Yapay zeka yüzlerce hatta binlerce yıldır var olan bir fikirdi. Elektronik sistemlerin ilk icat edilmelerinden beri de sadece bir kavram olmaktan çıkıp bir olgu haline gelmeye başladı. Bunun ilk örneklerinden biri ELIZA. Şu an anladığımız anlamıyla gerçek bir yapay zeka örneği değil ama kendisine söylenen şeyi değerlendirerek elinde bulunan cevaplardan uygun bir cevap veren bir program. Yapay zekanın babalarından kabul edilen Alan Turing’in yarattığı Turing testine girebilen ilk programlardan biriydi.
ELIZA’dan beri yapay zeka alanında kullanılan teknoloji ve teknikler çok büyük ilerlemeler kaydetti. Bunlardan en önemlileri arasında AlexNet ve GPU’ların yapay zeka uygulamalarında kullanılmaya başlanması, Google araştırmacılarının Transformer mimarisini ortaya koymaları ve elbette OpenAI’ın ChatGPT’yi yaratması bu çığır açan teknolojinin en önemli anları sayılabilir.
Yapay zeka alanında gelişmeler artık çok hızlı oluyor. Bunlardan biri de büyük işletim sistemi geliştiricilerinin — hem bilgisayar hem akıllı telefon tarafında — yapay zekayı artık bir uygulama olarak değil, sistemin içine gömülü bir unsur olarak konumlandırmaya çalışması.
Microsoft, yıllardır Copilot’ı Windows içinde ekleyebildikleri bütün programlara ekliyorlardı. Windows 12 için ise bu entegrasyonu daha da derinleştirip işletim sisteminin içine işlemek istedikleri birçok kaynakta geçen bir duyum. Ama bu haber herkes tarafından olumlu karşılanmadı. Bir kısım Copilot’ın zaten bu kadar çok programa eklenmesinden ve muhtemel bir zorunlu yapay zeka entegrasyonu fikri rahatsız edici buluyor bir kısım ise Windows 12’nin daha da çok donanım gerektireceğini tahmin ediyor ve kullanımda olan bilgisayarların hatrı sayılır bir miktarının bu gereksinimleri sağlayamayacağını düşünüyor.
Windows 11; Windows 10’dan daha çok disk alanı, daha çok hafıza (RAM) ve TPM 2.0 çipi gerektiriyor. Windows 12’nin de daha çok disk alanı, daha çok RAM ve nöral işlem birimi (NPU) gerektireceği tahmin ediliyor. NPU koşulu 13. Nesil ve altı Intel işlemci modellerini dışında bırakıyor. Bu durum Windows 12’nin genel kullanımı için önemli bir engel teşkil edebilir, çünkü derinleşmekte olan çip krizi bilgisayar fiyatlarını direkt etkiliyor.
Apple da bu konuda Microsoft ile benzer bir tutum sergiliyor, ama önemli bir fark ile. Yapay zeka MacOS’e de geliyor, hem de işletim sistemi çekirdeğinin tam içine. Microsoft’un amacı yapay zekayı sadece işletim sistemine eklemek değil aynı zamanda Copilot için sürekli para getiren üyelikleri de kullanıcılarına satmak. Apple ise bulut temelli yapay zeka projelerindeki aksaklıklardan sonra yerel (cihazda çalışan) yapay zekaya yönelmiş durumda.
IOS içinse benzer bir gelişmeler söz konusu. IOS27’de ayrı bir Siri uygulaması kullanıcılara sunuluyor. Siri sistem seviyesinde erişime sahip olup kullanıcılara yapay zeka kolaylıkları sağlayacak. Ama MacOS kadar yerel yapay zeka yoğunluğu yerine bulut üstünde gerçekleşecek işlemler için kendi tercih ettikleri yapay zeka sağlayıcısından faydalanabilecekler.
Açık kaynak işletim sistemi ailesi Linux bile bu akımdan nasibini aldı. Canonical, Ubuntu işletim sisteminin 2026 Ekim ayında yayınlanacak bir sonraki versiyonuna (26.10) yapay zeka özellikleri ekleneceğini duyurdu. Mevcut ortamda mantıklı bir hamle olmasına rağmen Linux toplulukları arasında bu haber pek de olumlu karşılanmadı. İşletim sistemlerine eklenebilecek unsurlardan ve bunun kullanımlarını nasıl etkileyeceği topluluğun önemli itirazları arasında yer aldı. Başka tereddüt sebepleri arasında yapay zeka entegrasyonunun daha fazla cihaz kapasitesi gerektirecek olması ve hangi yapay zeka modellerinin kullanılacağı da yer aldı.
İşletim sistemi geliştiricileri düşünüldüğünde akla gelmeyen Google da 4 milyar kullanıcıyı etkileyecek haberler paylaştı. Gemini, Android sisteminin daha da içinden hizmet verecek. Akıllı uygulama süre kısıtlarından kişiye özel widgetlara ve daha da geliştirilmiş dolandırıcılık korumalarına kadar pek çok yapay zeka özelliği Android cihazlara eklenecek. Bunların ne kadarı Gemini nano gibi küçük modellerle cihazda ne kadarı bulutta gerçekleşecek henüz net değil.
Google ayrıca yeni bilgisayar serileri Googlebook’u da duyurdu. Googlebooklar, Android temelli AluminiumOS kullanarak Android ekosistemine katılacak. Tabii ki Gemini desteği de bu işletim sisteminin önemli bir parçası olacak.
Sonuç olarak büyük teknoloji şirketleri ve işletim sistemi geliştiricilerinin ortak çabasıyla yapay zeka bilgisayarlarımıza, telefonlarımıza ve tabletlerimize sistem seviyesinde girip köklerini salıyor. Bu büyük değişimin bütün sonuçlarını ön görmek oldukça zor. Bir çığır mı atlayacağız, temel becerilerimizden mi olacağız, ikisi birden mi yoksa bambaşka bir şey mi — şimdilik meçhul.
Yapay Zekanın Derinleşen Kökleri
Tarih
