Yöneticilere verdiğim eğitimlerin farkındalık seanslarında farklı ve akılda kalıcı örnekler kullanarak hem katılımı arttırmaya hem de kazanımların kalıcı olmasına gayret ederim. Bu aktivitelerden birisi de “Senin gözlüğün ne renktir?” sorusudur. Standart başlayan aktivite katılımcıların tecrübe ve yetkinliklerine göre çok farklı şekillere evrilerek son bulur.
Daha önceden hazırladığım farklı cam renklerine sahip gözlüklerin takılmasıyla başlayan oyunumuz ekrandaki aynı görsellere yapılan farklı yorumlarla devam eder. Ekrandaki mavi objeyi; kırmızı gözlük takan mor, sarı gözlük takan yeşil, yeşil gözlük takan ise turkuaz olarak görür.
Gerçek hayatta da taktığımız görünmez gözlüklerin yarattığı yanılsamalar, gerçekleri olduğundan daha farklı görmemize (algılamamıza) sebep olur. Beynimiz karar verirken kısa yolları seçer ve bu yollar önyargı mayınlarıyla döşelidir.
Gerçekleri olduğu gibi görebilmek, hayata ve olaylara hangi camla baktığını fark etmekle başlar.
Şu anda hangi camı takıyorsun? Korku, ego, travma, iyimserlik veya coşku? Hepsinin renkleri farklıdır.
Kötümserlik camını taktıysan, kapalı bir mekana güneş gözlüğüyle girip “Burası ne kadar kasvetliymiş.” diyenden farkın kalmaz. Sarı camı taktıysan algıladığın bambaşkadır. Gözlüğü; dünyayı görmenizi sağlayan bir araç değil, gerçeğin ta kendisi sanmaya başladığınız an, veri susar; algı konuşmaya başlar.
“Biz bu projeyi 2022’de denedik, tutmadı.” diyen yönetici, bugünün camını takmadan dünün camıyla karar vermektedir. Tıpkı dikiz aynasına bakarak araba sürmeye çalışmak gibi. Hedef, o günkü pazar, o günkü ekip ve o günkü “sen” ile tutmadı. Peki neler farklı olsaydı başarı yakalanabilirdi? Bu soruyu sorabilmek gözlük camının kalitesini birden değiştirir, doğru odaklanmayı sağlar.
“Batıyoruz! Masrafları kesin, kimse risk almasın, hata yapanı yakarım!” sesleri içinde yankılanan korku camını takmış yönetici herkesi ve her şeyi “tehdit” olarak görür. Stratejik körlük tam da burada başlar, kendi korkularını, piyasanın sesi sanmak, gerçeğin halüsinasyona mağlup olmasıdır. Şayet bu yönetici öğrenme camını takabilmiş olsaydı “Bu grafik bize neyin sinyalini veriyor? İş modelimiz nerede eskidi? Müşteri neyi farklı istiyor?” diye sorar, değişimleri fırsat olarak görürdü.
Pek çok lider, önyargıların ışığı sadece biraz gölgelediğini düşünür. Yanılıyorlar. Önyargı, filtre değil, boyadır. Kurudu mu kazınmaz! “Bu müşteri sadece fiyata bakar” dediğiniz an, ona katma değerli bir çözüm sunma ihtimalini kendi elinizle öldürürsünüz. “Bizim sektörde inovasyon olmaz” dediğiniz an, şirketinizin Ar-Ge’sine mezar taşını dikersiniz. Karar çoktan verilmiştir; sessizce, o camın renginde, onun rengiyle… Kendi yarattığınız illüzyonu, gerçeğe dönüştüren bir illüzyonist olursunuz.
Sonra suçu küresel konjonktüre, rekabete veya zamana yüklersiniz. Oysa liderlikte en tehlikeli körlük; dış dünyayı değil, kendi zihnini sorgulamamaktır. Liderin göremediğiyle, organizasyon başa çıkamaz.
İçimizi çok da karartmayalım. Her gözlük yanıltmaz, bazıları netleştirir.
Mesele gözlüğü tamamen atmak değildir. Asıl mesele, “Polaroid cam” etkisi yaratabilmektir.
Polaroid cam yansımayı keser, parlamayı alır ve asıl görüntüyü (özü) öne çıkarır. Astigmatlı bir göz düşün. Gözlüksüz baktığında her şey dağınık, çift ve bulanıktır. Ama doğru cam takıldığında dünya bir anda hizalanır. İhtiyaç varken gözlüksüz gezmek, stratejik bir plansızlıktır.
Eğer tecrübeniz farkındalıkla harmanlanıyorsa, “Ben biliyorum” kibrinden “Ben öğreniyorum” mütevazılığına evriliyorsa, sürekli güncelleniyorsa, işte o zaman tecrübe görüşünüzü manipüle etmez, aksine rakiplerinizin göremediği detayları görmenizi sağlar.
Tecrübe, seni geçmişe zincirliyorsa yüktür. Tecrübe, bugünü daha berrak görmeni sağlıyorsa güçtür.
Camınız kirliyse dürüstlükle silin. Yanlışsa cesaretle değiştirin. Doğruysa özgüvenle ileriye bakın. Çünkü çoğu zaman sorun dünyada değil, dünyaya hangi camdan baktığımızdadır.
Gerçek liderlik gözlüksüz dolaşmak değil, hangi durumda hangi camı takacağını bilecek farkındalığa sahip olmaktır. Bakışınızı netleştirdiğinizde dünya karmaşık bir tehdit alanı olmaktan çıkar, yönetilebilir bir gerçekliğe dönüşür.
Ancak, bazı durumlarda sorun camda değil, niyettedir. Empati körlüğü yaşayanlara, hiçbir lens, hiçbir teknoloji, hiçbir ünvan çare olmaz. Çünkü görmek istemeyen biri için gerçekler, sadece rahatsız edici bir detaydır. Liderlik de tam burada ayrışır. Gerçeği eğip bükerek konfor arayanlar kalabalıkları yönetebilirken; tarihi şekillendirenler, gerçeğe doğru camla bakabilenlerdir.
Gözlüğünüzün Camı Hangi Renk? Stratejik Körlük mü, Operasyonel Netlik mi?
Tarih
