Aynı davranarak farklı sonuç bekleyene ne denir?

Tarih

Bir gün bir adam yaşlı bir bahçıvanın yanına gitmiş. Yüzünden mutsuz olduğu belliymiş. İçini çekerek bahçıvanla konuşmaya başlamış:
“Yıllardır hayatım değişmiyor. Aynı sorunları yaşıyorum. Aynı sıkıntılar peşimi bırakmıyor. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım sonuçlar değişmiyor.”
Yaşlı bahçıvan sessizce onu dinlemiş. Sonra elindeki tohumu göstererek sormuş:
“Bu nedir?”
“Armut tohumu.”
“Peki bunu toprağa ekip her gün aynı şekilde sularsak, yarın bundan armut yerine elma ağacı çıkar mı?”
Adam gülümsemiş.
“Elbette çıkmaz.”
Bahçıvan bu kez adamın gözlerinin içine bakmış ve şöyle demiş:
“O halde yıllardır aynı düşünceleri ekip, aynı davranışları sulayıp neden farklı bir hayat bekliyorsun?”
Aslında bu kısa hikaye, insanların hayat boyunca karşılaştığı en büyük yanılgılardan birini anlatıyor. Çünkü çoğumuz değişim istiyoruz ama değişmek istemiyoruz. Daha mutlu olmak istiyoruz ama bizi mutsuz eden alışkanlıkları bırakmıyoruz. Daha başarılı olmak istiyoruz ama başarıya götüren davranışları hayatımıza katmıyoruz. Daha huzurlu bir yaşam istiyoruz ama zihnimizi ve davranışlarımızı aynı şekilde yönetmeye devam ediyoruz.
İşte tam da bu yüzden kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Aynı davranarak farklı sonuç bekleyene ne denir?
Bu sorunun cevabı kimilerine sert gelebilir. Ancak hayatın bazı gerçekleri kulağa hoş gelmese de değişmez. Çünkü evrenin temel yasalarından biri ‘Neden sonuç ilişkisidir’. Aynı nedenler çoğu zaman aynı sonuçları doğurur. Eğer yıllardır aynı alışkanlıklarla yaşıyor, aynı kararları veriyor ve aynı davranış kalıplarını tekrar ediyorsak yarın karşılaşacağımız sonuçların bugünkünden çok farklı olmasını beklemek akıllı işi değildir.
Bugün birçok insan hayatında değişim arıyor. Daha iyi bir iş, daha güçlü ilişkiler, daha yüksek gelir, daha sağlıklı bir beden veya daha huzurlu bir ruh hali istiyor. Fakat işin ilginç tarafı şu; insanlar genellikle sonuçları değiştirmeye çalışırken o sonuçları ortaya çıkaran davranışları değiştirmeyi ihmal ediyor. Oysa hayatımızı belirleyen şey arzularımız değil davranışlarımızdır. Bir insanın ne olmak istediğinden çok, her gün ne yaptığı önemlidir. Çünkü hayat niyetlerden çok eylemlere cevap verir.
Aslında başarı ile başarısızlık arasındaki fark çoğu zaman büyük olaylarda değil, küçük davranışlarda gizlidir. Sabah yataktan kalktığınız saat, zamanınızı nasıl kullandığınız, öfkelendiğinizde nasıl tepki verdiğiniz, sorumluluklarınızı erteleyip ertelemediğiniz ya da her gün kendinize ne kadar yatırım yaptığınız zamanla hayatınızın yönünü belirler. İnsan geleceğini bir günde kurmaz; alışkanlıklarıyla inşa eder. Bu yüzden hayatımızı değiştiren büyük kararlar değil, her gün tekrarladığımız küçük davranışlardır.
Ne yazık ki birçok kişi değişimi yanlış yerde arıyor. Daha iyi sonuçlar elde etmek istiyor ama aynı alışkanlıkları koruyor. Daha başarılı olmak istiyor ama aynı çalışma disiplinini sürdürüyor. Daha sağlıklı olmak istiyor ama yıllardır sürdürdüğü yaşam tarzını değiştirmiyor. Sonra da neden ilerleyemediğini sorguluyor. Oysa aynı yolda yürüyerek farklı bir şehre ulaşamazsınız. Yol değişmedikçe varış noktası da değişmez.
Burada önemli bir noktaya değinmek gerekiyor. Davranışlar tesadüfen ortaya çıkmaz. Her davranışın arkasında bir duygu, her duygunun arkasında da bir düşünce vardır. İnsan önce düşünür, sonra hisseder, ardından davranır ve sonunda sonuçları yaşar. Bu nedenle davranış değişikliği sadece dışarıdan görünen hareketleri değiştirmek değildir. Aynı zamanda insanın düşünce biçimini de gözden geçirmesidir.
Örneğin sürekli başarısız olmaktan korkan bir insanı düşünelim. Bu kişi yeni fırsatlara yaklaşırken çekingen davranacaktır. Risk almaktan kaçınacaktır. Sürekli güvenli alanında kalmaya çalışacaktır. Bir süre sonra da hayatında kayda değer bir ilerleme olmadığını görecektir. Burada görünen sorun davranış gibi görünse de aslında davranışı üreten düşüncedir. Davranış, düşüncenin görünür hale gelmiş şeklidir.
İnsanların hayatında tekrar eden birçok sorun aslında tekrar eden davranışların sonucudur. Sürekli ertelenen işler, sürekli kaçırılan fırsatlar, sürekli yaşanan benzer hayal kırıklıkları çoğu zaman tesadüf değildir. Bunlar yıllardır sürdürülen alışkanlıkların doğal sonucudur. Sonuçlar kader gibi görünür ama çoğu zaman davranışların izini taşır. Bu gerçeği kabul etmek kolay değildir. Çünkü insanın kendi payını görmesi her zaman başkalarını suçlamaktan daha zordur.
Oysa gelişim tam da burada başlar. İnsan hayatındaki her olumsuzluğu dışarıda aramayı bıraktığında, kendisine dönüp bakmaya başladığında gerçek değişim sürecine girer. Çünkü aklıselim insan sonuçlara değil sebeplere bakar. Yaşadığı her olayda önce kendi davranışlarını sorgular. “Bu sonucun oluşmasında benim payım ne?” sorusunu sorar. İşte bu soru rahatsız edicidir ama aynı zamanda dönüştürücüdür.
Kişisel gelişim alanında yıllardır konuşulan birçok kavramın özünde de bu vardır. Disiplin, öz güven, başarı, motivasyon ya da liderlik… Bunların tamamı davranışlarla ilgilidir. İnsan sadece düşünerek değişmez. Sadece isteyerek de değişmez. Değişim, düşüncenin davranışa dönüşmesiyle başlar. Çünkü bahaneler konfor sağlar, davranışlar ise sonuç üretir.
Belki de bu yüzden birçok insanın hayatı yıllarca aynı yerde döner durur. Hedefler değişir ama alışkanlıklar değişmez. Hayaller büyür ama davranışlar aynı kalır. Sonuçlar farklı olsun istenir ama onları oluşturan sebepler korunur. Oysa değişmeyen alışkanlıklar, değişmeyen bir geleceğin habercisidir.
Hayatın yönünü belirleyen şey çoğu zaman büyük kırılma anları değil, sıradan günlerde verdiğimiz küçük kararlardır. Kimsenin görmediği anlarda yaptığımız tercihlerdir. Bir kitabın ilk sayfasını açmak, bir işi ertelemek yerine tamamlamak, bir sorumluluktan kaçmak yerine üstlenmek, bir bahaneye sığınmak yerine harekete geçmek… İşte bütün büyük dönüşümler bu küçük adımlarla başlar.
Bugün bulunduğumuz yer geçmiş davranışlarımızın ürünüdür. Yarın bulunacağımız yer de bugünkü davranışlarımızın sonucu olacaktır. Bu nedenle hayatını değiştirmek isteyen herkesin önce günlük alışkanlıklarına bakması gerekir. Çünkü hayatın yönünü arzularımız değil, tekrarlarımız belirler.
Yazının başındaki bahçıvanı hatırlayın. Adam hayatının neden değişmediğini soruyordu. Bahçıvan ise ona çok basit bir gerçeği gösteriyordu. Aynı tohumu ekip farklı bir ağaç bekleyemezsiniz. Aynı davranışları sürdürüp farklı bir hayat beklemek de bundan farklı değildir.
Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru neden istediğimiz hayata sahip olmadığımız değil, o hayatı elde etmek için hangi davranışlarımızı hala değiştirmediğimizdir. Çünkü gerçek değişim yeni bir hedef koyduğumuz gün değil, eski bir davranışı terk ettiğimiz gün başlar.
Hayatınızı bir mühendis gibi yeniden tasarlamanın giriş kapısına hoş geldiniz. Bu farkındalıkla hayatınızda bazı şeylerin değişmesini istiyorsanız artık hangi davranışınızı değiştirmelisiniz?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

Ayrıntılı Yönetim, Bir Yönetim Biçimidir ve Siz Onu Yanlış Anlıyorsunuz

Sabah kahvenizi yudumlarken telefonunuzda dolaşıyorsunuz. Karşınıza çıkan o ilham verici gönderiyi gördünüz. Gündoğumu fotoğrafı, “Liderler konuşur, yöneticiler dinler” yazısı, binlerce beğeni. Yorumlarda “Tam da bu!” diye bağırıp duran insanlar. Paylaşan kişinin profiline baktınız: “Öngörülü Lider | Konuşmacı | Kültür Mimarı”.Şimdi o kişinin şirketine bakın. İki yılda üç kez yapılandırma. Departman başkanları altı ay dayanabiliyor. Çalışan […]

Futbol & Endüstrisi

Futbolu tarif etmek gerçekten zordur. Kimine göre dünyanın en...

Sessizlik: Modern Liderin En Güçlü Enstrümanı

"Söz gümüşse, sükut altındır" der eski bir bilgelik. Ancak...

İşyerinde Alkol ve Sarhoşluk: İnce Çizgiyi Hukuk Belirliyor

Bir kadeh alkol mü, yoksa sarhoşluk mu? İş hukuku...