Outsourcing Line

Tarih

“Outsourcing” yani “dış kaynak kullanımı” günümüzde şirketlerin çokça başvurdukları bir tedarik yöntemidir. Dış kaynak kullanımı temel olarak bir şirketin bazı işlerini kendi bünyesinde yapmak yerine, bu alanda uzmanlaşmış bir başka şirkete yaptırması, işleri ona devretmesi sürecidir. Buradaki temel amaç şirketin bazı risk kalemleri ile ilgili yükleri üstlenme konusunda mesafeli tavrı olabileceği gibi, bu sayede sağlanacak maliyet avantajı ve uzmanlık seviyesine hızlı erişim gibi sebepler de dış kaynak kullanımının tercih edilmesine sebep olabilir.
Dış kaynak kullanımı günümüzde çok yaygın olan “core bussiness” kavramını yüzde yüz destekleyici nitelikte bir tedarik şeklidir. Böylelikle şirketin ana işine odaklanabilmesine, tüm kaynaklarını bu işi geliştirmek ve büyütmek için seferber edebilmesine olanak sağlar. Aynı zamanda da çekirdek işe yönetsel odaklanmayı sağlar.
Dış kaynak kullanımının en yaygın örnekleri, yazılım geliştirme, temizlik, güvenlik, yemek, servis, paketleme, çağrı merkezi operasyonları, bordrolama hizmetleri, personel seçme süreçleri, lojistik operasyonlar vb. alanlarda kendini göstermektedir.
Dış kaynak kullanımının getirdiği bazı riskleri de belirtmek gerekir. Kontrolün kaybedilmesi, kültür ve doku uyuşmazlığı, veri güvenliği endişeleri, kalite sorunları vb. riskler bu yöntemin doğasında vardır ve iyi yönetilmelidir. Bunun yanı sıra özellikle iş kanununun ve alt işverenlik yönetmeliğinin getirdiği bazı hukuki riskler de vardır ki, bu riskler bazen ciddi boyutlara ulaşabilmektedir. Bu durum karşımıza dış kaynak kullanım modellemeleri sorunsalını çıkarır. Ancak bunu tartışmak bu yazının konusu değil. Belki bir başka yazıda bu konuyu ayrıca tartışırız.
Peki hangi noktada şirket dış kaynak kullanımına yönelmelidir ?
Bir kağıda bir çizgi çizdiğinizi hayal edin. Bu çizginin sol tarafının sizi siz yapan bir alan olduğunu, bu alan içerisinde fark yaratabildiğinizi, tüm yaratıcılığınızı kullanabildiğinizi hayal edin. Çizginin diğer tarafında ise bunun aksine hiçbir fark yaratamadığınızı ve her şeyi herkes gibi yaptığınızı hayal edin.
Şirketlerin tam olarak böyle bir çizgisi vardır. Bu çizginin sol tarafında örgütler öze odaklanabilir, fark yaratabilir ve katma değer sağlayabilirler. Sağ tarafında ise bu katsayı son derece düşer. Bu çizgiden sonra işler çok katma değerli olmaktan uzaklaşır ve sıradanlaşır. Bu noktadan sonra yapılan şeyleri herkes üç aşağı beş yukarı aynı şekilde yapar. Bir örgüt için yaratıcılık alanından çıkan bu işler bir başka şirket için ise ana iş halini almaktadır ve onun yaratıcılık alanına girmektedir.
İşte ben buna outsourcing line adını veriyorum.
Bu çizginin sağ tarafı işlerin “yapılamaz” hale geldiği değil, verimsizleştiği veya stratejik gelişimin yavaşladığı, yaratıcılığın ve katma değer yaratımının dibe vurduğu bir noktadır. Bu çizginin sağ tarafı sizi siz yapan alan değildir. Müşterilerinizde oluşan kalıcı algıyı bu alanda yaratamazsınız. Oysa stratejik üstünlük sağlayacağınız alan bu çizginin sol tarafıdır. Bu çizginin sol tarafında ürününüzde fark yaratabilir, müşterilerinizin zihinlerinde kalıcı etkiler bırakabilir, yine bu alanda yeni satış kanalları üzerinde yaratıcı fikirler geliştirebilirsiniz.
Tam bu noktada player-coach çıkmazı denilen olgudan biraz bahsetmek gerekir. Bu kavram bir örgüt içerisindeki yöneticilerin stratejik işlere zaman ayırmaktan çok, veri girişi, kargo takibi gibi basit operasyonel işlere boğulmasını anlatır. Bu durum son derece tehlikeli bir durumdur. Outsourcing line adı verdiğim bu çizginin sağ tarafının geniş olması şirketin player-coach çıkmazına girmesine neden olur. Oysa şirket yöneticilerinin örgütün stratejik süreçlerinde daha fazla rol oynamaları gerekir.
Outsourcing line adını verdiğim çizginin sağ tarafı şirket için görece daha pahalı bir alandır. Çünkü uzmanlık katsayısının düşük olması maliyet arttırıcı bir etki yapar. Bu alanda ise gerçek işi bu olan başka şirketler bu işleri çok daha verimli ve düşük maliyetle yapabilmektedirler.
Örgütlerin outsourcing line adını verdiğim çizgiyi hangi noktada çizdikleri önemlidir. Şirket ürettiği ürününü veya hizmetini avucunun içine almalı, ona bakmalı ve şu soruyu sormalı. Bunun neresi tam olarak benim ? Ben tam olarak bu ürünün neresindeyim ? İşte bu soruya verilen cevap bu çizginin çizildiği noktayı belirler. Bu çizginin sol tarafı sizi siz yapan, tüm kaynaklarınızı ve konsantrasyonunuzu ayırmanız gereken alandır. Sağ tarafında kalan işler ise sizin fark yaratabileceğiniz, uzmanlaşabileceğiniz bir alan değildir ve bu alanda dış kaynak kullanımına yönelmek doğru seçenek olabilir.
Çizgileri olmalı… İnsanların da… Örgütlerin de…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Zorbalar neden hızlı yükselir?

Bunu birçok beyaz yaka bilir ama yüksek sesle söylemez....

Akan suda durup hayata dokunmayı bilebilmek

Lucius Annaeus Seneca derki "Nehir üzerinde akıp giden saman...

Yeni dünya düzeninde ayakta kalmanın sırrı: Çınar gibi değil, bambu gibi olabilmek

Son aylarda haberleri açtığında hissettiğin o sıkışmayı biliyorsun. Bir...

Üretimin temel taşı insan: Krizde ilk feda edilen mi, ilk korunan mı olmalı?

Günümüzde yapay zeka, robotik teknolojiler ve dijital dönüşüm baş...