TED Talks ile tanışıp kısa bir süre içinde tiryakisi olduktan sonra ufkum açıldı ama görüp dinlediklerim aynı hızla dünyamı kararttı. Dünyanın dört bir yanından çalışmalarını paylaşanlara baktıkça, “biz neden yaya kaldık” sorusuna yanıt vermek kolaylaşıyor…
TED Talks programının temelinde bulunan ve üç harf ile ifade edilen T.E.D. kısaltması başlangıçta; Technology | Teknoloji, Entertainment | Eğlence ve Design | Tasarım sözcüklerini buluşturan anlayışı ifade ediyordu. Zaman içinde bu kapsamı genişledi ve eğitimden psikolojiye, enerjiden küresel sorunlara kadar pek çok farklı alanı ve disiplini kapsayan bir fikir paylaşım platformuna dönüştü. Bu süreçte programın mottosu olan Ideas Worth Spreading | Yayılmaya Değer Fikirler anlayışının da büyük katkısı oldu.
Deyim yerindeyse programın “fikir babası” olan Richard Saul Wurman tarafından 1984 yılında kurulan bu deneysel yapı, dünyanın gidişatını ve insanlığın evrimi anlatan yüzbinlerce konuşmaya ev sahipliği yaptı. Kural olarak 10 dakikayı aşmaması beklenen öncü konuşmalar arasında Apple Macintosh bilgisayar, CD (Compact Disc) teknolojisi, 3D (3 Boyutlu) grafikler anlatıldı. Konferans olmadığının her fırsatta altı çiziliyor, bilginin en kısa ve kestirme yoldan aktarılması özenle önplanda tutuluyordu. O günden bugüne, aradan geçen 40 küsur yılda özenle korunan bir fikri diri tutuyordu.
TED Talks marka değeri…
TED Talks başlı başına bilginin ne kadar değerli olduğunu ortaya koyan bir çatı değil, fikirlerin yaygınlaşmasına olanak tanıyan bir yapı olma özelliği ile öne çıkıyor. Yüzlerce ülkede, neredeyse dünyanın yarıdan fazlasında etkinlikler düzenliyor. Konuşmacılar genel olarak İngilizce konuşmayı seçseler de 100’den fazla dilde altyazı desteği ile sunuluyor. Podcast’lerden TED-Ed markası altındaki eğitim programlarına uzanan geniş bir fikir ekosistemi söz konusu. Konuşmaları ve konuları daha iyi sunabilmek için küratörler çalışıyor, profesyoneller içerikleri elden geçiriyorlar. Herkesin hedefi “daha iyi” olmak, doğal olarak da ortaya muhteşem bir fikir çeşitliliği-bilgi zenginliği çıkıyor.
Bu dünyanın neresinde olduğumuzu anlamak için yüzbinleri aşan konuşmalara arasından “en etkileyici” ve “en çok izlenen” listesi yapmakla kolları sıvayalım. Her biri farklı bir alanda güçlü bir “tek fikir” etrafında şekilleniyor. Orijinal kayıtların kolay bulunabilmesi için konuşmalar özgün başlıkları ile listelendi. Bunlardan yüz binlercesi var.
Gelin bir göz atalım…
1) Sir Ken Robinson – Okullar yaratıcılığı öldürüyor mu? | Do schools kill creativity?
Ken Robinson, modern eğitim sistemlerinin yaratıcılığı körelttiğini savunuyor. Okulların hata yapmayı cezalandıran yapısının, çocukların doğal üretkenliğini bastırdığını anlatıyor. Mizah dolu anlatımıyla eğitim anlayışını sorgulatıyor. Konuşmanın ana fikri; eğitim sistemi, yaratıcılığı destekleyecek şekilde yeniden tasarlanmalı…
2) Amy Cuddy – Beden diliniz kim olduğunu şekillendirir. | Your body language may shape who you are.
Amy Cuddy, “power pose” (güç pozu) kavramını tanıtıyor. Beden dilinin yalnızca başkalarını değil, kişinin kendi psikolojisini de etkileyebileceğini öne sürüyor. Konuşmanın ana fikri; davranışlarımız, düşündüğümüzden daha fazla biçimde kimliğimizi şekillendirir…
3) Simon Sinek – Büyük Liderler Nasıl Harekete İlham Verir? | How great leaders inspire action?
Simon Sinek’in ünlü “Golden Circle” modeli: Why – How – What | Neden – Nasıl – Ne. Büyük liderlerin ve şirketlerin önce “neden” ile başladığını savunuyor. Konuşmanın ana fikri; insanlar ne yaptığınıza değil, neden yaptığınıza bağlanır…
4) Brené Brown – Kırılganlığın Gücü | The Power of Vulnerability
Brené Brown, kırılganlığın zayıflık değil; cesaret, bağ kurma ve yaratıcılığın temeli olduğunu anlatıyor. Samimi anlatımıyla duygusal açıklığın önemini vurguluyor. Konuşmanın ana fikri; gerçek bağ, savunmasız olmayı göze almakla kurulur…
5) Jill Bolte Taylor – Bir anlık iç görüm | My Stroke of Insight
Bir beyin bilimci olan Jill Taylor, geçirdiği felç sırasında beyninin adım adım nasıl “kapanmaya” başladığını içeriden bir deneyim olarak aktarıyor. Konuşmanın ana fikri; beynin iki yarımküresi dünyayı radikal biçimde farklı algılar…
6) Chimamanda Ngozi Adichie – Tek hikayenin tehlikesi | The danger of a single story
Chimamanda Ngozi Adichie, tek bir bakış açısının veya anlatının insanları ve kültürleri nasıl çarpıtabileceğini anlatıyor. Önyargının kökenine güçlü bir eleştiri getiriyor. Konuşmanın ana fikri; insanları tek bir hikâyeye indirgemek, onları eksik ve yanlış tanımaktır…
7) Dan Pink – Motivasyon bulmacası | The Puzzle of Motivation
Dan Pink, para ve ödül sistemlerinin her zaman motivasyonu artırmadığını, özellikle yaratıcı işlerde ters etki yapabileceğini savunuyor. Konuşmanın ana fikri; gerçek motivasyon özerklik, ustalık ve anlamdan gelir…
8) Elizabeth Gilbert – Sizin ulaşılması zor yaratıcı dehanız | Your elusive creative genius
Elizabeth Gilbert, yaratıcılığı “kişisel bir kimlik” yerine dışsal bir güç olarak görmenin psikolojik baskıyı azalttığını öne sürüyor. Konuşmanın ana fikri; yaratıcılığı omuzlarımızdan alıp, daha sağlıklı bir ilişki kurabiliriz.
Konular arasında dağılıp gitmek mümkün ama toparlanmak gerek!
Bir tür “best of TED Talks” listesine baktığınızda bu konuların ve benzerlerinin hiçbirinin biz “yaya” kalanların ilgi alanına girmediği anlaşılacaktır. Bu konulara kafa yoranlara “uçmuş” diyebilirsiniz ama doğru; adamlar uçmuş ve aya kadar gitmiş. Bu konuları önemsemeyen hatta gülüp geçenlerin hali ortada, onlar hala yaya!
Alem aya giderken “biz” neden yayakalmakta ısrar ediyoruz?
Tarih
