Yıllardır zihnine şu kodlar yüklendi: “Hayat bir filmdir ve sen bu filmin başrolüsün.” Sonra buna bir cümle daha eklendi: “Sen aynı zamanda bu hayatın senaristisin.”
İlk bakışta kulağa güçlü geliyor. İnsan kendini özel hissediyor. Kontrolün kendisinde olduğunu düşünüyor. Ancak fark edilmeyen başka bir gerçek var: Senaryolar dram üretir.
Çünkü her senaryonun içinde çatışma vardır. Kahraman vardır, kurban vardır. Suçlu vardır. Acı vardır. İnsan hayatına sürekli bir hikaye gibi bakmaya başladığında fark etmeden kendi dramını üretmeye başlar. Ve bir süre sonra yaşamayı bırakır, yazdığı karakteri oynamaya başlar.
Belki de bu yüzden insanlar yıllarca aynı acıları farklı isimlerle yaşamaya devam ediyor. Çünkü senaryo değişiyor ama bilinçaltındaki karakter aynı kalıyor.Bir insanın hayatı, en çok tekrar ettiği düşüncelerin sonucudur.
Senarist Zihni ile Mühendis Zihni Farklı Çalışır
Senarist zihni olayları büyütür. Mühendis zihni olayları analiz eder. İkisi arasındaki fark hayatın yönünü değiştirir.
Bir ilişki bittiğinde senarist zihni şöyle der:
“Kimse beni sevmiyor.”
“Ben değersizim.”
“Hep terk edileceğim.”
“Hayat bana bunu neden yapıyor?”
Ama mühendis zihni başka bir soru sorar:
“Bu sonuca beni hangi düşünce sistemi getirdi?”
“Neyi yanlış tasarladım?”
“Neyi farklı yapmalıyım?”
İşte dönüşüm tam burada başlar. Çünkü senarist duygularıyla hareket eder.Mühendis ise sistemlerle. Birisi geçmişi tekrar tekrar oynatır. Diğeri sistemi yeniden tasarlar.
Peki İnsan Neden Kendi Dramına Bağımlı Hale Gelir?
Çünkü zihin tanıdık olanı sever. Acı bile olsa alışılmış duygu güvenli gelir. Bir insan çocukluğunda sürekli değersiz hissettirildiyse, yetişkin olduğunda bile aynı duyguyu üreten insanlara çekilebilir. Çünkü bilinçaltı tanıdık acıyı, bilinmeyen huzura tercih eder. İşte bu yüzden bazı insanlar sürekli aynı döngüleri yaşar:
Aynı ilişki sorunları
Aynı toksik arkadaşlıklar
Aynı korkular. Ve sonra buna kader derler. Oysa çoğu zaman bu kader değil, çalışmaya devam eden eski bir yazılımdır.
Sorun yaşadığın hayat değil, o hayatı çalıştıran görünmez sistemdir.
Hayatını Mühendis Gibi Tasarlamak Ne Demektir?
Bir mühendis bir köprü çöktüğünde köprüye ağlamaz. Analiz yapar.
Nerede hata var?
Hangi hesap yanlış?
Hangi sistem yükü taşıyamadı?
Ne değiştirilmeli?
Mühendis zihni suçlu aramaz. Çözüm arar. Hayatını mühendis gibi yaşamak da tam olarak budur. Kendini suçlamadan… Başkalarını suçlamadan… Ama sorumluluğu da inkar etmeden…Sistemi yeniden kurabilmek. Çünkü insan hayatı çoğu zaman tesadüflerle değil, tekrar eden zihinsel kodlarla şekillenir.
Hayatını Yeniden Tasarlayan İnsanlardan Örnekler
Thomas Edison, binlerce kez başarısız oldu. Ancak her başarısızlığı dramatize etmek yerine veri olarak gördü. Ünlü sözü aslında tam bir mühendis zihnini anlatır: “Başarısız olmadım. Sadece işe yaramayan binlerce yöntem buldum.” Edison kurban rolüne girseydi bugün ampulü değil, başarısızlık hikayesini konuşuyor olurduk.
Oprah Winfrey, yoksulluk, travma ve istismar dolu bir çocukluk yaşadı. Hayatını dramatik bir mağduriyet hikayesine dönüştürebilirdi. Ama o geçmişini kimlik yapmak yerine yeni bir sistem kurdu. Kendini yeniden eğitti. Zihnini yeniden yapılandırdı. Hayatını yeniden tasarladı. Bugün milyonlara ilham veren bir dönüşümün sembolü oldu.
Elon Musk, birçok insan problemi kişisel algılarken, Musk sistem problemi olarak bakıyor. Roketler pahalı mı? Sistemi yeniden tasarla. Elektrikli araçlar yaygın değil mi?
Yeni altyapı kur. Hayatına mühendis gibi bakmak tam olarak budur: Şikayet etmek yerine sistemi yeniden kurmak.
Senarist Zihni Kurban Yaratır
Her dramatik hikayede üç rol vardır: Kurban, suçlu, kurtarıcı ve insanlar çoğu zaman hayatlarını bu üç rol arasında geçirir. Birilerini suçlarlar. Birilerinden kurtarılmayı beklerler. Sonra tekrar kırılırlar. Ama mühendis zihni farklıdır.
Mühendis zihni şunu bilir: Seni kurtaracak olan şey duygu değil, farkındalık ve sistem değişimidir. Çünkü aynı düşünce sistemiyle farklı bir hayat kurulamaz.
Hayat Bir Hikaye Değil, Bir Yazılımdır
Bugün yaşadığın birçok sonuç görünmez kodlardan oluşuyor olabilir. O kodlardan bazıları;
Ben yeterli değilim, başarılı olursam yalnız kalırım, kimseye güven olmaz, ben zaten kaybederim.
Bu cümleler sadece düşünce değildir. Bunlar zihinsel komutlardır ve bilinçaltı bu komutları gerçek kabul eder. Hayatını değiştirmek istiyorsan önce çalışan sistemi görmelisin. Çünkü görünmeyeni değiştiremezsin. İnsan kaderini çoğu zaman seçimleriyle değil, fark etmediği alışkanlıklarıyla yaşar.
Hayat Bir Film Değil, Zihnine Attığın Kodlarla Yarattığın Bir Oyundur
Düşüncelerin, korkuların, inançların ve yıllardır kendine tekrar ettiğin cümleler bu oyunun görünmeyen yazılımını oluşturur. Çoğu insan hayatı kader sanıyor ama aslında yaşadığı gerçeklik, bilinçaltına yüklediği kodların bir yansımasıdır. Eğer sürekli aynı döngüleri yaşıyorsan, aynı hayal kırıklıklarıyla karşılaşıyorsan, aynı korkuların içinde sıkışıp kalıyorsan sorun hayatın kendisi olmayabilir; sorun eski yazılımdır. Çünkü sistem değişmeden sonuç değişmez.
Bu oyunun yazılımını değiştirmek ise senin elinde. Senarist olmaktan çıkıp hayatının mühendisi olmaya karar verdiğinde eski kodları kırabilir, sana öğretilen sınırları silebilir ve yerine yeni kodlar yazabilirsin. “Yapamam” yerine “öğrenebilirim”, “kaybederim” yerine “gelişebilirim” kodunu yüklediğin anda oyun değişmeye başlar. Çünkü insanın gerçekliği, en çok tekrar ettiği düşüncelerle şekillenir. Hayatını değiştiren şey dış dünya değil, o dünyayı nasıl programladığındır.
Şimdi önünde iki seçenek var: Eski hikayelerin içinde yaşamaya devam etmek ya da sistemin dışına çıkıp zihnindeki yazılımı yeniden tasarlamak. Seç bakalım… kırmızı hap mı, mavi hap mı?
