Yapay zeka, ilk hayatımıza girdiğinde çoğunlukla araştırmacılar tarafından anlaşılabilen ve bulutta var olan bir unsurdu. Bu bahsettiğim tabi ki GPT-3. İlk erişime açıldığında transformer (dönüştürücü) mimarisi ne bilinen bir kavramdı ne de bunu basitçe anlatan kaynaklar mevcuttu. Ama bu 175 milyar parametrelik (ve 2022’de gerçekten muazzam bir hacimdi) model insan gibi ve faydalı cevaplar verebiliyordu. Bir anda dünya değişti.
Değişim de hiç durmadı. Hatta gün be gün hayatımıza sokulmaya devam etti. Elbette her gün, her saat kullandığımız cihazlarımız da bu sürecin bir parçası oldular. İlk başta web siteleri üzerinden kullandığımız yapay zeka araçları önce akıllı telefon uygulamalarına, sonra masaüstü uygulamalarına, kendi internet tarayıcılarına ve OpenAI’ın Dime isimli kulaklıkları gibi cihazlara dönüştü. Ama bütün cihazlar eşit yaratılmadı. Bu cümle haklı olarak aklınıza yerel yapay zekaları ve bunları çalıştıran donanımları getirebilir. Ya da biraz daha büyük düşünürsek server ve bulut sistemlerinin donanımlarını. Nvidia hisselerinin Çinli araştırmacılar tarafından yayınlanan açık kaynak yapay zeka çalışmalarından ne kadar etkilenebildiğini göz önünde bulundurursak son derece de mantıklı.
Ama tam bu noktada başka bir faktör daha karşımıza çıkıyor. İşletim sistemi. Dünyada en çok kullanılan üç tane işletim sistemi var: Windows, macOS ve Linux. Bu sistemlerin her birinin de yapay zeka konusunda avantajları ve dezavantajları var. En barizi yerel yapay zeka uygulamaları için kullanım.
MacOS veri bilimi gibi alanlarda araştırmacıların tercihi olmasına rağmen aynı zamanda avantajları bölünen bir işletim sistemi. M serisi çipli modelleri kullanarak Apple’ın teknik gelişmelerinden faydalanılabilir ama bu Nvidia’nın geliştirdiği kütüphanelerden bir denk güncelleme gelene kadar mahrum kalmayı gerektiriyor. Ya da Nvidia GPU kullanan modelleri seçip bazı Apple imkanlarından feragat edilebilir. Bir de işin diğer boyutu var, uygulamalar. Bu açıdan macOS pazar payı %16 civarı olan bir işletim sisteminden beklenebileceğinden çok daha avantajlı. OpenAI çok ajanlı görevlerin yönetimi için geliştirdiği Codex masaüstü uygulamasını sadece macOS için çıkardı. Anthropic’in Claude masaüstü uygulaması da ilk macOS için geliştirildi.
Microsoft’un işletim sistemi Windows da birçok avantaja sahip. Windows yerel yapay zeka geliştirmede macOS’ten daha az çatallanan bir yol sunduğu için bu açıdan daha pratik olabiliyor. Ayrıca yeni kullanılan NPU gibi donanımlar ve Windows güncellemeleri ile yapay zeka asistanı Copilot işletim sisteminin bir parçası olma yolunda ilerliyor. Bu yapay zekanın bağlamı anlayıp ihtiyaç duyulan desteği sağlayabilmesi için kritik. Özellikle Microsoft’un kurumsal müşterileri için bu geçiş diğer yapay zeka hizmetlerinden çok daha kolay ve doğal bir şekilde gerçekleşebilir. Belki de en önemlisi, Windows dünyadaki bilgisayarların %70’inin kullandığı işletim sistemi. Bu da her türlü hizmetin bu göz ardı edilemeyecek kitleye ulaştırılacağını ve her alanda bolca destek ve kaynak olacağını garanti ediyor.
Üçüncü büyük işletim sistemi ise açık kaynaklı Linux. Linux bu listedeki en küçük pazar payına sahip olabilir (%4) fakat çok büyük bir avantaja sahip, yapay zeka uygulamalarının temeli ve serverlarda kullanılan bir numaralı işletim sistemi. Sistem yükünün az olması ve bu sayede donanımı sonuna kadar kullanabilme bu konularda Linux’u rakiplerinin önüne geçirdi. Açık kaynaklı olduğu için geniş kişiselleştirebilme kapasitesine sahip olması da güçlü yönlerinden bir tanesi. Ama kullanıcıları tereddüte düşüren iki tane de dezavantajı var. Açık kaynaklı olduğu için bulunabilecek güvenlik açıkları ve kullanıcıların da teknik bilgiye sahip olmalarını gerektirmesi. Masaüstü uygulamaların sağlanması gibi bazı hizmetlerde öncelikli bir grup olmayacak olmaları da bir gerçek. Ama bu doğru seçim olduğunu düşünüyorsak Linux’u kullanmamıza bir engel değil. Yeterli disk alanımız olduğu sürece bir bilgisayara farklı kullanıcılar için hem Windows hem de Linux işletim sistemi kurabiliriz.
Artık yapay zeka sadece bulutta etkileştiğimiz ve webde yaşayan bir unsur değil. Cihazlarımıza (akıllı telefon, bilgisayar, akıllı saat, kulaklık) geliyor ve kalmaya da son derece niyetli. Bizim yapmamız gereken, kendimiz için doğru yapay zekayı ve hizmetleri seçmek ve sınırlarımızı çizmek. Sırf bir yapay zekayı kullanmak istiyoruz diye cihaz ya da işletim sistemimizi değiştirmemize gerek yok, denk bir hizmet ya vardır ya da çok yakında var olacaktır. Diğer yandan kendimizi geliştirmekten çekinmemize de gerek yok. Ama en önemlisi her şeye evet demek zorunda değiliz, eğer rahat değilsek ne A iznini vermek zorundayız ne de B hizmetini kullanmak zorundayız. Çünkü yapay zeka artık oldukça kişisel bir mesele.
Yapay Zeka Cihazımda, Ama Hangi Cihazda?
Tarih
