Zihinsel Aralıklı Oruç ile Düşüncenin Gürültüden Tahliyesi

Tarih

Vücudumuz, hayatta kalma konusunda muazzam bir refleks mekanizmasına sahiptir. Bozuk bir gıda tükettiğinizde veya midenize ağır gelen bir gıda tükettiğimizde, vücut bunu hızla teşhis eder ve “tahliye” başlar. Kusarız ve tehlike geçer. Mide, kendisine ait olmayanı dışarı atacak kadar sağduyulu ve akıllıdır.
Zihnimiz, maalesef midemiz kadar seçici ve korumacı bir savunma hattına sahip olmadığı için zararlı veya faydasız bilgileri kusma refleksi oluşmaz. Bu yüzden, o “tahliyeyi” irademizle biz gerçekleştirmek zorundayız. Düşüncenin gürültüden tahliyesi, sadece bir huzur arayışı değil, profesyonel bir verimlilik ve yönetim zorunluluğudur. Midesi bozulan bir insan sadece o gününü kaybeder, ancak zihni gürültüyle zehirlenmiş bir lider, stratejik vizyonunu ve geleceğini kaybetmekle yüz yüze gelebilir.
Gün boyunca maruz kaldığımız bilgi kirliliği, stratejik derinliği olmayan yüzeysel tartışmalar, dijital bildirimlerin yarattığı kakofoni ve iş dünyasının bitmek bilmeyen “acil” kodlu bitmeyen gürültüler. Zihnimiz bunları kusamaz. Aksine, hepsini emer, depolar ve bir süre sonra bu toksik birikimi “gerçeklik” olarak varsaymaya başlar.
İş dünyasında ve yönetim kademelerinde sıkça düşülen hatalardan birisi de daha fazla bilginin, daha doğru kararlar getireceğine inancıdır. Oysa modern çağın sorunu bilgi eksikliği değil, “bilgi obezite”liğidir. Kontrolsüzce tüketilen her veri, zihinsel bir gürültüye dönüşerek asıl odaklanmamız gereken stratejik hedefleri bulanıklaştırır. Zihninizi bu gürültüden arındırmazsanız, en parlak fikirlerimiz bile bu kirliliğin içinde boğulup gider.
Nasıl vücudu dinlendirmek ve hücreleri yenilemek için aralıklı oruç (intermittent fasting) bir sağlık disiplini olarak karşımıza çıkıyorsa, zihin için de benzer bir disiplin şarttır. Buna “Zihinsel Aralıklı Oruç” diyebiliriz.
Bunu, sadece dış dünyayla iletişimi keserek değil, düşünce akışını bilinçli bir “tahliye” sürecine sokarak yapabiliriz. Her haberi, her tweeti, her raporu okumak zorunda değiliz. Zihnimize neyi alıp, neyi dışarıda bırakacağımız konusunda mideniz kadar acımasız olup veri diyetine girmeliyiz. Yönetimsel süreçlerde “en çok değer üreten” konuya odaklanmak için zihinsel bir boşluk yaratmalıyız. Günün belli saatlerinde hiçbir yeni girdi almadan, sadece mevcut verileri işlemek ve sentezlemek için sessizliğe çekilmeli ve zihinsel gürültüleri filtrelemeliyiz.
Zihinsel oruç, şehrin şaşaalı ışıklarını bir anlığına kapatmaktır. Işıklar söndüğünde, gökyüzündeki yıldızlar, yani o en parlak fikirler, görünür hale gelir. Büyük stratejilerin masada değil de duşta, yürüyüşte veya kahve sohbetinde ortaya çıkmasının sebebi de budur. Zihin o an oruçtadır. En güçlü fikirler, gürültü dindiğinde kapıyı çalar. Zihinsel orucu mikro (Gün içinde 15 dakika telefonsuz sessizlik, 30 dakika ekransız yürüyüş) ve makro (Haftada yarım gün teknoloji detoksu, ayda bir gün tam yalnızlık.) oruç olarak planlayabiliriz. Aksi takdirde Duygusal Tolerans Azalır. Ekibinize, iş ortaklarınıza veya ailenize tahammül edemez hale gelirsiniz. Karar Kalitesi olumsuz etkilenir stratejik kör noktalar oluşur. Tıkanmış lavabo gibi akış kitlenir. Yeni ve nitelikli hiçbir vizyon içselleştirilemez, yaratıcılık kaybolur gider.
Daniel Kahneman, “Hızlı ve Yavaş Düşünme” kitabında zihnin iki sistemle çalıştığını söyler. Bir konuya pürdikkat odaklandığımızda “Dikkat Ağı” devrededir. Hiçbir şey düşünmediğimizi sandığımız o dingin anlarda ise beynin otomatik pilotu olan Varsayılan Mod Ağı (DMN) zirve yapar. Nörobilim, zihni serbest bıraktığımızda geleceği ve stratejik hedefleri düşünme sıklığımızın tam 14 kat arttığını kanıtlıyor. Unutmayın, keramet ne Arşimet’in hamamındaki sıcak suda ne de Newton’un başına düşen elmadadır. Eğer bu dehalar, o dinginlik anından önce günlerce o problemler üzerine zihinsel mesai harcamasalardı, DMN modundayken o keşifleri yapamazlardı. Demek ki zihinsel oruç, dolu bir zihnin stratejik demlenme sürecidir.
Zihni sürekli uyaranla beslemek, toprağı hiç durmadan sulamaya benzer. Toprak sürekli sulanırsa tohum filizlenmez, sadece balçık (Sürekli Bildirim ve Sosyal Medya) elde edersiniz. Tohumun çatlaması için su kadar havaya (Sessizlik ve Bilinçli Boşluk) ve sessizliğe ihtiyaç vardır. Sürekli meşguliyeti, üretkenlikle karıştırmamak gerekir.
Zihinsel oruç tuttuğunuzu sanıp elinize telefonu alır ve sosyal medyada gezinirseniz, kendinizi aldatırsınız. Sosyal medya dikkat ağını tetikler ve DMN modunu baltalar. Eğer bu şekilde davranacaksanız, hiç bu işe soyunmayın, gidip çalışın. Tembellik mabedindeki bu asil görevi yerine getirebilmek için %100 adanmışlık şarttır.
En güçlü fikirler, gürültü dindiğinde kapıyı çalar. Zihin, nefes aldığı yerde liderlik eder.
Benim için uzun vadede başarı, “sürdürülebilir bir mutlu olma” halidir. Bunun yolu ise elimizdeki fırçayı iyi kullanıp, hayatımızı ve kariyerimizi her renge hakkını vererek boyayabilmekten geçer. Tahterevallinin iki ucunda oturan disiplinli çalışma ve zihinsel orucun dengesini tutturabildiğinizde, yönetimin ağır yükü dengelenecektir.
Kendinize ve zihninize bir iyilik yapıp stres denizinde nefes alacak huzurlu adaları yaratın.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medyada Paylaş

Popüler Yazılar

Bunları da sevebilirsiniz
Bunları da sevebilirsiniz

İşe İade: Kağıt Üstünde Bir Hak mı, Yoksa Bir Maliyet Unsuru mu?

Türk iş hukukunda “iş güvencesi” ve buna bağlı “işe...

Bayram Dönemlerinin Tüketim Döngüsüne Etkisi

Bayram yaklaştığında sokakların havası bir anda değişir, değil mi?...

Cumhuriyet

“Demokrasi Karşıtlığı” başlıklı çalışmamın ilk bölümü, gazetemizin önceki sayısında...

Bazen İnsanı Hayat Değil, Beklentileri Yorar

İnsan hayatında en çok ne tarafından yorulur diye düşündüğümüzde...