Derin düşünmeyi sevmiyoruz ama metaforsuz da yapamıyoruz!

Tarih

Günlük yaşamda “düşünmenin en saf, en estetik ve en etkin hali nedir?” diye sorsalar, hemen herkes bilgelikten söz açar. Oysa bilgelik o kadar kolay erişilmeyen bir durumdur. Metaforlar ise bu konuda kestirme yol açar, öyle gibi görünmeyi sağlar…
Metafor kavramının edebiyatla sınırlı olduğu sanılır, bu yanlıştır. Metaforlar, yaşamın her alanında vardır; karmaşık fikirleri daha anlaşılır, solmuş düşünceleri daha canlı hatta sıradanlıkları daha çarpıcı hale getiren konuşma sanatı unsurlarıdır. Günlük dilde ve düşünme yapısı içinde çok özel bir yeri vardır. Kişiyi, hoş sohbet biri yapma etkisi ile başlar usul usul bilgeliğe götürür.
Günlük dilde pek kullanılmasa da bir durumu doğrudan anlatmak yerine benzerliklere işarete ederek “eğretileme” yapma sanatı olarak ifade edilir. Birinden bahsederken “inatçı” demek yerine “keçi gibi” ya da “kurnaz” demek yerine “tilki gibi” demek birer metafordur. Ne olduğunu söylemediğimiz halde karşımızdaki ne demek istediğimizi anlar. Metaforlar; öncelikle soyut birer düşünme araçları olarak karşımıza çıkar, somutlaştırmak için benzetmeler yaparız. Kurnazlık ile tilki, inatçılık ile keçi buun tipik örnekleridir.
Metaforlar, yüzeysellikten uzak derin anlama e öğrenmeye açılan birer kapı olarak görev yapar. Karmaşık konuların basit ve tanıdık örnekler ile bilginin kalıcı olmasını sağlar. En güçlü yanı ise bilinçaltına erişmesi ve orada kendine yer edinmesidir. İnanılması güç ama yaşamı algılama, anlamlandırma yolunda en önemli donanımlar arasında yer alırlar. Sıklıkla kullanılan “yolculuk” fiziksel bir yer değiştirmekten çok zihinsel bir değişimi ifade eder. Nihayetinde iletişimi güçlendirir, mesajları kalıcı kılar ve anlaşılmalarını kolaylaştırır.
“META” BAŞKA “FOR” BAŞKA…
Meta sözcüğü pek çok farklı alanda karşımıza çıkan bir kavram, temel olarak “ötesi” ya da “aşan” anlamına geliyor. For ise “taşıdığı şey” daha yalın bir ifade ile “anlam” lafını karşılıyor. Özetle anlamının ötesi vurgusunu barındırıyor. Bu da karşımızdakine zihnimizin sınırları hakkında fikir veriyor, yarattığımız algıyı pekiştiriyor.
Kullandığımız tanımların yarıdan fazlası metaforik yaklaşımlar barındırıyor. Buradaki kilit nokta, dil! Anlamak ya da kavramak için dil çok önemli bir rol üstleniyor. Bunu da beceri ile kullanan ile kullanmayan aynı olmuyor.
İletişimin iki yönlü olduğunu bilmeyen yoktur. Kaynaktan çıkan mesajın karşı tarafa ulaşması ve yanıtlarının da karşı taraftan çıkıp bize ulaşması sürecinde öne çıkan dil, metaforlar ile güçleniyor ve zenginleşiyor. Bu da doğal olarak metaforları yerinde ve isabetli kullananların öne çıkmasına sebep oluyor. Metaforlar insan zihnini geliştiriyor, beyin kıvrımlarına da ham ve kaba bilgiden çok daha etkin olarak nüfuz ediyor. Öğrenme sürecini tetikliyor, hızlandırıyor hatta eğlenceli hale getiriyor. Bu sebeple de konuşmalarında metaforlar kullananların sohbetine doyulmuyor, eğitim veriyorlarsa öğrenenler süreci çok daha iyi yakalıyorlar…
METAFOR HERKESE AÇIK KODLAMA
Metafor bir dil olmanın ötesinde. Öyle ki “bilmemek” söz konusu değil. Bir şekilde size hitap eden unsurlardan oluşuyor ve anlamamak söz konusu olmuyor. Bir tür “ana dil” olduğunu düşünebilirsiniz.
Bu evrensel iletişim, enteresandır 7 temel olgu üzerine inşa ediliyor. Barındırdığı sembolizma ya da bilinçaltı kodlama kültürden kültüre ciddi farklılıklar göstermiyor, öz her zaman korunuyor. Bunları gruplandıracak olursak denge, dönüşüm, yolculuk, kap, bağlantı, kaynak ve kontrol gibi kavramlar öne çıkıyor. Bunların hiçbiri tesadüf değil, dikkatle incelendiklerinde insanın yaşamı anlama biçiminin temel yapıtaşları olduğu görülecektir. Temel Aksoy’un da işaret ettiği gibi her birinin hayatı düzenleme ve anlamlandırma etkisi göz ardı edilemeyecek ölçüdedir.

  • Denge; fiziksel, manevî, sosyal, estetik ve psikolojik denge insanın adalet, ahenk ve uyum düşüncelerinin temel kavramı konumundadır. İlk öğrendiklerimizden biri dengemizi korumaksa bir sonraki dengeli olmaktır. Yorulunca dinlenmek, acıkınca yemek birer dengedir.
  • Dönüşüm; temelde bir durumdan başka bir duruma evrilmenin ifadesidir. Bedenimiz, duygu ve düşüncelerimiz, inançlarımız, sosyal ilişkilerimiz sürekli bir dönüşüm içindedir. İster romanlarda tanıdığımız ister gerçek dünyada tanıştığımız herkes değişir, olgunlaşır. Bu vektör ile bakıldığında başta kendimiz olmak üzere dönüşüm hayatın merkezindedir.
  • Yolculuk; yaşamı öğrenme yolu olduğu gibi değişimin de dinamiğidir. Dönüşüm ile yolculuk bir yerde tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan dilemmasını çağrıştırır. Her dönüşüm bir yolculuktan geçmeyi gerektirirken, her yolculuk da şu ya da bu ölçüde dönüşüme sebep olur.
  • Kap; enteresan bir karaktere sahiptir. İçinde bulunduğumuz her durum bir “kabın içi” ya da başka bir “kabın dışıdır.” Aitlik ya da aidiyetsizlik belirleyicidir. Kendimizin de bir kap olduğunu hatırlayacak olursak varlığımızın ve ruhumuzun bu kapta muhafaza edildiğini görürüz. Tıpkı içinde olduğumuz ilk kabın rahim, son kabın da mezar olması gibi derinliği ve enginliği muazzamdır. Kaplar evlerden okullara, işyerlerinden sosyal cemiyetlere kadar uzanır.
  • Bağlantı; kolaylıkla anlaşılacağı gibi aidiyet duygusundan güç alır. İnsan sosyal bir varlık olduğu için yaşamını sürdürürken sadece fiziksel değil, sosyal ve duygusal bağlantılar da kurmak zorundadır. Bu sebeple bağlantı metaforu her yaş evresinde temel metafordur. Sevdiği insanla kurduğu bağ insan hayatının merkezindedir. Ailesi, arkadaşları, içinde yaşadığı toplumda insan sürekli bağ kurar. Bağ kuramamak yani dışlanmak insana acı verir.
  • Kaynak; adından anlaşılacağıgibi varlığımızı sürdürebilmek ve hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğumuz her türlü olanaktır. Kaynaklar fiziksel, zamansal, parasal, teknolojik gibi somut da olabileceği gibi zeka, yaratıcılık, akıl ya da sevgi gibi soyut da olabilir. Konfor alanı kadar bu alanın dışınaçıkabilmek herkes için kaynakları ile ilintilidir.
  • Kontrol; çok boyutlu bir yapıya sahiptir. Bu açıdan kaynak konusundaki somut ve soyut unsurlar birarada ve iç içedir. kişiler de. Kontrol metaforu hayatta kalabilme içgüdümüze dayalıdır. Hayatın kontrolünü elimizde olması hayatımızı sürdürmenin ön koşuludur. Kontrolü yitirmek ise doğal olarak en istenmeyen durumlar arasında liste başıdır.
    Bir yöneticinin hoş sohbet olması avantajdır ama kendisinden esas olarak beklenen usta bir yönetici olmasıdır. Bu 7 faktör, metafor dahil, iletişim araçlarını ve becerilerini hakkıyla kullanan bir yönetici için kelimenin tam anlamıyla hazinesidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Dijital Kapitalizmin Çevik Pusulası: OKR mi?

Performansın Henüz Eskimemiş Yeni Anayasası: Dijital Kapitalizmde OKR, Strateji...

İklim Kaygısı, Gelecek Kaygısı ve Sessiz Bir Nesil

Eco-anxiety’nin görünmeyen sonuçlarıKlinikte son yıllarda çocuk ve ergenlerle yaptığım...

Müşteri Sadakati – Bölüm 2 Stratejiden Kalbe Giden Yol

İlk bölümde sadakatin kökenlerini, bir şirketin ruhuyla olan bağını...

Ofiste Yutkunduğumuz Her Cümle, Eve Bir Taş Olarak Geliyor

Toplantıda "tamam" dedin. Asansörde "olur" dedin. Akşam eve girdiğinde,...