. Her hafta yeniden uzar. Bugün mükemmel görünen bahçe, on gün sonra tekrar dağılır. Tıpkı başarı gibi. Bir kez elde edilince sonsuza kadar kalmaz. Sürekli emek ister. Belki de doğa yıllardır CEO’lara anlatmaya çalışıyor “Rahat ol. Hiçbir şey kalıcı değil.”
Şirketlerde bazı yöneticiler kendilerini güneş sanırlar. Onlar olmadan sistem çökecek zannederler. Sonra emekli olurlar. İlk hafta telefon sessizleşir. İkinci hafta kimse aramaz. Üçüncü hafta yerlerine biri gelir. Dördüncü hafta şirket daha da büyür. Hayatın en pahalı dersi budur. Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Asıl trajedi ise bazı insanların emekli olunca ne yapacağını bilememesidir. Çünkü bütün kimliğini makamına bağlamıştır. Kartvizit gidince karakter de eksilmiş gibi hisseder. Oysa akıllı insanlar bunun hazırlığını yıllar önceden yapar. Bir hobi edinir. Bir bahçe kurar. Kitap okur. Seyahat eder. Torun sever. Balık tutar. Çünkü bilir ki insanın unvanı emekli olabilir. Ama merakı emekli olmamalıdır.
Çim biçme makinesi burada sadece bir makine değildir. Siz alıştığınız dilde ona metafor diyebilirsiniz. Hayatın verdiği yeni görev tanımıdır. Artık kimseye hükmetmiyorsundur. Toprağa hizmet ediyorsundur. Ve ilginçtir…Bu görev çoğu zaman eskisinden daha huzurludur. Ne hisse senedi vardır. Ne yönetim kurulu. Ne kendini akıllı sanıp akıl öğretmeye çalışan departman yöneticileri. Ne kriz. Ne yatırımcı baskısı. Sadece kuş sesi. Biraz güneş. Biraz toprak kokusu. Ve dümdüz kesilmiş çimler. Belki de gerçek başarı budur.
Bugün egosuyla odalara sığmayan CEO’lara küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Bir gün hepimizin ajandası sadeleşecek. Toplantılar bitecek. Sunumlar silinecek. Kartvizitler çekmecelerde sararacak. Şirket araçları başkasına verilecek. Asistan başka bir yöneticiye “Efendim…” diyecek. Ve siz…Muhtemelen bir cumartesi sabahı…Şortunuzu giyip deponuzun kapısını açacaksınız. Çim biçme makinesini dışarı çıkaracaksınız. Komşu el sallayacak. Siz de motoru çalıştırmaya uğraşacaksınız. İşte o an yıllarca kurduğunuz bütün hiyerarşi, tek bir marş ipinin ucuna bağlanacak.
Hayat bazen insanı küçültmez. Sadece gerçek boyunu gösterir. Belkide altmış yaşından sonra en prestijli unvan CEO değildir” Bahçesi düzenli, egosu budanmış insan” olmaktır. Çünkü sonunda hepimiz aynı gerçekle tanışıyoruz: Hayat, yönetim kurulu başkanlarını bile bir gün çim biçme makinesinin arkasında yürütüyor. Ve işin en güzel tarafı şu…Orada kimsenin size “Sayın CEO” demesine gerek kalmıyor. Çünkü doğa, herkese umurunda olmadan aynı hitapla sesleniyor:
“İnsan.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Eski İş Arkadaşların Seni Neden Aramıyor?

Telefon sessiz. Bunu fark ettiğinde biraz üzüldün, değil mi?...

İş dünyasının para ile satın alamadığı kavram: ANLAM

Çalışanlara 'Ne için çalışıyorsun?' diye sorduğunuzda ilk cevap çoğu...

Bir Gün İşe Gelmedi Diye İşçi Çıkarılır mı? Devamsızlıkta Doğru Bilinen Yanlışlar

İş hukukunda kulaktan kulağa dolaşan bazı bilgiler vardır ki,...

Patronun Her Şeyi Bilmesi Şirket İçin Risk midir?

İşletmeler büyüdükçe karşılaştıkları sorunlar da değişir. Kuruluş aşamasında şirketi...