Her şirket bir gün değişmek zorunda kalır. Çünkü pazar değişir, müşteri değişir, teknoloji değişir, çalışan beklentileri değişir, rekabet değişir ve değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğu gerçeği, eninde sonunda bütün organizasyonların kapısını çalar. Ancak ilginç olan şudur ki, değişim projelerinin başarısız olmasının en büyük nedeni çoğu zaman bütçe eksikliği, teknoloji yetersizliği ya da yanlış stratejiler değildir; asıl neden, şirketlerin içinde bulunan ve değişime verdikleri tepki bakımından birbirinden tamamen farklı üç insan grubunu doğru okuyamayan liderlerdir.
Yıllardır farklı sektörlerde yürüttüğüm kurumsal dönüşüm çalışmalarında aynı tabloyla defalarca karşılaştım ve artık rahatlıkla söyleyebilirim ki, her şirkette istisnasız üç tip çalışan var;
İlk grup, değişimi gerçekten isteyenlerdir.
İkinci grup, değişime açıkça direnenlerdir.
Üçüncü grup ise en tehlikelisidir; değişimi destekliyormuş gibi görünen ama aslında onu görünmez şekilde yavaşlatanlardır. (Gizli sabotajcılar)
İşin en kritik noktası da tam burada başlar. Çünkü liderler çoğu zaman ikinci gruba odaklanır, oysa şirketleri asıl durduran üçüncü gruptur. Şimdi onları yakından tanıyalım;
- Grup: Değişimi Gerçekten İsteyenler
Bu insanlar mevcut düzenin eksiklerini görür, sorunları dile getirirken çözüm de üretir, yeni sistemleri öğrenmekten kaçmaz, hata yapmaktan korkmaz ve değişimin başlangıçta konfor alanını bozacağını bilmesine rağmen uzun vadede hem şirket hem de kendisi için daha iyi sonuçlar doğuracağını kabul eder.
ERP kurulacaksa ilk eğitimlere onlar katılır. ISO sistemi kurulacaksa prosedürleri ilk onlar okumaya başlar. Yeni performans sistemi gelecekse “Beni nasıl geliştirebilir?” diye soran yine onlardır. Bu insanlar kurumların gerçek dönüşüm motorudur. Ancak sayıları genellikle düşündüğümüz kadar fazla değildir. - Grup: Değişime Açıkça Direnenler
Bu grup en görünür gruptur:
“Eskisi daha iyiydi.” “Bunu yıllardır böyle yapıyoruz.” “Buna gerek yok.” “Bizde işlemez.” “Zaten yakında vazgeçilir.”
Bu cümleleri duymaya başladığınızda karşınızda ikinci grup vardır.
İlginç olan ise bu grubun aslında yönetilmesinin sanıldığı kadar zor olmamasıdır. Çünkü niyetleri açıktır. Direndiklerini bilir, bunu söyler ve davranışlarıyla da gösterirler.
Lider açısından görünür direnç, görünmez dirençten çok daha kolay yönetilir. Çünkü ne ile mücadele ettiğinizi bilirsiniz. - Grup: En Tehlikeli Grup-Gizli Sabotajcılar
Ve şimdi şirketlerin en sessiz, en profesyonel görünen ama en yüksek maliyet yaratan grubuna geldik. Bu insanlar toplantılarda değişimi alkışlar. Sunumlarda not alırlar.
“Harika bir proje olmuş.” “Kesinlikle destekliyoruz.” “Çok doğru karar.” derler.
Ancak toplantı bittiği anda koridorlarda başka bir hikaye başlar…
“Bakalım ne kadar sürecek.” “Bir önceki de böyle başlamıştı.” “Biz yine eski şekilde yaparız.” “Şimdilik böyle görünelim.”
Ve işte dönüşüm tam da burada yavaşlamaya başlar. Çünkü açık direnç enerji üretir; gizli direnç ise enerjiyi emer. Bu kişiler hiçbir zaman “Hayır.” demezler.
Bunun yerine süreçleri ağırlaştırırlar. Kararları geciktirirler. Bilgiyi eksik paylaşırlar. Sorumluluğu başkasına bırakırlar. Toplantıda onay verdikleri işi sahada uygulamazlar. En tehlikeli tarafı ise performans raporlarında çoğu zaman kötü görünmemeleridir. Çünkü görünürde herkesle aynı dili konuşurlar. Gerçekte ise organizasyonun hızını içeriden düşürürler.
Değişimin Sessiz Katilleri
Kodak dijital fotoğraf makinesini ilk geliştiren şirketlerden biriydi. Nokia akıllı telefon teknolojisini rakiplerinden önce görmüştü. Blockbuster dijital yayıncılığın geleceğini biliyordu.
Sorun bilgi eksikliği değildi. Sorun, organizasyon içinde değişimin gerçekten uygulanmasını istemeyen görünmez dirençti. Bugün dünyanın en büyük şirketlerinin yaşadığı dönüşüm krizlerine baktığınızda başarısızlığın çoğu zaman teknoloji eksikliğinden değil, insan davranışlarından kaynaklandığını görürsünüz.
Çünkü hiçbir ERP yazılımı, hiçbir kalite yönetim sistemi, hiçbir stratejik plan ve hiçbir danışmanlık projesi, uygulamada değişiyormuş gibi yapan insanların oluşturduğu görünmez duvara çarptığında tek başına başarı üretemez.
Liderin Gerçek Sınavı
Bir liderin başarısı, değişim vizyonunu anlatmasıyla değil; organizasyondaki bu üç grubu doğru ayırt edebilmesiyle ölçülür.
En büyük hata, değişimi isteyenlerle değişimi istiyormuş gibi görünenleri aynı kefeye koymaktır.
Çünkü birinciler organizasyonu ileri taşırken, üçüncüler aynı noktada tutar. Hatta çoğu zaman ikinci gruptan daha fazla zarar verirler. Açıkça direnen bir çalışan ekip içinde tartışma yaratır; değişiyormuş gibi görünen çalışan ise güveni zedeler. Ve güven kaybolduğunda en iyi strateji bile uygulanamaz.
Değişim Rüzgarı Kimi Savurmalı?
Kurumsal dönüşüm yalnızca yeni süreçler yazmak, yeni organizasyon şemaları hazırlamak, ERP kurmak, KPI belirlemek ya da kalite belgeleri almak değildir.
Gerçek dönüşüm, organizasyonun değişim enerjisini aşağı çeken görünmez ağırlıklardan kurtulmasıdır. Bazen bir şirketin büyümesi için onlarca yeni çalışan almak gerekmez.
Sadece değişimi yıllardır görünmez şekilde yavaşlatan birkaç kişinin etkisini ortadan kaldırmak bile organizasyonun hızını katlayabilir.
Bu nedenle güçlü liderler herkesi memnun etmeye çalışmaz. Herkesi yanında tutmaya da çalışmaz.
Onlar, şirketin geleceğini geçmiş alışkanlıkların rehinesi yapan görünmez direnç odaklarını cesaretle ortaya çıkarır.
Çünkü bilirler ki dönüşümün gerçek maliyeti değişim yapmak değildir; değişimi sürekli ertelemektir. Ve unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur:
Şirketleri değişime direnen insanlar yıkmaz. Şirketleri, değişimi destekliyormuş gibi yapıp her gün biraz daha yavaşlatan insanlar yorar.
Gerçek liderlik ise herkesi aynı gemide tutmak değil, şirketi geleceğe götürecek rüzgarın önüne gizlice set çekenleri cesaretle fark etmek ve gerektiğinde o rüzgarın onları geride bırakmasına izin vermektir.
Çünkü değişim rüzgarı herkesi taşıyamaz. Ama geleceği inşa edecek kurumlar, o rüzgarın önünde yürümeyi seçenlerle yoluna devam eder.
Şimdi ekibinize yeniden bakın;
Değişimi gerçekten isteyenleri, açıkça direnenleri ve değişimi istiyormuş gibi görünenleri tek tek düşünün. Üçüncü gruptaki isimler sizi şaşırttı mı? Gülümseyin çekiyorum 🙂
