Bir Vuslat Döngüsü: P2P (Pay-To-Pay) Cycle

Tarih

Şirketlerin Gerçek Değer Yaratma Mekanizması Üzerine Yeni Bir Yönetim Yaklaşımı

Hayır, Procure-to-Pay döngüsünden bahsetmiyorum. Bu döngü, tedarik zinciri yönetiminde yaygın olarak kullanılan operasyonel bir süreç modelidir. Benim sözünü ettiğim ise bundan çok daha kapsamlı; şirketin varlık nedenini ve ekonomik değer üretme biçimini açıklamaya çalışan bir yönetim yaklaşımıdır.
Ben Pay-to-Pay (P2P) Cycle’dan bahsediyorum.
Yazarın bilgisi dâhilinde bu çalışma, Pay-to-Pay Cycle kavramını şirketlerin ekonomik değer yaratma mekanizmasını açıklayan bağımsız bir yönetim modeli olarak ilk kez sistematik biçimde tanımlamayı amaçlamaktadır.
Başlıkta özellikle “Vuslat” kelimesini kullandım. Çünkü şirket açısından gerçek vuslat; malın üretilmesi, sevk edilmesi veya faturalanması değildir. Gerçek vuslat, sermayenin katma değer üreterek yeniden şirkete dönmesi, paranın paraya kavuşmasıdır. P2P Cycle, sermayenin bu yolculuğunu ve nihayetinde şirkete yani yavaşına tekrar kavuşmasını ifade etmektedir.
İşletme literatüründe şirketlerin başarısı uzun yıllardır üretim miktarı, satış hacmi, pazar payı, kapasite kullanımı, verimlilik ve kârlılık gibi göstergeler üzerinden değerlendirilmektedir. Her departman kendi performansını belirli KPI’lar ile takip etmekte; satın alma maliyetleri düşürmeye, üretim kapasiteyi artırmaya, satış ciroyu yükseltmeye, lojistik maliyetleri azaltmaya, finans ise nakit akışını yönetmeye odaklanmaktadır.
Ancak burada temel bir problem bulunmaktadır.
Şirketlerde birimler kendi küçük amaçlarına o kadar yoğunlaşırlar ki, şirketin büyük amacından uzaklaşırlar.
Çünkü bir şirketin temel amacı daha fazla üretmek değildir.
Daha fazla sevkiyat yapmak değildir.
Daha fazla satış yapmak değildir.
Bunların tamamı yalnızca araçtır.
Evet, özellikle büyük ve kalın harflerle yazıyorum: Bir şirketin temel amacı PARA YAPMAKTIR.
Daha akademik bir ifadeyle söylemek gerekirse; şirketlerin temel amacı sürdürülebilir ekonomik değer üretmektir.
Ancak ekonomik değer üretimi, ürünün fabrikadan çıkmasıyla değil; sermayenin değer kazanarak şirkete geri dönmesiyle tamamlanır.
İşte tam bu noktada Pay-to-Pay (P2P) Cycle yaklaşımı devreye girmektedir.
P2P Cycle, işletmenin tedarikçisine yaptığı ilk ödeme ile müşterisinden tahsil ettiği son ödeme arasında gerçekleşen ekonomik değer yaratma döngüsüdür. İlk ödeme şirket açısından sermayenin sisteme girişini, ikinci ödeme ise bu sermayenin değer kazanmış olarak şirkete dönüşünü ifade eder.
Bu iki ödeme arasındaki fark ise ΔP (Delta P) olarak adlandırılan ekonomik katma değerdir.
Bu yaklaşımın en önemli özelliği, şirket faaliyetlerinin tamamını tek bir finansal döngü içerisinde değerlendirmesidir.
Payment1 → Satın Alma → Tedarik → Üretim → Stok → Lojistik → Satış → Tahsilat → Payment1
Bu döngü tamamlandığında;
ΔP = Payment1 − Payment2
şeklinde ifade edilen katma değer oluşur.
Bu bakış açısına göre satın alma, üretim, kalite, planlama, stok yönetimi, lojistik, satış, müşteri ilişkileri ve finans gibi tüm fonksiyonlar aynı döngünün farklı aşamalarıdır. Hiçbiri şirketin nihai amacı değildir. Hepsi, ilk ödemenin ikinci ödemeye daha yüksek bir değerle dönüşmesini sağlayan araçlardır.
Burada kritik nokta şudur.
Bir malın üretilmiş olması şirket için tek başına başarı değildir.
Bir malın sevk edilmiş olması da başarı değildir.
Hatta satış faturası düzenlenmiş olması bile gerçek başarı anlamına gelmez.
Eğer ürünün bedeli zamanında tahsil edilmemişse şirket henüz ekonomik değer üretmemiştir.
Aksine, tahsil edilmeyen her satış şirket açısından ciddi bir finansman yükü oluşturur. Çünkü işletme bu ürünü üretmek için hammadde satın almış, işçilik maliyetine katlanmış, enerji tüketmiş, üretim giderlerini üstlenmiş ve lojistik harcamalarını gerçekleştirmiştir. Bu maliyetlerin önemli bir kısmı peşin veya kısa vadeli olarak finanse edilmektedir.
Buna karşılık müşteri ödemesini geciktirdiğinde şirketin nakit akışı bozulur. Çalışan ücretleri, tedarikçi ödemeleri ve diğer finansal yükümlülükler devam ederken işletme dış finansmana ihtiyaç duymaya başlar.
Dolayısıyla şirketi ayakta tutan unsur yalnızca üretim değildir.
Şirketi ayakta tutan, hızlı, çevik ve kesintisiz çalışan P2P Cycle’lardır.
P2P Cycle’ın Üç Temel Aksiyomu

  1. Şirketlerin amacı üretmek değil, sürdürülebilir ekonomik değer üretmektir.
  2. Ekonomik değer ancak tamamlanan bir Pay-to-Pay döngüsü sonunda oluşur.
  3. Şirket değeri; her döngüde yaratılan ΔP’nin büyüklüğü ve aynı sermaye ile tamamlanan P2P Cycle sayısı ile doğru orantılıdır.
    Bu nedenle P2P Cycle’ın üç temel performans göstergesi bulunmaktadır.
    ΔP: Her döngüde yaratılan ekonomik katma değer.
    T (Cycle Time): İlk ödeme ile son ödeme arasında geçen süre.
    N: Belirli bir dönemde tamamlanan P2P Cycle sayısı.
    Şirket aynı sermayeyi ne kadar kısa sürede yeniden döngüye sokabilirse, aynı kaynakla o kadar fazla ekonomik değer üretme kapasitesine ulaşacaktır.
    Buradan hareketle şirketlerde sıkça karşılaşılan önemli bir yönetim sorununa dikkat çekmek gerekir.
    Departmanlar çoğu zaman kendi küçük hedeflerine odaklanırlar.
    Satın alma en düşük fiyatı hedefler.
    Üretim en yüksek kapasiteyi hedefler.
    Lojistik en düşük taşıma maliyetini hedefler.
    Satış en yüksek ciroyu hedefler.
    Finans ise nakdi korumaya çalışır.
    Her departman kendi KPI’ını geliştirirken şirketin toplam performansı gerileyebilir.
    Ucuz satın alma kalite sorunlarına yol açabilir.
    Yüksek üretim gereksiz stok oluşturabilir.
    Yüksek ciro uğruna uzun vadeli satışlar yapılabilir.
    Geç ödeme politikaları stratejik tedarikçilerin kaybedilmesine neden olabilir.
    Sonuçta herkes kendi KPI’ında başarılı görünürken şirketin kasası boşalıyor olabilir.
    İşte bu nedenle şirket performansının gerçek ölçüsü departmanların bireysel başarısı değil, P2P Cycle’ın toplam başarısıdır.
    Departmanlar kendi küçük amaçlarını optimize ederken, üst yönetim şirketin büyük amacını optimize etmelidir.
    Şirketin büyük amacı ise mümkün olan en kısa sürede, mümkün olan en yüksek ΔP’yi oluşturan Pay-to-Pay döngülerini tamamlamaktır.
    Yani ekonomik değer üretmektir.
    Ve bütün departman KPI’ları bu tek ve ortak amaca hizmet etmelidir.
    Bu yaklaşım matematiksel olarak aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:
    V = ΔP × (365 / T)
    Burada;
    V: Bir yılda yaratılan toplam ekonomik değer
    ΔP: Her P2P döngüsünde yaratılan katma değer
    T: Ortalama P2P Cycle süresi
    365/T: Bir yılda tamamlanan ortalama P2P Cycle sayısı
    Bu denklem P2P Cycle teorisinin temel matematiksel modelini ifade etmektedir.
    Model çok önemli bir gerçeği ortaya koymaktadır.
    Bir şirket yalnızca daha yüksek kâr marjı elde ederek büyümez.
    Aynı zamanda sermayesini daha hızlı döndürerek de büyür.
    Dolayısıyla yönetimin görevi yalnızca ΔP’yi artırmak değildir.
    Cycle Time’ı (T) sistematik biçimde azaltmaktır.
    Satın alma süresi, tedarik süresi, üretim süresi, stokta bekleme süresi, sevkiyat süresi ve tahsilat süresi kısaldıkça T azalacaktır.
    T azaldıkça P2P Cycle sayısı artacaktır.
    P2P Cycle sayısı arttıkça ise aynı sermaye daha fazla ΔP üretecektir.
    Bir yönetim kurulu toplantısında şirket sahibi CFO’ya döner ve şöyle sorar:
    “Bilançomuz güçlü.”
    “Gelir tablomuz güçlü.”
    “Satışlarımız artıyor.”
    “Kârlılığımız da yüksek.”
    “Ama paramı bulamıyorum. Peki benim param nerede?”
    İşte bu soru, tamamlanmamış bir Pay-to-Pay Cycle’ın en kısa tanımıdır.
    P2P Cycle yaklaşımı işletmeleri fonksiyonlar üzerinden değil, sermayenin değer kazanma yolculuğu üzerinden okumayı önermektedir. Böylece satın alma, üretim, satış ve finans birbirinden bağımsız süreçler olmaktan çıkar; aynı ekonomik döngünün ayrılmaz halkaları hâline gelir.
    Kanımca geleceğin başarılı şirketleri en fazla üretim yapanlar değil; aynı sermaye ile en fazla Pay-to-Pay döngüsü tamamlayabilen şirketler olacaktır.
    Çünkü şirketlerin serveti depolarda bekleyen stoklarda değil, tamamlanan Pay-to-Pay döngülerinde birikir.
    Yönetimin gerçek görevi de işte budur:
    Her döngüde yaratılan ΔP’yi büyütmek, Cycle Time’ı (T) küçültmek ve aynı sermaye ile mümkün olan en fazla Pay-to-Pay döngüsünü gerçekleştirmek.
    Belki de bugüne kadar şirketlere yanlış soruyu sorduk.
    “Ne kadar ürettiniz?”
    yerine,
    “Sermayenizi bu yıl kaç kez büyüterek kendinize geri döndürebildiniz?”
    sorusunu sormaya başladığımız gün şirketleri de farklı yönetmeye başlayacağız.
    Çünkü şirketleri zenginleştiren fabrikalar değildir. Tamamlanan Pay-to-Pay döngüleridir. İşte P2P Cycle’ın özü budur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

KİRLET ÇOCUĞUM SOKAĞINI

Bir tarihte Türkler ile İnkaların kültürlerinin benzer olduğuna dair...

Eski İş Arkadaşların Seni Neden Aramıyor?

Telefon sessiz. Bunu fark ettiğinde biraz üzüldün, değil mi?...

CEO’nun Son Görevi: Baş (!) Çim Biçme Operatörlüğü

Bir CEO'yu tanımak istiyorsanız onu yönetim kurulu toplantısında değil,...

İş dünyasının para ile satın alamadığı kavram: ANLAM

Çalışanlara 'Ne için çalışıyorsun?' diye sorduğunuzda ilk cevap çoğu...