İyilik Yapmanın Esası: Bir Yol Temizliği Hikayesi

Tarih

Bir çoğumuz, “hedef”, “KPI” ve “başarı” hırsları arasında, çoğu zaman insan olmanın o en yalın halini ıskalıyoruz: Oda, İyilik.
Ama bahsettiğim iyilik sabah asansörde yarım ağızla verilen bir selam ya da bayramda toplu atılan bir tebrik mesajı değil. Bahsettiğim; ruhun bir başkasına dokunurken kendi niyetini tarttığı, vicdan ile aklın o muazzam dansıdır. Yeryüzünde iyiliğin formülü aslında çok net bir empati köprüsü üzerine kuruludur: “Sana yapılmasını istemediğin şeyi, sen de başkasına yapma.” Ancak bu formülü hayata geçirmek, sadece bir kuralı çerçevelemek değil, bir varoluş sanatını icra etmektir.
İyilik, zekanın değil, üst şuurun ve vicdanın ortak senfonisidir. Hz. Mevlânâ, Mesnevi’de der ki: “Körlerin pazarında ayna satma, sağırların çarşısında gazel atma.” İş hayatında iyilik yaparken de körü körüne bir fedakarlık yerine, kalbimizle aklımızı evlendirerek hareket etmek zorundayız. Akli verilerle vicdani pusulayı aynı anda kullanabilmek, gerçek bir liderliğin ve olgun bir insan olmanın en temel sınavıdır.
Liyakat ve Gayretin Hassas Dengesi: “Sen Dur, Ben Yaparım” Tuzağı
Peki, bu işin kantarı nasıl ayarlanır? İyiliğin birinci esası, karşıdaki insanın “cehdini” yani çabasını anlamaktır. Modern yönetim kitaplarında empowerment (yetkilendirme) deyip durduğumuz kavramın ruhsal kökü tam olarak buradadır. İyilik, birinin zor bir durumu aşması için ona verilen ilave bir enerjidir; onun yerine yürümek değildir.
Gelin, davranışsal bir örnekle konuşalım. Diyelim ki ekibinize yeni katılan bir junior çalışan, hazırlaması gereken raporun içindeki pivot tabloları bir türlü yapamıyor. Sırf “iyi niyetinizden” ve işler hızlı yetişsin diye “Sen çekil kenara, ver bana iki dakikada ben yaparım” diyorsanız, geçmiş olsun; ona iyilik değil, kötülük yaptınız. Neden mi? Çünkü o insanın o zorlukla karşılaşmasının bir sebebi var: Aşması gereken bir eşik, geliştirmesi gereken bir kas, öğrenmesi gereken bir ders… Siz onun çabasını elinden aldığınızda, aslında onun gelişim hikayesini, onun potansiyelini çalıyorsunuz. Şems-i Tebrizî’nin dediği gibi: “Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” Bırakın o çalışan o zorluğu yaşasın.
Kötü İyilik Örneği: İşleri aksatıyor diye sürekli bir iş arkadaşının hatalarını onun arkasından sessizce düzeltmek. Şu aralar prenses erkek tabirinin yaratıcısı annelerin davranışına ne çok benziyor, değil mi? (Sonuç: Bağımlılık, yetersizlik hissi ve gelişmeyen yetkinlikler.)
İyi İyilik Örneği (Yol Temizliği): Ona raporu nasıl yapacağını gösteren bir kaynak sunmak, mantığını anlatmak ve “Ben buradayım, takıldığın yerde sor ama denemekten korkma” diyerek önündeki o zihinsel çakıl taşını kaldırmak.
Nörobilimin Gözünden İyilik: Kazan-Kazan Kimyası
Yardım etmenin ve paylaşmanın insan psikolojisine iyi gelen tarafı sadece romantik bir söylem değil, tamamen biyolojik bir gerçektir. Wharton profesörü Adam Grant, Give and Take (Vermek ve Almak) adlı kitabında, iş hayatında karşılık beklemeden “veren” (giver) profillerin, uzun vadede organizasyonların en tepesine yerleştiğini verilerle kanıtlar. Çünkü iyilik yapmak, insan beyninde muazzam bir nörokimyasal kokteyl tetikler:
1.Dopamin (Yardım Edenin Hazzı): Birine destek olduğumuzda beynimizdeki ödül mekanizması çalışır ve dopamin salgılanır. Bu literatürde “helper’s high” (yardım edenin sarhoşluğu) olarak geçer. Bize iş motivasyonu ve odaklanma gücü verir.
2.Oksitosin (Güven ve Bağ Kurma): Ekip içinde bir bilgiyi paylaştığınızda ya da bir iş birliği yaptığınızda oksitosin hormonu devreye girer. Oksitosin, plazalardaki o soğuk havayı dağıtır, insanlar arasındaki güven bağını ve kurumsal aidiyeti %50’ye yakın artırır.
3.Serotonin (Stres Yönetimi ve Huzur): Başkalarının hayatında olumlu bir iz bıraktığımızda, kendimizi değerli hissederiz. Bu da serotonin seviyemizi yükselterek kortizolu (stres hormonunu) baskılar.
Yani aslında birine yardım ettiğinizde, sistem çift taraflı çalışır. Daniel Pink’in Drive kitabında bahsettiği “içsel motivasyon” tam olarak bu kimyayla beslenir. Karşı taraf işi öğrenir, siz ise ruhsal ve bedensel olarak şifalanırsınız.
İyilikte Net Sınırlar: Neye Evet, Neye Hayır?
Bu yazıyı okuduktan sonra pazartesi sabahı işe gittiğinizde neyi yapıp neyi yapmayacağınızı netleştirelim. İşte profesyonel hayatınız için bilinçli iyilik pusulası:
•Şunlara EVET Deyin:
oİlham vermeye ve yol açmaya: Arkadaşınızın iradesini elinden almadan, sadece önündeki engelleri hafifletmeye EVET.
oGelişime alan açmaya: Hata yapma hakkına saygı duyarak, deneme fırsatı sunmaya EVET.
oBilgi ve tecrübeyi cömertçe paylaşmaya: Bilgiyi bir güç zehirlenmesi olarak saklamak yerine, ekibi beslemek için masaya koymaya EVET.
oTalep edilen yardıma: Karşı taraf çözüm arıyorsa, emek vermeye hazırsa ona can suyu olmaya EVET.
•Şunlara HAYIR Deyin:
oBağımlılık yaratmaya: “Ben yoksam bu iş dönmez” egosunu tatmin etmek için başkalarının sorumluluklarını üstlenmeye HAYIR.
oSuçluluk duygusuyla hareket etmeye: Hayır diyemediğiniz için, kendi iş yükünüzün altında ezilirken başkalarının işini sırtlanmaya HAYIR.
oSüreçleri sabote etmeye: İnsanların gelişim sorumluluğunu ve mücadele azmini ellerinden almaya HAYIR.
oKonfor alanı besleyiciliğine: Hiçbir çaba göstermeden sadece sizin emeğinizle geçinmek isteyen asalak profesyonel ilişkilere HAYIR.
“Kendi liyakatini ve çabasını göstermeyene yapılan yardım, ihsan (iyilik) değil; onun yolundaki imtihanı çalmaktır.” İbn-i Arabî (Fütûhât-ı Mekkiyye)
İyilik, o çabayı yok etmek değil, çabanın önündeki engelleri kaldırmaktır.
İyiliğin esası, ötekini kendin gibi görebilmek ama onun bireysel yolculuğuna duyduğun saygıdan ötürü onun yerine yürümekten kaçınmaktır. Ortak bir amaç için bir araya geldiğimizde, birbirimize sunduğumuz her “yol temizliği” hizmeti, aslında dünyayı daha yaşanır, iş hayatını ise daha anlamlı kılan o büyük mozaiğin bir parçasıdır.
Bugün birinin yolundaki hangi engeli, onun kendi gücünü fark etmesini sağlayarak kenara çektiniz? Unutmayın; en büyük iyilik, birine iyilik yapmaya ihtiyaç duymayacağı o içsel disiplini, özgürlüğü ve gücü kazandırmaktır. Simon Sinek’in dediği gibi: “Liderlik, her şeye sahip olmakla ilgili değildir; herkesin bir şeye sahip olmasını sağlamakla ilgilidir.”
Yolunuz açık, temizliğiniz daim olsun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Biz bir aile değiliz. İyi ki de değiliz.

"Biz bir aileyiz" cümlesi çoğu zaman iyi niyetle söylenir....

Geleceğin CEO’su Hangi Çocuktu?

Bir sınıfa girdiğimizi düşünelim. Otuz çocuk var. Biri her...

Siyah-Beyaz düalizmi karşısında bilişsel esnekliğinizde kaç renk var?

Siyah-Beyaz netliği marifet gibi anlatılır ama kişiyi esneklikten uzaklaştırır....

Osmanlı Döneminde Ekim Uğursuz Ay

Osmanlı Maliyesinde Borç Yapılandırması ve Küresel Risk Yönetimi Analizi1875...