Son yıllarda ebeveynlerle yaptığım görüşmelerde ortak bir dilek dikkatimi çekiyor. Konu dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor:
“Bizim için en önemlisi mutlu olması.”
Bu cümle ilk bakışta çok doğal görünüyor. Hatta iyi ebeveynliğin bir göstergesi gibi algılanıyor. Kim çocuğunun mutsuz olmasını ister ki?
Ama burada küçük bir kavramsal tuzak olabilir.
Çünkü çocukluk yalnızca mutlu olunacak bir dönem değildir; aynı zamanda dayanıklılığın öğrenildiği bir dönemdir.
Modern ebeveynlik kültürü, çocukları hayal kırıklığından korumaya oldukça yatkın. Zorlanmasınlar, üzülmesinler, başarısızlık yaşamasınlar… Bir problem ortaya çıktığında hızla çözülüyor. Bir çatışma olduğunda yetişkinler devreye giriyor. Bir başarısızlık ihtimali belirdiğinde rota değiştiriliyor.
İyi niyetli bir koruma refleksi.
Ancak bazen bu koruma, çocukların duygusal bağışıklık sisteminin gelişmesini engelleyebiliyor.
Dayanıklılık, yalnızca zor bir olay yaşadıktan sonra ortaya çıkan bir özellik değildir. Dayanıklılık, zor duygularla temas edebilme ve bu temas sırasında dağılmadan kalabilme kapasitesidir. Hayal kırıklığı yaşayabilmek, bekleyebilmek, kaybedebilmek ve buna rağmen yeniden denemek…
Bu deneyimler olmadan gelişmesi zor bir beceri.
İlginç olan şu: İş dünyası bugün tam da bu beceriyi arıyor.
Kurumsal dünyada son yıllarda en çok konuşulan kavramlara bakın:
“resilience”, “duygusal dayanıklılık”, “stres toleransı”, “adaptasyon”.
Şirketler belirsizlik içinde yönünü kaybetmeyen, kriz anında soğukkanlı kalabilen ve hatalardan öğrenebilen çalışanlar istiyor. Liderlik literatürü giderek teknik becerilerden çok psikolojik kapasitelere odaklanıyor.
Ama bu kapasite çoğu zaman yetişkinlikte öğrenilmeye çalışılıyor.
Oysa dayanıklılık yetişkinlikte inşa edilmez; çocuklukta temellenir.
Bir çocuk bir oyunu kaybettiğinde ne olur?
Bir sınavdan beklediği sonucu alamadığında?
Bir arkadaşlık çatışması yaşadığında?
Bu anlar küçük görünür ama zihinsel gelişim açısından kritik anlardır. Çocuğun hayal kırıklığıyla ne yaptığı, duygusunu nasıl düzenlediği ve yeniden denemeye nasıl döndüğü tam da dayanıklılığın inşa edildiği yerlerdir.
Ancak modern dünyada çocukluk giderek daha kontrollü bir alana dönüşüyor. Programlar, kurslar, organize etkinlikler… Boşluk azalıyor, spontane deneyimler azalıyor, hatta bazen başarısızlık ihtimali bile azaltılıyor.
Böyle bir ortamda çocuklar daha güvenli ama aynı zamanda daha kırılgan büyüyebiliyor.
Klinikte bazen şöyle bir tablo görüyorum:
Başarılı, disiplinli ve sorumluluk sahibi çocuklar… Ama küçük bir aksilikte hızla dağılan duygusal sistemler.
Çünkü sistem uzun süre stabil kaldığında, küçük bir dalgalanma bile büyük bir tehdit gibi hissedilebilir.
İş dünyasının bugün karşılaştığı bazı sorunlar da aslında bu gelişimsel hikâyeyle bağlantılı olabilir. Yüksek performanslı ama stres altında hızla tükenen çalışanlar. Hata karşısında savunmaya geçen ekipler. Belirsizlik karşısında aşırı kontrol etmeye çalışan liderler.
Bunlar yalnızca kurumsal meseleler değil; gelişimsel meselelerdir.
Dayanıklılık öğrenilmiş bir beceridir ve çoğu zaman küçük zorlukların içinden geçerek gelişir. Çocukların zaman zaman sıkılması, beklemesi, başarısız olması ya da çözümü kendilerinin bulması bu yüzden değerlidir.
Mutluluk ile dayanıklılık arasındaki fark burada ortaya çıkar.
Mutluluk çoğu zaman dış koşullara bağlıdır. Dayanıklılık ise içsel bir kapasitedir. Mutluluk dalgalanabilir; dayanıklılık o dalgalar içinde dengede kalabilmeyi sağlar.
Belki de ebeveynlikte asıl hedef çocukların sürekli mutlu olması değil, zor anlarda da kendilerini regüle edebilmeleri olmalıdır.
Çünkü geleceğin dünyası bugünkünden daha öngörülemez olacak. Meslekler değişecek, krizler olacak, planlar bozulacak.
Ve o dünyada en avantajlı olanlar yalnızca başarılı olanlar değil; zor zamanlarda yeniden ayağa kalkabilenler olacak.
Belki de asıl soru şu:
Çocukları mutsuzluklardan koruyarak mı büyütüyoruz, yoksa hayatın zorluklarına hazırlayarak mı?
Çünkü hayat her zaman nazik değildir.
Ama dayanıklı bir zihin, nazik olmayan bir dünyada bile yol bulabilir.
Mutlu çocuklar yetiştirmek güzel bir hedef.
Ama geleceği kuracak olanlar, dayanıklı çocuklar olacak.
Mutlu Çocuk mu, Dayanıklı Çocuk mu? İş dünyasının aradığı ama adını koyamadığı beceri
Tarih
