Krizde Lider Olmak: İnsanlığımızla Yüzleşmek

Tarih

Liderlik kavramı öne çıktıkça, liderden beklentiler de çığ gibi büyüyor. Bazen liderin de bir insan olduğunu unuttuğumuzu düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım, bağlı olduğu yöneticinin savaş psikolojisinden çok etkilendiğini ve adeta bambaşka bir insana dönüştüğünü anlattı. Normalde güçlü liderlik özellikleri sergileyebilen bu kişinin bir anda içine kapandığını, risklere aşırı odaklandığını ve hatta kendi yaşadığı coğrafyada çalışan ekip üyelerinin de benzer tehdit ve belirsizlikleri deneyimlediğini fark etmekte zorlandığını söyledi.
Bu durum ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir. Oysa kriz zamanlarında liderlerin yaşadığı psikolojik baskı, çoğu zaman görünenden çok daha büyüktür. Zor koşullarda liderden beklentilerin artması anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü liderliğe en çok ihtiyaç duyulan zamanlar genellikle kriz anlarıdır. Belirsizlik arttığında, insanlar yön bulmak için liderlerine bakarlar. Bu nedenle liderin sakin, kararlı ve yön gösterici olması beklenir. Ancak çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek vardır: Lider de aynı koşulların içindedir. O da belirsizlikten, tehditten ve kaygıdan etkilenir. Liderlik rolü bu etkileri ortadan kaldırmaz; yalnızca çoğu zaman onları görünmez kılar.
Kriz zamanlarında liderlerin karşılaştığı en önemli risklerden biri psikolojik paralizasyondur. Yoğun stres ve tehdit algısı altında insan zihni çoğu zaman “savaş, kaç ya da donakal” tepkilerinden birine yönelir. Liderlik rolü bu biyolojik ve psikolojik mekanizmaları askıya almaz. Bazen liderler de tıpkı ekip üyeleri gibi “donakalma” tepkisine girebilir; bu durum kişinin içine kapanmasına, riskleri abartılı şekilde algılamasına veya karar vermekte zorlanmasına yol açabilir.
Araştırmalar kriz zamanlarında liderlerin zihinsel ve duygusal dayanıklılığının yalnızca bireysel bir özellik değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir bakım pratiği olduğunu göstermektedir. Kriz liderliği üzerine yapılan çalışmalar, liderlerin hem kendi psikolojik sağlıklarını hem de ekiplerinin dayanıklılığını koruyabilmek için bilinçli olarak kendilerine bakım vermeleri gerektiğini vurgular. Benim bu anlamda en belirgin tecrübem, sanırım pandemi döneminde oldu. Ekibimle ilgilenmek konusunda hassasiyet gösterirken, benim ihtiyaçlarımla ilgili el kaldırmak ve talepte bulunmak konusunda çok geride kaldım. Pandeminin sonlarına doğru artık derin bir tükenmişlik sendromu içindeyken, Tedarik Zinciri liderlik ekibine gönderilen ankette, tükenmişlik yaşadığımı belirttim; ancak anket değerlendirme toplantısında, tükenmişlik yaşayan iki kişiden biri olduğumu söyleme cesareti gösteremedim. Yaşadığım durumu objektif olmaktan uzak bir şekilde, kendi yetersizliklerimin sonucu yaşadığımı düşünüyordum.
Liderin kendisini önceliklendirmesi, ihtiyaçlarını tedarik etmesi yalnızca bireysel bir konfor meselesi değildir. Liderin zihinsel ve duygusal durumu, doğrudan ekiplerin dayanıklılığını ve örgütün krizle başa çıkma kapasitesini etkiler. Nitekim kriz dönemlerinde liderin psikolojik sağlığının karar alma kalitesi, iletişim tarzı ve ekip güveni üzerinde belirleyici bir etkisi olduğu gösterilmiştir.
Peki zor zamanlarda lider kendine nasıl zihinsel bakım arası verebilir?

  1. Farkındalık ve duygusal öz düzenleme
    Kriz durumlarında liderlerin en kritik becerilerinden biri, kendi duygusal durumlarını fark edebilme ve düzenleyebilme kapasitesidir. Liderlik literatüründe bu beceri çoğu zaman duygusal zekâ başlığı altında ele alınır. Araştırmalar, duygusal farkındalığı yüksek liderlerin hem daha sağlıklı kararlar alabildiğini hem de ekipleriyle daha güçlü güven ilişkileri kurabildiğini göstermektedir. Bu nedenle kriz zamanlarında lider için ilk adım, her şeyi kontrol etmeye çalışmak değil, önce kendi içsel durumunu fark etmektir. Kendinize takımınızdaki kişilere gösterdiğiniz özeni gösteriyor musunuz? Lider olarak sizin neye ihtiyacınız var, farkında mısınız?
  2. Yalnızlıkla baş etmek ve destek ağları oluşturmak
    Üst düzey liderlik rollerinde sıkça dile getirilen bir olgu da “liderlik yalnızlığıdır”. Liderler çoğu zaman kaygılarını veya belirsizliklerini paylaşabilecekleri alanların sınırlı olduğunu hissederler. Bu yalnızlık duygusu kriz zamanlarında daha da yoğunlaşabilir. Bu nedenle liderlerin profesyonel destek ağları, mentorluk ilişkileri veya akran grupları oluşturması kritik önem taşır. Araştırmalar, kriz zamanlarında liderlerin düşüncelerini paylaşabilecekleri güvenli alanlara sahip olmasının karar kalitesini ve psikolojik dayanıklılığı artırdığını göstermektedir. İş hayatınızın dışında, sizi destekleyen, varoluşunuzu güçlendiren hangi kaynaklarınız var?
  3. Fiziksel ve zihinsel dayanıklılığa yatırım yapmak
    Krizler çoğu zaman uzun süreli maratonlara benzer. Bu nedenle liderlerin fiziksel ve zihinsel enerjilerini korumaları kritik bir gerekliliktir.
    Literatür, liderlerin düzenli uyku, fiziksel hareket, zihinsel mola ve mindfulness gibi uygulamaları sürdürmesinin tükenmişliği azaltmada önemli rol oynadığını göstermektedir. Bu tür pratikler liderin yalnızca bireysel refahını değil, aynı zamanda ekip üzerinde yarattığı psikolojik iklimi de olumlu etkiler. Pandemi zamanında yalnız yaşayan arkadaşlarım, fiziksel aktivitelere zaman ayırdıkları, daha fazla uyuyabildikleri ve bu nedenle, kendilerinin fiziksel olarak daha zinde hissettiklerini belirtiyorlardı. Evde küçük çocuğu olanlar ise tamamen farklı bir dinamiği yönetmeye çalışıyorlardı; çocuk bakımı, yemek hazırlamak ve ev düzeni gibi işlerin de gündemlerinin ortasına düşmesi ile hiçbir şeye yetişemiyorlardı. Dünya çapında yaşanan bir salgının, her çalışanın dünyasında farklı bir etki yaratmasına rağmen, bunun farkında olmayan bir yöneticinin “akşam dokuzda toplanalım, nasılsa evdeyiz” diyebilmesi de tecrübe ettiğim bir durumdu.
  4. Anlam ve amaçla yeniden temas kurmak
    Kriz zamanlarında liderleri ayakta tutan unsurlardan biri de yaptıkları işin anlamıyla yeniden temas kurabilmeleridir. Araştırmalar, liderlerin ekiplerine ve topluluklarına hizmet etme duygusuyla hareket ettiklerinde dayanıklılıklarının arttığını göstermektedir. Özellikle “uyarlanabilir liderlik” yaklaşımı, kriz zamanlarında liderlerin yalnızca teknik çözümler üretmekle kalmayıp insanların psikolojik ihtiyaçlarını da gözetmesi gerektiğini vurgular. Bu yaklaşımda liderin görevi yalnızca yön göstermek değil, aynı zamanda umut ve anlam üretmektir. Sonuç olarak kriz zamanlarında liderin güçlü görünmesi beklenir. Ancak gerçek liderlik, kırılganlığın hiç olmadığı bir durum değil; bu kırılganlığı fark edip onunla çalışabilme kapasitesidir. Liderin zorlandığını ekibiyle paylaşması zayıflık değil, gerçeklik göstergesidir. Zor olan bir konuda zorlanmıyor olmak, ancak bir kurgu olabilir. Zor olanı yönetme biçimimiz bizi otantik bir lider yapar.
    Belki de en önemli gerçek şudur: Liderlik yalnızca başkalarına bakım vermek değildir. Aynı zamanda liderin kendine bakım verebilme cesaretidir. Çünkü kendini tüketmiş bir liderin başkalarına yön gösterebilmesi çok zordur. Ve bazen liderin yeniden hareket edebilmesi için önce durması, nefes alması ve kendi insanlığıyla temas etmesi gerekir. Etrafımızdaki coğrafya bombalar altında ve biz de savaş haberlerinin bombardımanı altındayken, kendinizle temas etme ihtiyacınız var mı? Öngörülemeyen bu durum sizi nasıl etkiliyor, ekibinizle paylaştınız mı? “Kahraman lider” olmaktan vazgeçebilir misiniz?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Zorbalar neden hızlı yükselir?

Bunu birçok beyaz yaka bilir ama yüksek sesle söylemez....

Akan suda durup hayata dokunmayı bilebilmek

Lucius Annaeus Seneca derki "Nehir üzerinde akıp giden saman...

Yeni dünya düzeninde ayakta kalmanın sırrı: Çınar gibi değil, bambu gibi olabilmek

Son aylarda haberleri açtığında hissettiğin o sıkışmayı biliyorsun. Bir...

Üretimin temel taşı insan: Krizde ilk feda edilen mi, ilk korunan mı olmalı?

Günümüzde yapay zeka, robotik teknolojiler ve dijital dönüşüm baş...