Bugün başla, yarını inşa et

Tarih

Geçtiğimiz hafta ilham verici etkinliklere katılma fırsatım oldu. Uğur Okulları Çamlıca Kampüsünde gerçekleşen “Bugün Başla, Yarını İnşa Et” TEDx etkinliğine giderken, gençlerle buluşmanın heyecanını yaşıyordum. Farklı yaş gruplarındaki öğrencilerle yaptığım koçluk görüşmelerinde ortak bir tema var: geleceğin belirsizliğinin yarattığı endişe ve doğru kararı verme baskısı. Günümüzde bilgiye erişimin sınırsız gibi görünmesi, seçeneklerin artmasıyla birlikte karar vermeyi kolaylaştırmak yerine çoğu zaman zorlaştırıyor. Barry Schwartz’ ın “Seçim paradoksu” olarak adlandırdığı bu durum, seçeneklerin artmasının tatmini azaltabildiğini ve bireyde karar yorgunluğu yarattığını ortaya koyar. Bu bağlamda gençlerin yaşadığı kararsızlık, bireysel bir zayıflık değil, çağın doğal bir çıktısıdır. Birbirinden değerli konuşmacılar, etkinlikte, öğrencilere ilham veren konuşmalar yaptılar. Bu yazıda Berk Armağan’ın sunumunun yansımalarını paylaşmak isterim.
Kendisini, yıllar önce bir televizyon programında görmüştüm; ne yazık ki kendi yarattığı, ilham veren kağıt bardaklara yaptığı resimler ve dünyayı gezme tutkusunun yanında, Mazhar Alanson’un nahoş tavrı ile aklımda kalmıştı. Berk Armağan henüz markasını yaratmamıştı ancak Mazhar Alanson bir marka değeri nasıl darbe alır hepimize göstermişti. TEDx sunumunda Berk Armağan’ın 10 yıldır başardıklarını dinlemek bana çok iyi geldi, umut verdi.
Çizim merakının, dünyayı gezmek merakı ile birleştiği, çocuksu bir samimiyetle ve sadece arkadaşları için bardaklara resim çizmekle başladığı bu yolun kendisine getirdiklerini ve hayatından duyduğu memnuniyeti izlemek gerçekten ilham vericiydi.

Ne yapacağına henüz karar verememiş gençler için en önemli paylaşımlardan biri, sevdiği şeyi yapmasına rağmen pek çok motivasyon kırıcı geri bildirim aldığından bahsetmesiydi, ki bu yorumlardan biri televizyonda olduğundan, bir çoğumuz bu duruma şahit olmuştuk. Bence bu nokta, çok önemli bir kırılma noktası. İş hayatınıza baktığımızda, liderlik ettiğimiz ekipte, çalışanlar, sıra dışı fikirlerini, ticari platformda ispatlanmış bir başarı ihtimali olmasa bile dile getirebiliyorlar mı? Sadece kendilerinden beklenen şeyleri söylemek yerine, bugünün şartlarında geçerliliği olmasa bile, hayal kurarak yeni şeyler paylaşabiliyorlar mı? Bardaklara resim çizerek dünyayı dolaşmak kulağa ne kadar gerçekçi geliyordu? İlk adım atıldığında belki değildi, ancak bugün TEDx sahnesinde anlatılan bir yaşanmışlık. İş dünyasının belirsiz yarınları karşısında ayakta kalabilmek için analitik analizler kadar hayal gücüne ihtiyacımız var. Lider şapkanızla ekibiniz ile birlikte veya kendi başınıza, en son ne zaman hayal kurdunuz?
Özden gelen bir hevesle yola çıkılmış olsa da, sürecin profesyonel bir işe dönüşmesi, profesyonel bir bakış açısı gerektiriyor. Gelinen noktanın analizi, markalaşma ihtiyacının fark edilmesi, amacın netliği, marka oluşturulma süreci, ürün fiyatlandırma, sponsorlarla çalışma titiz bir çalışmanın ürünü. Ürünümüzün hedef kitlesini bulurken çok büyük bütçelerle büyük kampanyalar yapmadan da, ürünü, müşterisi ile buluştururken amaca odaklı, sonuç getiren markalaşma çalışmaları mümkün. Odaklanmamız gereken nokta: Netlik. İhtiyaçların ve geri bildirimlerin farkında olarak, iç pusula ile ilerlemek. Sanatı günlük hayata sızdırmak için çıkılan bu yolda, eğer kağıt bardakların dayanıklılığı eleştirileri ile yön değiştirilseydi, markanın seyahat ile gelen kültürel bağı ve günlük hayatta varlığı bambaşka bir platformda tekdüzeleşebilir ve biricikliğini kaybedebilirdi. Dış dünya ile bağını sağlam tutmak ve gerçeklikten kopmamak çok önemli, peki özüne sadık kalmak? Deci & Ryan tarafından İçsel Motivasyon Teorisi (Self-Determination Theory), iç pusulanın ne denli güçlü bir itici kuvvet olduğunu bir kez daha gösteriyor. Özellikle bu teorinin vurguladığı özerklik, yetkinlik ve aidiyet ihtiyaçları, Berk’in yolculuğunda somut bir karşılık buluyor.
Çok uluslu şirketlerin kurumsal hayata tanıttığı, işte anlam arayışı kavramını “seyyahart” markasında da belirgin olarak görmek mümkün. Hatay depreminden parçalanmadan çıkmış bir bardağın Berk’in depremzede çocuklar ile yaptıkları resim atölyelerine köprü olması çok manidar. İşimizi yaparken dokunduğumuz “diğerleri”, yaşam tatminini ve hayatımızın anlamını da derinden etkiliyor. İşimizin anlam tarafını daha sık sorgularsak, tatmin duygusunun daha yoğun olduğu bir hayat yaşarız. İşimizi yaparken dokunduğumuz hayatlar, bizim yaşam doyumumuzu da derinden etkiliyor. Wrzesniewski’nin “job crafting” kavramı da tam burada devreye girer: Bireyler, yaptıkları işe yükledikleri anlamı yeniden şekillendirerek daha yüksek tatmin düzeyine ulaşabilirler. KPI raporlamalarının yanında, işinizi yaparak nasıl bir anlam yaratıyorsunuz? İşinizin çıktılarını değerlendirirken bireysel düzlemde sizi tatmin eden neler var? Bu etkiyi fark etmek, işdeki tatmin seviyemizi de derinleştiriyor.

Zorlukları öngörmek ve katlanmak ise işin başka bir boyutu. Kariyerin başlarında ve deneyimler azken, tek seferde doğru kararlar vermek her zaman mümkün değil. Bunun farkında olup planları gerçekle uyumlu hale getirmek için zaman zaman zorluklara göğüs germek gerekir. Dinlemesi çok zevkli olan, 200 euro bütçe ile yapılan Avrupa turu, döviz kurunun seviyesinden bağımsız olarak pek çok zorluğu içerir. Sadece gerçekten sevdiğiniz ve yapmak istediğiniz işi yaptığınızda zorluklara katlanmak kolaylaşır. Berk Armağan’ın da pek çok örnek ile paylaştığı diğer bir konu, her şeyin kolay ve kendiliğinden olmasını beklemek gerçekçi bir yaklaşım değil. İşimizi yaparken katlanabildiğimiz zorluklar neler? Ekibimizdeki zorluklara katlanma becerisi, zorluklardan anlam yaratarak çıkabilme becerisi ne durumda? Motivasyonumuzu güçlendiren temel kaynak ne?
Gençlerin geleceğe dair umutla bakması için iş hayatında kendilerine iyi gelecek şeyleri yaratmaları da gerekli. Hatay Arkeoloji müzesindeki yıllar ötesinden bize seslenen mozaik de aynı şeyi söylüyor, yeryüzünde bize bahşedilen zamanı geçirirken tadını çıkarmayı da unutmamak lazım. Berk Armağan’ın sunumu bu çerçeveden baktığımda hem olası zorlukları ve adanmışlığın gerekliliğinin altını çizerken, hem de umut verici bir tat bıraktı damağımda. İşini yaparken eğlendiği ve bu perspektifi bilinçli olarak hep önceliklendirdiğini paylaşması da çok kritikti. H
Mozaikte saklı olan mesaj gibi: Zaman sınırlı, ama anlam yaratma kapasitemiz sınırsız. Bugün attığımız küçük bir adım, yarının hikâyesini şekillendirebilir. Bu yüzden asıl soru belki de şu: Hayatımızın ve işimizin içinde ne kadar anlam yaratıyoruz, ne kadar cesuruz ve ne kadar “başlıyoruz”? Çünkü yarını inşa edenler, mükemmel planları olanlar değil; bugün, tüm belirsizliklere rağmen adım atabilenlerdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Zorbalar neden hızlı yükselir?

Bunu birçok beyaz yaka bilir ama yüksek sesle söylemez....

Akan suda durup hayata dokunmayı bilebilmek

Lucius Annaeus Seneca derki "Nehir üzerinde akıp giden saman...

Yeni dünya düzeninde ayakta kalmanın sırrı: Çınar gibi değil, bambu gibi olabilmek

Son aylarda haberleri açtığında hissettiğin o sıkışmayı biliyorsun. Bir...

Üretimin temel taşı insan: Krizde ilk feda edilen mi, ilk korunan mı olmalı?

Günümüzde yapay zeka, robotik teknolojiler ve dijital dönüşüm baş...