Belirsizlikle Yaşamak

Tarih

Finans ve yatırım kitapları, paraya ve varlığa dair bakış açımı derinden değiştirdi. Ebeveynlerimizin ve sosyal çevremizin etkisiyle şekillenen bu konunun, aslında çok daha farklı bir perspektiften ele alınması gerektiğine inanıyorum. Bugün ise finansal farkındalıklarımdan ziyade, büyük resimde yaşadığımız coğrafyadaki belirsizlik durumunun hiç olmadığı kadar artmış olmasına değinmek istiyorum. Çünkü beni yıllar önce finansal okuryazarlığa teşvik eden şey de tam olarak bu belirsizlikti.
Yakın zamanda patlak vermesi beklenen İran–Amerika–İsrail gerilimi, yapılan ilk müdahalelerle savaşa dönüştü. Hafta sonu sabahın erken saatlerinde sosyal medyada süreci takip ederken, yine aklıma belirsizlik kavramını hatırlatan bir soru geldi. Bu soru, daha önce Irak, Suriye ve Filistin savaşlarında da zihnimde rahatsızlık uyandırmıştı.
Bu olayların özellikle yakın geçmişten beri sürekli aynı coğrafyada yaşanması, burada yaşayan insanların belirsizliklerle mücadele kaslarını devamlı aktif tutmak zorunda olduğunu gösteriyor. Belirsizlik kimileri için finansal, kimileri için yaşam alanını değiştirme, kimileri içinse hayatta kalabilme olarak vücut buluyor.
Belirsizlik, insan zihninin en zorlandığı alanlardan biridir. Çünkü zihin öngörülebilirlik ister, kontrol hissi ister. Oysa yaşadığımız coğrafyada belirsizlik artık istisna değil; süreklilik arz eden bir durum.
●Viktor Frankl: “İnsanın dayanma kapasitesi koşullardan değil, koşullara yüklediği anlamdan beslenir.”
●Epiktetos: “Kontrol edebileceğin ve edemeyeceğin şeyleri ayırt et.”
●Nassim Taleb: ‘’Bazı sistemler belirsizlikten zarar görür, bazıları dayanır, bazıları ise belirsizlikten güçlenir.’’
Bu düşünceler, belirsizliğin aslında bir tehdit değil, bir öğretmen olabileceğini gösteriyor.
Taleb’in “Antifragile” kitabında belirttiği gibi, bazı sistemler şoklardan güçlenerek çıkar. İnsan da antifragil olabilir mi? Olabilir. Fakat bunun yolu belirsizliği yok etmeye çalışmak değil, belirsizlikle yaşamayı öğrenmektir. Çünkü belirsizlik aslında olasılıklar demektir. Olasılıklar seçim gerektirir. Seçim ise sorumluluk. ( Antifragile – Antikırılgan, stres, belirsizlik, kaos ve değişkenlik gibi olumsuz faktörlerden zarar görmek yerine aksine fayda sağlayan ve bu zorluklarla karşılaştığında güçlenen sistemleri tanımlayan bir kavramdır.)
Belirsizlik bizi korkutur çünkü bizi pasif konfordan çıkarır. Coğrafyamızda yaşayan insanlar için belirsizlik bir kavram değil, günlük gerçekliktir. Ekonomik dalgalanmalar, politik gerilimler, savaş ihtimalleri, sosyal dönüşümler… Bu koşullar altında büyüyen bireylerin zihinsel kasları sürekli çalışmak zorundadır.
Burada kritik bir ayrım var: Sürekli tetikte olmak ile bilinçli hazırlık yapmak aynı şey değildir:
●Sürekli tetikte olmak, sinir sistemini yorar. Korku üretir. Tepkisel davranışlar doğurur.
●Bilinçli hazırlık ise plan üretir. Alternatif senaryolar düşünür. Riskleri dağıtır.
Finansal okuryazarlık, sadece para kazanma becerisi değildir. Belirsizliğe karşı strateji geliştirme becerisidir. Aynı şekilde psikolojik dayanıklılık da sadece “güçlü olmak” değildir; belirsizliğe rağmen yön tayin edebilme kapasitesidir.
Belirsizlikle mücadele etmenin üç temel boyutu olduğunu düşünüyorum:
1.Zihinsel Ayrım: Kontrol alanını netleştirmek. Haberleri takip etmek başka, haberlerin içinde kaybolmak başka şeydir.
2.Yapısal Dayanıklılık: Hayatını tek bir senaryoya göre kurmamak. Gelir kaynaklarını, yaşam planlarını, becerilerini çeşitlendirmek.
3.Anlam Üretimi: Koşullar ne olursa olsun, içsel bir yön duygusunu kaybetmemek.
Belirsizlik ortadan kalkmayacak. Tarih bize bunu gösteriyor. Savaşlar bitiyor, yenileri başlıyor. Krizler kapanıyor, başkaları geliyor. Coğrafyalar değişiyor ama bilinmezlik insanlığın sabitlerinden biri olarak kalıyor.
O halde mesele belirsizliğin varlığı değil; bizim onunla nasıl bir ilişki kurduğumuz.
Belki de belirsizlik bir tehdit değil, bir öğretmendir. Kontrol yanılsamasını kıran, kırılganlıklarımızı gösteren, bizi hazırlık yapmaya zorlayan bir öğretmen.
Ve son olarak şu soruyu bırakmak istiyorum:
Belirsizliğin bizleri korkuttuğu yerde mi yaşıyoruz, yoksa belirsizlik sayesinde güçlenmeyi mi seçiyoruz?
Çünkü aynı coğrafyada, benzer koşullarda yaşayan insanlar arasında asıl farkı yaratan şey belki de belirsizliğin kendisi değil, ona karşı geliştirilen zihinsel ve yapısal duruştur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Ölçüm Paradoksu: Performansın İstatistiki Ölümü ve Stratejik Doğuşu

Geleneksel yönetim pratiklerinin kutsal kasesi sayılan "Ölçemediğini yönetemezsin" mottosu,...

Güvenlik Duygusu Sarsıldığında: Çocuklar, Kaygı ve Sessizleşen Zihinler

Bir trajedinin ardından psikolojik güvenlik ve safeguarding üzerineSon günlerde...

Müşteri Sadakati: Sayıların ÖtesindeBir Bağ Kurmak (Bölüm 1)

"Yeni birini kazanmak için harcadığınız enerji, elinizdekini korumak için...

Belirsizliklerin adı ne ara “yeni normal” oldu?

Hemen her alanda bir şeylerin netleşeceği beklentisi, günümüzün en...