Hem maddi (ekonomik) hem de manevi (psikolojik) boyutta bireylerin de şirketler gibi “konkordato” veya “iflas” benzeri haklara sahip olması gerektiği düşüncesi, günümüzde hem modern hukuk ve ekonomi dünyasının hem de psikoloji biliminin en çok tartıştığı konulardan biridir.
Konuyu maddi (hukuki/ekonomik) ve manevi (duygusal) olmak üzere iki boyutta ele almak gerekirse:
- Maddi Boyutta Bireysel Konkordato (Kişisel İflas ve “İkinci Şans”)
Şu anki Türk Hukuku sisteminde, iflas ve konkordato kurumları kural olarak yalnızca tacirler (şirketler ve ticari işletmeler) için geçerlidir. Sıradan bir tüketici veya ücretli çalışan, borç sarmalına girdiğinde kendi şahsi iflasını veya konkordatosunu isteyemez.
Bireyler için mevcut olan yasal yol, alacaklıların başlattığı “Haciz Yoluyla Takip” ve bunun sonucunda alınan “Aciz Vesikası”dır. Ancak aciz vesikası borcu silmez veya yapılandırmaz. Borca faiz işlemesini durdurur ve 20 yıllık bir zamanaşımı süresi sağlar, fakat kişi bu 20 yıl içinde bir işe girerse veya bir gelir elde ederse alacaklılar bu yeni kazanımlara derhal haciz koydurabilir. Bu durum, şirketlerin borçlarından tamamen kurtulup tasfiye olabilmesine karşın, bireylerin ömür boyu finansal sistemin dışına itilmesine (yoksulluğa mahkum olmasına) yol açmaktadır.
Buna karşılık dünyada, bireysel ihtiyacı karşılayan “İkinci Şans” (Fresh Start – Temiz Sayfa) yaklaşımı hızla yaygınlaşmaktadır:
•Amerika Birleşik Devletleri’nde tüketiciler “Chapter 7” veya “Chapter 13” adı verilen bireysel iflas/yapılandırma sistemleriyle borçlarının önemli bir kısmını sildirebilmektedir.
•Almanya gibi Avrupa ülkelerinde “Bireysel İflas” sistemiyle, dürüst borçlular 3 yıl boyunca belli şartları yerine getirdiklerinde kalan borçlarından tamamen kurtulup hayatlarına borçsuz devam edebilmektedir.
•Avrupa Birliği ve Dünya Bankası, aşırı bireysel borçluluğun intihar, depresyon ve aile içi şiddet gibi çok ağır toplumsal maliyetleri (beşeri sermaye kaybı) olduğunu kabul ederek, üye ülkelere bireylere de şirketler gibi “ikinci bir şans” verilmesi gerektiğini dikte etmektedir.
•Bu doğrultuda Türk hukuku için de, dürüst tüketicilere borçlarından tamamen arınma hakkı tanıyacak bir “Tüketici İflası ve Şahsi Borç Tasfiyesi Kanunu” getirilmelidir. - Manevi Boyutta “Duygusal Konkordato” (Psikolojik Borç Yapılandırması)
“Manevi konkordato” kavramı, klinik psikoloji ve ilişkisel sistemler teorisinde birebir “Duygusal Konkordato” adıyla vardır.
Psikolojik düzlemde her insan; bilişsel kapasite, empati, şefkat, sabır ve zaman gibi sınırlı kaynaklarla faaliyet gösteren birer “psişik işletme” olarak tanımlanır. Eğer bir ilişkide (eş, aile, işveren) bu kaynaklar sürekli tüketilir, hep fedakarlık yapılır ve yerine bir şey konmazsa, “Duygusal Banka Hesabı” eksiye düşer ve sistem “duygusal iflasa” (emotional bankruptcy) sürüklenir.
Çözülmeyen çatışmalar ve bastırılan kırgınlıklar, tıpkı şirketlerdeki faizler gibi birikerek ağır bir “duygusal borç” yükü oluşturur.
Bireyin psikolojik olarak tamamen çökmesini (iflas etmesini) engellemek için, tıpkı şirketlerin yaptığı gibi uygulanan “Duygusal Konkordato” adımları şunlardır:
•Ön Proje ve Sınır Koyma: Şirketlerin ödeme planı sunması gibi, birey de ilişkilerindeki beklentilerini gerçekçi bir seviyeye çeker, sınırlarını net olarak çizer ve artık kronikleşmiş toksik tartışmalara girmeyeceğini taahhüt eder.
•Geçici/Kesin Mühlet (Psikolojik Moratoryum): Şirketlere haciz gelmesinin durdurulması gibi, birey de etrafından gelen sürekli talepleri, eleştirileri ve duygusal şantajları askıya alır. Taraflar arasına mesafe konularak sinir sisteminin sakinleşmesi ve dinlenmesi (regülasyonu) sağlanır.
•Konkordato Komiseri (Terapist): Sürecin adil yönetilmesi, sınır ihlallerinin denetlenmesi ve tarafsız bir geri bildirim için “gözlemci benlik” işlevi görecek bir klinik terapist sürece atanır.
•Sürekli Borç İlişkilerinin Feshi: Şirketlerin zarar eden sözleşmeleri feshetmesi gibi, bireyin enerjisini ve ruh sağlığını yıllardır sömüren toksik, manipülatif veya narsistik aile ve partner bağları, terapistin de onayıyla tek taraflı olarak kesilip atılır (bağlar koparılır).
•Tasdik (Alacaklılar Toplantısı): Bireyin hayatındaki “alacaklılar” olan eş, aile, işveren ve çevrenin; bireyin çizdiği bu yeni sınırlara ve “hayır” deme hakkına rıza göstermesiyle yeni bir “duygusal kontrat” yürürlüğe girer.
Eğer karşı taraf (alacaklılar) dürüst davranmaz, sınırları çiğnemeye devam ederse konkordato reddedilir. Bu durum, psişik sistemin tamamen çökmesi anlamına gelen “nihai tasfiye” sürecini (ağır depresyon, boşanma/ayrılık veya tükenmişlik sendromu) başlatır.
Özetle; modern hukuk ve ekonomi dünyası, şirketlere tanınan bu kurtuluş/yapılandırma şansının bireylerin finansal sağlığı için de (Tüketici İflası/Temiz Sayfa) acilen yasalara eklenmesi gerektiğini savunurken; psikoloji bilimi zaten insanın manevi çöküşünü engellemek için Duygusal Konkordato modelini bir terapi yöntemi olarak uygulamaktadır.
Aklınıza mukayyet olun, yoksa iflas edersiniz !
Not:”Türkiye’de şahsi iflas (bireysel konkordato) mevzuatı henüz yürürlükte değildir. Bu yazı mevcut yasal boşluğa dikkat çekmekte olup, hukuki işlem tavsiyesi değildir.”
