Kariyer basamaklarını birer ikişer tırmanırken, toplantı odalarında bütçe maratonlarını koşarken hep o sihirli “zaman yönetimi” lafının peşinden koşturup durduk. Ajandalar oluşturuldu, takvimler planlandı, hedefler tutturulmaya çalışıldı. Peki ya ruhumuz? Sahadaki toz duman yatışıp ardımıza dönüp baktığımızda, portföyümüzdeki en kıymetli varlığın banka hesaplarındaki rakamların ötesinde, “huzur endeksli” anlar olduğunu anlayabilmek ise yıllarımızı aldı.
Yıllarca piyasanın sert rüzgârlarında, fırtınalı denizde gemiyi sağ salim limana yanaştırmaya çalıştık. Enflasyonun üzerinde getiri kovaladık, bütçe sapmalarını milim milim hesapladık. Ancak iş dünyasının o pırıltılı ışıkları altında gözden kaçırdığımız çok tehlikeli bir “anlam kaybı” enflasyonu vardı. Bu enflasyon ise rakamlarda değil ta ruhumuzun derinliklerindeydi.
Çok çalışmak, hep daha yüksek cirolara imza atmak ve zirvedeki o rüzgârlı koltukta kalabilmek adına harcanan yıllar, insanı farkında olmadan kendi iç dünyasına gün be gün yabancılaştırıyordu. Tıpkı toprağı dinlendirmeden üst üste ekim yapan bir çiftçi gibi, ruhumuzu nadasa bırakmayı unutuyorduk.
Yatırım uzmanlarının en büyük tavsiyesi “Tüm yumurtalara aynı sepete koymayın ve mantıklı bir dağılım yapın.” yönündedir. Tüm sermayeyi dış dünyamıza yatırırken iç dünyamızı iflasın eşiğine sürüklemekte aynı şekilde büyük risk taşır. İkinci bahar, tam da bu dengesizliği giderme, yani maddi sermayeden manevi derinliğe geçiş yapma dönemidir. Yaşamın bu döngüsünde, koşturmanın o sığ sularından sıyrılıp, anlamın derin sularına yelken açabilenler dengeyi yakalama şansını yakalayabileceklerdir.
Bugüne kadar hep “neye sahibiz?” sorusunun peşinden koştuk. Ama asıl soru “Biz kimiz ve ne için buradayız?” şeklindeyse pusulamıza tekrar bakıp rotamızı yeniden güncellemeliyiz.
Gelin, anlam kaybı enflasyonunun önüne geçen meziyetlere bir göz atalım.
Zaman Portföyü: Bir yöneticinin ailesine, hobilerine veya sadece kendi sessizliğine ayırdığı zaman, temettüsü en yüksek yatırımdır.
Stratejik Alçakgönüllülük: Sahada kazanılan o devasa tecrübeyi, gençlere aktarılan bir mirasa dönüştürmek, hırsın yerini bilgeliğin alabilmesidir.
Huzur Bilançosu: Akşam başını yastığa koyduğunda, “bugün kimi kazandım?” sorusuna verilen cevap, “bugün ne kazandım?” sorusundan daha kıymetlidir.
Hayatın kazanılacak hırslı bir yarış değil, her anı duyumsanarak yaşanacak bir yolculuk olduğunu fark ettiğinizde, profesyonelliğin ve erdemin en üst mertebesine giden yolculuğunuz başlamış demektir.
Değerli bir metal nasıl fırında yüksek ısıda pişip saflaşıyorsa, insan da yaşanmışlıkların, başarıların ve başarısızlıkların ateşinde pişer. Hamlığın o gürültülü kibrinden, “ben yaptım” edasından ancak böylesi bir olgunlukla arınılabilir.
Velhasıl, şu ana kadar hep geleceği planlayıp hayatı teğet geçtiyseniz, durun. Derin bir nefes alın. Artık “bugünü” yaşamaya odaklanma vaktiniz geldi de geçiyor. Kariyerin olgunluk döneminde başarı, en yüksek kârı elde etmek değil, içsel dengeyi tutturabilmektir.
Unutmayın, en iyi strateji, finalde elinizde sadece rakamların değil, tebessümle hatırlanacak güzel anıların ve içsel bir huzurun kalmasıdır.
